DOSYA KOÇGİRİ - 1921 Koçgirililer halen yargılıyamıyorlar. Teşkilat-ı Mahsusa'cı Laz Topal Osman Ağa, Arnavut Sakallı Nurettin Paşa ve Koçgiri jenosidi
İsmet İnönü, Topal Osman, Mustafa Kemal – Angora (Ankara)
T.C.ni şekillendiren İttihat-ı Teraki Partisi’nin sivil ve asker kadroları, kendilerinin yöneticileri, kadroları oldukları “özel örgüt” adı verilen Teşkilat-ı Mahsusa'nın, falliyetlerinden, falliyet alanlarından, faaliyetlerinin sonuçlarından bahsetmemeyi uygun gördüler.
İttihatçılar, 1908 askeri darbesini izleyen diğer yıllardaki darbelerle sistemi ve kendilerini güvenceye aldılar. Devlet yönetme tutkuları, kurdukları rejimi yaşatma amacı, bireysel çıkarları, bunu gerektirdi. Teşkilat-ı Mahsusa adlı özel örgütlenme saklandı, gizlendi, gizleniyor. Özel örgütlenmeden bahsetmek, göçertmelerden, katliamlardan, işkencelerden, tecavüzlerden, zorla alıkoymalardan, suikastlardan, talanlardan, soygunlardan, gasptan bahsetmektir. Teşkilad-i Mahsusa ile ilgili dökümanlar, bilgiler, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivi'nde korunmaktalar.
Ben Teşkilad-i Mahsusa yönetici ve militanlarının Koçgiri’yi ilgilendiren kesimine değineceğim. Niye değinme gereği görüyorum? Koçgiri halkı halen 1921 jenosidini gerçekleştirenlerin hazırladıkları ve bölgeye sundukları psikolojik savaşın boyutlarını analiz edemiyor. İnternet sayfalarına girdiğim de klasik cümlelerle karşılaştım. Koçgirililer T.Osman’ı, Nurettin Paşa’yı bağlı oldukları merkezler itibarıyla sorgulamayı öğrenemelidirler. Sorgulayabilmelidirler.
Laz Topal osman; (1881 veya 1883 - 02.4.1923)
Giresun'un Hacihüseyin Mahallesinde doğar. 1912 yılında bir birlikle Balkan savaşına katılır. Çatalca hattında çete olarak savaşır. Orada sağ ayağından yaralanır. Bu yaralanmadan dolayı topal sıfatını alır.
Laz Topal Osman, Teşkilat-ı-Mahsusa’nın Pontos’daki en önemli simalarından birisidir. Osmanlı İmparatorluğunu yöneten İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri, 1.Dünya Savaşı sürecinde çete örgütlenmelerine giderler. Hapishanelerdeki insanları zorla eğitime tabi tutarak çete olarak yetiştirirler. Bunları savaş olan, olmayan alanlarda, soykırımlarda kullanırlar. Pontos’da Rum ve Ermeni halklarına yönelik olarak jenosid suçu işleyen T.Osman ve arkadaşları için Kafkas cephesi yeni bir deneme alanı olur. Gayr-i nizami harbin gereklerini orada da yerine getirir. Teşkilat-ı Mahsusa II’de görev alan çeteler, kafkas halklarına ve karadeniz dolaylarındaki halklara karşı savaş suçlarını oluşturan eylemler gerçekleştirmeyi devlet hizmeti olarak algılarlar. T.Osman çeteleriyle birlikte Teşkilat-ı-Mahsusa II emrinde görev yaptığından eylemlerinden dolayı ödüllendirileceğinden emindir.
Yıl 919, 1.Dünya Savaşı bitmiştir. Ittihat-ı Teraki Partisi yöneticileri jenosidler gerçekleştirenler olarak jenoside uğrayan halkların baskıları sonucu Konstantinopl’da kurulan mahkeme de yarğılanmaktadırlar. Ittihad-ı Terakki Partisi’yle ilişkisi olanlar kendilerini gizleme gereği duyarlar.
Yeni isimler altında örgütlenirler.
