Siyaset Mecliste yapılacaktı! Ali ERDOĞAN

Siyaset Mecliste yapılacaktı!

aAli ERDOĞAN

Demokrasiyi özümsemiş ülkelerde parlamento vardır. Kuvvetler ayırımı, olmazsa olmaz koşuludur ve muhalefet vardır. Yönetimde bir antidemokratik durum görüldüğünde, muhalefet hükümeti çeşitli demokratik yollarla mecliste eleştirir. Mecliste yollar kapalı ise, muhalefet gurubu bu olumsuzlukları sokakta halka anlatır. Halkı bu mücadeleye ortak eder.

Başta CHP olmak üzere tüm muhalefet, Ankara’dan İstanbul’a kadar günlerce süren bir yürüyüş yaptı, ADALET İSTİYORUZ diye. Eğri oturup doğru konuşalım, CHP, CHP olalı böyle bir muhalefet yapmadı. Zaman zaman eleştirdiğim Sayın Kılıçtaroğlu başta olmak üzere bu eylemde emeği geçen herkese şükranlarımı sunarım.

Şapkamızı önümüze koyup, vicdanımızın sesine kulak verirsek; uluslararası kurumların ülkemiz için yayınladıkları raporlarına baktığımızda, ülkemizden adaletin olmadığını ve kuruluşlardaki üyelik statülerimizi donduracaklarını – askıya alacaklarını beyan ediyorlar.

Sayın Kılıçtaroğlu ülkede olmayan adaleti aradığı için, yerden göğe kadar haklıdır. Fakat bir aması var: “el için yanma nara, yak çubuğunu bak sefana” özdeyişini öylesine özümsemiş ki, devletin uçakları 34 vatandaşı paramparça etti; yıllardır failleri adalet önüne çıkarılmadı. CHP’nin aklına adalet aramak gelmedi. Sur başta olmak üzere bir çok kasaba, belde devletin tank ve dozerlerle yerle bir edildi. Halk göçe zorlandı. Yüzlerce vatandaş kimyasal silahlarla öldürüldü. Daha bir ay önce Sur’un enkazında torba içerisinde bir insan cesedi çıkarıldı. Öldürülen kadın cesedi çıplak olarak şehirde gezdirildi. Kılıçtaroğlu’nun aklına adalet aramak gelmedi.

Milletvekillerin dokunulmazlıkları meclise geldiğinde, Sayın Kılıçtaroğlu “Milletvekillerin dokunulmazlıkların kaldırılması Anayasaya aykırıdır. Ama evet diyeceğız” diyerek adaleti o zaman kendisi çiğnedi.  Herkes biliyordu ki, bu işlem sadece HDP milletvekilleri içindi. Yukarıda sıraladığım adaletsizlikler son damla değilmiş, kendi milletvekillerine dokunulunca son damla olmuş. Güldürmeyin insanı. Yapılan bu gezi esnasında HDP Genel Başkan’ı Sayın Selatin Demirtaş’ı ziyaret edip gönlünü alsaydı, yürüyüş daha görkemli olurdu ve 2019 seçimleri için demokratik bir zemin oluşurdu. Tüm halkları kucaklamak isteniliyorsa bu eksik giderilmeli, hilesiz hurdasız demokratik bir muhalefet oluşturulmalı ki, tüm halklar birlikte halayda, horonda sahada kucaklaşsın.

Sayın Meclis Başkanı, Gurubu olan siyasi partilere bir yazı göndermiş: “darbeyle ilgili oturumda, partiler adına onar dakikalık konuşma yapılacak. Konuşma metni önceden bize gönderilecek” demiş. Bu ne anlama geliyor? Hoşumuza gitmeyecek konuşmaları yapmayacaksınız, yaptırmayacağız demektir. Hangi ülkelerde muhalefetin yapacağı metin iktidar tarafından denetime alınıyor? Demokrasilerde böyle bir uygulama var mıdır? Bu uygulama hangi rejimlerde olur, sayın okurlar?

Sayın Kılıçtaroğlu’nun yaptığı “Adalet” yürüyüşüyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanı verdiği TV beyanatında: “Milleti ve devleti tehdit eden Kılıçtaroğlu sokağa çıkamaz hala gelir” dedi. Bu iki anlama gelir: Bir: Yaptığı iş edep dışıdır. Utancından sokağa çıkamaz. Kılıçtaroğlu’nun “Adalet” arayışı yanlış olsa bile, utanılacak bir yanı yoktur. İki: Seni bir yolla cezaevine tıkarım, sokağa çıkamazsın anlamı çıkıyor. Bekleyip göreceğiz.

İç tüzük komisyonunda, meclisin noter görevini görmesi için benzer şeyler getiriliyor. Mecliste denetim yok edilmek isteniliyor. Muhalefetçe, geçmişte yapılan katliamları mecliste gündeme getirmek yasaklanmak isteniliyor. Örneğin: Dersim, Sivas, Maraş, Çorum, Koçgıri ve Roboski katliamlarını gündeme getirmek yasaklanıyor. Anlaşılır bir dille söylersek: Kürt coğrafyası, Kürt insanını ve Alevi’yi anımsatan tüm tanımlamalar meclis çatısı altında dile getirilmesi yasaklanıyor. Bunun adına da çağdaş demokrasi deniliyor.

Yöneticilerimiz, “siyaset mecliste yapılır” diyorlar. Bu yöntemle mı yapılacak?

elbistanliali1944@fsmail.net