Osmanlı sömürgesi olan memleketlere göre cemiyete isimler verilir. Ittihad-ı Terakki Partisi kadroları, Trakya’da; Trakya-Paşaeli, Kürdistan’da; Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti, Pontos’un Trebizonda vilayetinde Muhafaza-i Hukuk cemiyeti adlarıyla örgütlülüklerini faaliyetlerini sürdürürler. Konstantinopl’da; Trebizonde ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti vardır. Bu cemiyetin yöneticilerinin görevlendirdiği kişiler Of ilçesiyle Rize yöresinde şubeler açarlar. ( G.M.K.Atatürk, Söylev, cilt I-II, Çağdaş yayınları, s.36, İstanbul, 27 bası Temmuz 1995 )
Teşkilatçı T.Osman’da, Giresun Müdafaa-i-Hukuk Cemiyeti'ni kurar. Aynı zamanda da gönüllü müfrezesiyle, o günkü derin devletin diğer üyeleriyle birlikte bölgede suç işlemeye devam ederler. T.Osman, Şubat 1918'de Giresun Belediye Başkanı olur. T.Osman hem Giresun Belediye başkanı, hem de Giresun Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanıdır.
Konstantinopl’da, teşkilatçılar Ay-Yıldız isimli bir örgütlenmeye giderler. Bu örgütlenmede görev alanlar osmanlı padişahına görüş ve istek bildiriminde bulunurlar. Bunun üzerine Padişah Vahdettin M.Kemal’i görevlendirir. Padişah tarafından bizzat görevlendirilen ve teşkilatçı arkadaşlarıyla birlikte ingiliz vizesi alarak yola çıkan Mustafa Kemal Pontos'a varır. Pontos, Batı Ermenistan, Kürdistan kendisinin çalışma alanları olacaktırlar.
A.B.D. Eski Türkiye Büyükelçisi Général Sherrill, M.Kemal`le görüşür. M.Kemal kendisi Padişah Vahdettin ile olan görüşmesini, görevlendirilmesini şema halinde kagit üzerine çizerek anlatır. P; cam, S; sultan, O; M.Kemal`i işaret ediyorlar.
(Général Sherrill, A.B.D. Eski Türkiye Büyükelçisi, Adam-Eser-Memleket,
Plon Yayınevi, s.48, Paris, 1934)
Mustafa Kemal, Samsun'a vardığında hangi ittihatçı-teşkilatçıyı nerede, hangi cemiyette bulacağı bilgisine sahiptir. T.Osman'la haberleşir. 29 Mayıs 1919’da Havza'da, T.Osman'la görüşür. T.Osman’a talimatlar verir. Teşkilatın çalışma kuralı; geride bilgi, belge bırakmamaktır.
Konstantinopolis Hükümetinin resmi görevlisi, ordu müfettişi olan M.Kemal, hem ordu mensubu, hem de mülki amir yetkileriyle Pontos’a gönderilmiştir. Yani askerdir, siyasal bilimler mezunlarının yaptıkları idari görevde kendisine verilmiştir. Laz T. Osman da, hem çete lideri, hem belediye başkanıdır.
T.Osman, bu görüşmeden sonra, M.Kemal’den aldığı emirleri uygulamaya başlar ve çok daha rahat şekilde eylemler gerçekleştirir. Kendisinin kullandığı yöntemler tümüyle derin devletin, bugünkü JİTEM-JİT’in çalışma tarzını sergiler.
1919’da, İttihat-ı Teraki Partisi yönetici ve üyeleri, 1.Dünya Savaşı sürecinde Ermeni halkına yönelik olarak uyguladıkları soykırım ve sürgünlerden dolayı Konstantinopolis Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanırlar. T.Osman’da gıyabında yarğılananlar arasındadır.
O, Mirliva Süleymaniyeli Kürd Mustafa’nın da üye bulunduğu mahkeme heyeti tarafından Ermenilere yönelik uygulamalarından dolayı idama mahkûm edilir. Kendisi, Pontos’dadır. Çete örgütlenmesiyle bölgesindeki halklara zarar vermeye devam eder. Yakalanamaz! Çünkü teşkilatçılar tarafından korunur. İdam mahkumiyeti almış olmasına rağmen 8 Temmuz 1919'da kendisi hakkındaki tutuklama kararı bizzat Padişah Vahdettin tarafından kaldırılır, kendisi af edilir. Bu affı sağlayan kişi Mustafa Kemal’dir. M.Kemal, tüm yetkileri de kendisine iade ederek, tekrar Giresun belediye başkanı olmasını sağlar. Giresun'a geri dönen gayr-i nizami güçler komutanı yeniden Muhafaza-i-Hukuk Cemiyeti başkanlığı görevini de yapar. O, Şubat 1919 da Muhafaza-i Hukuk’nin Giresun Şubesini kurmuştur. İlk başkandır. Bunun yanı sıra basına da el atar. Gazete yayınlamaya başlar. Propağanda amaçlı, Türk-İslam ideolojisini yayıcı yayınlar yapılır. Bu gazete Angora hükümetinin Karadeniz bölgesindeki propaganda aracıdır. Bir müddet yayınına devam eder.
Pontus’a, Kürdistan’a görevli olarak gönderilen Mustafa Kemal'in karaya çıkar çıkmaz görüştüğü kişiler, teşkilatçılar örgütlenmelere devam ederler. Sivas ve Erzirom kongrelerini Teşkilat-ı Mahsusa mensupları organize ederler. Osmanlının bütün imkanlarını kullanırlar. İttihad-ı Teraki Partisi’nin kurduğu bütün yan kollar, birimler, gizli örgütler Türk-İslamcı kongre’nin çatısını oluştururlar. İttihatçılar, kendilerine karşı çıkan insanları susturmak, öldürmek, kongre de etkisiz hale getirmek görevlerini aksaksız sürdürürler. T.Osman, Erzurum kongresi için temsilci gönderme yetkisine de sahiptir.
15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa Serhat bölgesinde görevlidir. Görevi Ermeni halkının özgürlük istemine karşı Osmanlı-Türk ordusunu yönetmektir. Her zaman olduğu gibi düzenli ordunun yanısıra çeteler de görevlendirilmişlerdir. T.Osman biraraya getirdiği gönüllü çeteleri Kars’a gönderir. Angora şekillendirilmeye başlanılan askeri dikta, rejim suçlu olarak görüp hapse tıkadığı kişileri, hapisten salarak, eğiterek cepheye savaş suçları işlemeye göndertir. Bu kişiler sadece Hristiyan inancından olan insanlara değil, geçtikleri alanlardaki Müslüman, Mitra-Zerdüşt-Rîya Heq inancından olan insanlara yönelik de suç işlerler.
M.Kemal, kendisi gibi hem asker, hem de sivil görevli olan T.Osman’ı Angora'ya çağırtır. T.Osman, 12 Kasım 1920'de derin devletin yeni merkezinde, M.Kemal ile görüşür. M.Kemal’in isteği üzerine Pontos'dan topladığı 100 kişilik seçme çeteyi, muhafız grubu olarak Angora'daki teşkilatçı başkanını korumakla görevlendirir. Çetelerden muhafız alayı oluşturulur. Giresunlu savaş suçlularından, gayr-i nizami harbin kadrolarından oluşturulan bu muhafız alayı, M.Kemal’in ilk muhafız birliğidir. Sayı 100 den, 250 ye çıkarılır. Çeteler M.Kemal’i ve B.M.M. ni korurlar. T.Osman, M.Kemal’den aldığı talimat üzerine Muhafız Birliği’nin yönetimini Giresunlu milis komutanı Mustafa Kaptan’a bırakır.
Kendisine yeni bir görev verilmiştir. Giresunlu milis, çetelerden 42. ve 47. Alayları oluşturmak. 1921 ocak ayında gönüllü alayları oluşturmaya başlar. 42. Giresun Gönüllü Alayı’nın üst sorumlusu Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı H.A.Alpaslan’dır.
47. Giresun Gönüllü Alayı’nın komutanı da T.Osman’dır. T.Osman ; Giresun Belediye Başkanı, Giresun Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı ve oluşturulan alayın yöneticisidir. Çete reisi T.Osman düzenli ordu çalışmalarına dahil edilmiştir. 42. Ve 47. Alayları, 5.000 kişilik güç Angora hükümetinin emrinde, hazır kuvvettirler.
M.Kemal, İ.İnönü bütün yetkileri bir merkezde, kendi denetimlerinde toplayabilmek için düzenli orduya geçmeyi düşünürler. Kuvay-ı Milli ismi verilen milis örgütlenmesi ve diğer benzer örgütlendirmeler tasfiye edillip, yeni isimlerle, düzenli ordu örgütlenmesine gitmeyi hedeflerler. Bu istek pratiğe konulur. İlkin kendisinden çekindikleri Kuvay-ı Milli’ye komutanı Çerkez Edhem’e yönelirler. Meclis de “Milli Kahraman“ ilan edilen bu şahsiyeti ve kardeşlerini özel komplolarla kaçırtırlar. Rakip olabilecek kişileri tek tek saf dışı bırakılırlar. Merkez Ordusu oluşturulur. Komutan Arnavut Sakalli Nurettin Paşa`dir. Laz milis-çetelerini de gönüllü alay adı altında denetime tabi tutarlar.
Asagıdaki çizimler Kocgiri`deki saldırı alanlarını, günlerini belirtmekteler.
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
T.Osman’a, komutasındaki 47. Gönüllü Alayı veya diger adıyla Giresun Gönüllü Müfrezesi ile 1921'de, Koçgiri’de, Kürd ulusal kurtuluş hareketinin bastırılması için görev verilir. Gönüllü alay mensubu çeteler, Balkan savaşlarında, 1.Dünya Savaşı sürecinde, Pontos’da, Ermenistan’da, Kürdistan’da, Kafkas cephesinde edindikleri bütün tecrübeleri Koçgiri’de uygulamaya korlar.
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
Merkez Ordusu Kumandanı Arnavut Sakallı Nurettin Paşa, Angora’daki yetkililere, T.Osman’dan övgüyle bahseder. O, Kürd ulusunun evlatlarına yönelik soykırımda başarıyla görev yapmıştır. Kanlı pratikler sergilenir. Toplu öldürmeler, tecavüzler, yakmalar, talanlar, bayan kaçırmalar gerçekleştirilir.
1.Dünya Savaşı sürecinde İttihad-ı Teraki Partisi’nin yaptığı düzenlemeyle, jenosid uygulanan bütün alanlarda el konulan zenginliklerin partiye verilmesi mecburi kılınır. Bu zenginlikleri çalan, partiye vermeyen askeri ve idari yöneticiler cezalandırılırlar. Bu düzenleme 1921’de de geçerliliğini korur.
M.Kemal ve çalışma ekibinin emirleriyle Koçgiri’ye doğru saldırıya geçenler, Koçgiri’den götürebilecekleri bütün taşınır zenginliğe el korlar. Kürd halkının emeği, değerleri paylaşılır, devlete gelir yapılır. Laz alaylarının, kendileriyle birlikte götürdükleri “35.000“ hayvan sadece bilinen sayıdır. O dönem de Trabzon limanından Rusya’ya ihracat yapılmaktadır. O döneme ait arşivlerde bulduğum ve ticari ilişkileri anlatan belgelerde canlı hayvan ihracatının yapıldığı belirtiliyor ve sayılar veriliyor. İhraç edilen hayvanlardan kaç bini Kürdistan’ın Koçgiri bölgesinden, kaç bini Pontos’dan gasp edilmişti ? Sayıyı bilmek mümkün değil.
Bir diğer konu bayanların esir alınmaları, erkekleri teslim alabilmek için kullanılmaları, zorla alıkonulmaları, kaçırılmalarıdır. Laz alaylarının mensupları bayanları da savaş ganimeti olarak görüyorlar. Koçgiri’de esir alınan bayanlardan biri de Alşan Bey’lerdendir. T.Osman bu konu da;.
“Çengerli de üç gün ü gece yattım.
Rukiye Hanım’ı orduya kattım“ diyen kişidir.
Laz alayları mensupları Balkanlar da, Kafkaslarda edindikleri tecrubelerle zoru, şiddeti bir silah gibi kullanıp, bayanlarımızı esir alıp, memleketlerine götürüyorlar. Kaçırılan bayanlar, bu çetelerin evlerinde hapsediliyorlar. Bu bayanlardan bazıları kaçıp, Kocgiri’ye dönmeyi başarıyorlar.
M.Kemal ve teşkilatçı ekibinin karar ve emirleriyle Kocgiri’ye gönderilen Laz çetelerin uygulamaları, pratikleri o dönem de Osmanlı sınırları içinde görev yapan fransız yetkililer tarafından raporlarştırılırlar. Bu raporlar bağlı olunan merkezlere aktarılırlar.
“Topal Osman ve çetesinin Koçgiri üzerindeki zulmü öyle azgınlaşmıştır ki Koçgiri’li Beko özel olarak bu çeteyle savaşmak için görevlendirilmiştir. Beko, Topal Osman çetesini Refahiye yakınlarında kuşatır. Erzincan’dan gelen ikinci alaya bağlı ikinci taburun dağ toplarının yardımıyla Topal Osman ve çetesi kurtulurlar. ( “Osman Aga” in, Bulletin Periodique de la Presse Turque, no 27, Paris 24 - 25 juin 1923, P. 3)
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:1, Türk Istiklal Harbi VI.nci Cilt, Istiklal Harbinde Ayaklanmalar (1919-19219, Ankara, Genelkurmay Basimevi, 1974)
Ebubekir Hazım Tepeyran’ın anılarındaki bilgiler; Ebubekir Hazım Bey Osmanlı bürokrasisinde oldukça önemli görevler yüklenmiştir. Sivas valisi Cemal Bey’den sonra kendisi Mustafa Kemal tarafından Sivas’a vali olarak tayin edilir. Oi, Sivas’a gitmeden önce, Çankaya Köşkünde Mustafa Kemal’i ziyaret eder: " …Ayrılırken bana dedi ki “ Bilmem kendisini tanır mısınız? Merkez Ordusu Kumandanı o yörede bir Nurettin Paşa vardır. Azametli, azametli bir şeydir. Bununla beraber sizin için, kendisine ve gösterişine önem verilecek bir şey değildir.” Tanrım dedim, Sultan Hamid’in yardımcılığında iken İngiliz Abdullah’ın refakatine memur olarak Manastır’a gelmişti..... (....).....7 Mayıs 1921 günü Angora’dan hareket ettim......(....)....Nurettin Paşa’yı ordunun merkezi olan Amasya’da zannediyordum. Sivas’ta bulunduğunu bir olaydan, nedenden dolayı bir gün sonra öğrendim.” (Ebubekir Hazim Tepeyran, Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları, Çağdaş yayınları, İstanbul, 1982)
Ebubekir Hazim Tepeyran Merkez Ordusu Kumandanı Nurettin Paşa ile çalışma alanı, yetki, görev, sorumluluk konusunda anlaşmazlığa düşünce, Nurettin Paşa’nın Koçgiri’de yaptıklarını kısmen sergiler. “ Sivas’ta 2,5 ay kadar süren ikinci valiliğimin hatıraları bu yazdıklarımdan ibaret değildir. Fakat Sivas’a sanki her işi bırakarak, yalnız merkez ordusu kumandanının kanunsuz,zararlı,feci uygulamalarını, hükmünü ve tecavüzlerini ortadan kaldırmaya çalışmak gibi acı bir görev için gelmiştim.....(....).....Yazmadıklarım, yazamadıklarım, yazma eziyetine tahammül ettiklerimden az değildir.
Yazamadıklarımın ne olduklarını o bölge insanları bilirler.... (....) .... Bazı hallerde bir şey yapmak veya söylemek nasıl vatani bir görev ise bazen de bir şey yapmamak, susmak için vicdanını zorlamak eziyetine katlanmak da öyledir....(...)...Nurettin Paşanın yapmış olduğu bastırma harekatının çok fena bir şekilde sonuçlanmış olduğunu Sivas’a geldiğim zaman öğrendim.....(....).....Koçgiri olayından dolayı suçlu, suçsuz bir çok insan öldürülmüş, evleri tahrip edilmiş,malları ellerinden alınmıştı.
Koçgiri olayını bastırmakla görevli olan Nurettin Paşa,görevlendirildiği, kendisine verilen bu görevi düşünülemeyecek derecede çok fazla şiddet, hatta vahşetle bastırdı. Can korkusu ile dağlara sığınarak, otlar yiyerek yaşamak mecburiyetinde kalan erkek, kadın, 132 köy halkının harap köylerine dönerek mahsullerini hasat ederek, hiç olmasa açlıktan ölmemeleri, genel af ilan edilerek korkularının giderilmesi gereğini bir kaç kere içişleri bakanlığına yazdım.
Sırf Nurettin Paşa’nın sakinlikten,olaysızlıktan hoşlanmamasından dolayı, tekliflerim sonuçsuz kalıyor ve halk tahrip olunan evlerini kış gelmeden mümkün mertebe yapmak için merkez kumandanının karşı koymasına bir son verilmesini istiyor ve yalvarıyor ” (Ebubekir Hazim Tepeyran, Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları, Çağdaş yayınları, İstanbul, 1982)
Tepeyranın bir bürokrat olarak açıklamak istemediği uygulanılan vahşet ve katliamlardır. Osmanlı imparatorluğunun asker ve sivil bürokratlarının Kürdistan sorunu söz konusu olduğunda tutumları dikkat çekicidir. Bu kişiler bütün gerçekleri devleti koruma adına devlet sırrı olarak açıklamadıkları gibi, bunların devletin önemli birimlerinde görev yapan yakınları da aynı anlayışla davranmaktalar. Anıları kitaplaştıranların uyguladıkları özel sansürler, yayınevlerinin sansürcülükleri, bilgileri silmeleri de göz önüne alınmalı.
Teşkilatçılar Cumhuriyet Gazetesi’ni kurarlar. Bu gazetenin en önemli şahsiyeti olan Yunus Nadi, Hitlerin doğum günü partisine katılan bir şahsiyettir. Tepeyran’ın torunu olan Oktay Akbal da Kemalisti. Teşkilat-Özel Harp Dairesi-Ergenekon tarafından yönetilen bir gazetenin yazarıydı. Tepeyran’ın anıları torunu tarafından sansürlenerek 1982 yılında yayınlanırlar.
Tepeyran’ın kullandığı, yazdığı cümlelerinin kaçta kaçının kitapta yer aldığını bilemiyoruz. Kitapta var olan haliyle Tepeyran, Osmanlı-Türk devletinin Türk-İslamcı resmi politikasını göz ardı ederek, katliamın tek suçlusu olarak Arnavut Nurettin Paşa’yı gösteriyor. Gerçekleri devletin kutsallığı adına gizliyor.
Tepeyran, bulunduğu mevkiyi kaybetmemek, ya da baskılarla karşılaşmamak için sadece Nurettin Paşa’yı suçluyor olabilir. Ayrıca bu kişinin yaptıklarını Mayıs ayı boyunca Sivas’taki yerel gazetede yayınlattığını belirtiyor.
Nurettin Paşa’nın halkı kendi başına buyruk katlettiğini, zoraki sürgüne yolladığını, mallarına el koydurduğunu, evlerini yeniden yapmalarına izin vermediğini açıklıyor. Nurettin Paşa’yı şikayet ediyor ve “Sözde isyancılar Sivas’ta mahkemeye çıkarılsalardı, iş hallolacaktı ” diyor. Nasihat Heyetiyle ilgili olarakta, Nasihat Heyeti üyelerinin aşiret reislerinden aldıkları güvenceler sonucunda sevinerek, işlerini bitirmenin rahatlığıyla, Nurettin Paşa’nın huzuruna çıkıp rapor verdiklerini, Nurettin Paşa’nın “Buraya kadar geldikten sonra, askeri harekata devam etmenin yararlı olacağı ” düşüncesiyle katliamlara başladığını, Nasihat Heyeti başkanı Şefik Bey’den bizzat duyduğunu söyler. Angora’daki hükümetin, Nasihat Heyeti’nin çalışmalarından haberdar edilmediğini ileri sürer.
Oysa Bakanlar Kurulunun, Merkez Ordusuna ilişkin kararnamesinin 3. maddesi şöyledir: “ Merkez Ordusu Kumandanı bölgesi içinde huzura yönelik konulardan dolayı gerekli gördüğü takdirde, gerek görürse memurlara işten el çektirmeğe yetkili olup, daha sonra üst makamını bilgilendirir. ” Vali Tepeyran, Angora’daki teşkilatçı hükümeti koruyor. 3. maddenin kötüye kullanılmaması için Nurettin Paşa’nın geri çekildiğini belirtiyor.
Oysa olayın mecliste tartışılma boyutu ortadadır. Merkez Ordusunu kim kurdurdu? Nurettin Paşayı kim görevlendirdi ? Mecliste yargılanmasını isteyen milletvekillerini kim tehdit etti ve susturdu ? Yargılanmasını kim engelledi ? Bursa milletvekili olmasını o dönem başkomutan olan Mustafa Kemal neden dolayı engellemedi ?
Ittihatçı-teşkilatçı meclis ekibi, İttihat-ı Teraki Partisi geleneğinden gelmeyen bürokratları kesinlikle görevlendirmiyorlar. Tepeyran, ittihatçı olmasaydı Konstantinopl’dan anadoluya geçmezdi. Kendisi, Mustafa Kemal'in güvendiği bürokratlardan birisidir.
İşin gerçeği, Nurettin Paşa kendisinden istenilenleri yerine getirmiş, görevini başarmıştır. Mecliste Nurettin Paşa ile ilgili verilen karara yönelik olarak derin devletin bir diğer üyesi olan Çerkes Fevzi Çakmak da, Mustafa Kemal'in yanında yer alır ve onu destekler.
Meclisteki tartışmalarda “Laz Alayları”nın binlerce hayvanı kendileriyle birlikte götürdükleri Erzincan milletvekili tarafından açıklanır. Halka ait olan hayvanların ve eşyaların çalındığını Tepeyran’da açıklar.
“Halkın her cinsten binlerce hayvanları alınıp, orduca satılarak, bedelleri de orduca alınıp, hükümet sandığına senetler gönderilmiştir. Bu binlerce hayvanın nerede ve kanunun gerektirdiği şekilde hangi daire veya memurlar tarafından artırma ile satıldığı bilinmiyor.
Nurettin Paşa batıran, yok eden öldürme ve başkalarının mallarına el koymalardan sonra tahrip ettirdiği 76 köyün yeniden inşasını uygun görmeyip köylülerin 16 köyde birleştirilmelerini emretmiştir.
Birbirlerinden saatlerce uzak 76 köyün binlerce insanının yerleştirilmeleri mümkün olsa bile halkın pek uzaklarda kalacak olan otlak ve tarlalarından yararlanma, kullanmalarındaki zorluğa rağmen kumandan paşanın esasen yetkisi dışında olan bu emri ve teklifi içişleri bakanlığınca uygun bulunmadığı halde Paşa ısrar ederek köylerindeki evlerini yeniden yapmak isteyen halkın şiddetle engellenmesini doğrudan doğruya yerel hükümete emretmiştir.
,Nurettin Paşa, hükümetin güvenerek kendisine verdiği yetkiyi pek kötü kullanarak meydana getirdiği facialarla yetinmeyerek Koçgiri ileri gelenlerinden öldürülen veya ölüm korkusundan dolayı dağlarda saklanan kişilerin ailelerini de Sivas’a sürmüştü.




