ZERE’YE AĞIT-2
Ali EKBER
Zere bu kadar derdin,yoksulluğun,acının içinde olmasına rağmen,hayatta olduğuna da şükreden birisidir.Önemli olan Momo’nun da onun yanında sürekli olmasıdır.
Momo;Zere’nin hem eli hemse ayağı gibidir.Her gidilecek yere beraber giderler,özellikle akşamları gittikleri yerlerde sohbetler olur,konuşmalar yapılırdı.
Zere büyük toplumlarda bazen hatalı konuşurdu;beklide Momo’ya öyle gelirdi.
Momo;hemen ona gizlice eliyle dürterek uyarırdı,bu harekete Zere alışmıştı,Momo onun hatalı konuştuğunu ve dikkat etmesi gerektiğini söylüyordu.
Zere;kimselere çaktırmadan,göz ucuyla tamam,tam der onu onaylardı…
Yaşam böylesine bir gün iyi bir kötü devam ederken elbette insandan nelerin her saatin çaldığını,insan göremiyor.
Zere de göremedi,kendisinden büyük olan Momo,ya bir şeyler oluyordu,daha beş dakika önce oraya koyduğu,Küreği Zereye sormaya başlamıştı.
İlk önceleri Zere ona kızıyordu,sen benimle dalgamı geçiyon Momo,daha beş Dakka önce ha oraya koydun ya.
Momo;haa öylemi,demek artık akıl yavaş,yavaş gidiyor,diyordu…
Momo;kendinde bir şeylerin yerinde gitmediğini anlamaya başlamıştı ama hiçbir şey yapamıyordu…
Zere; uzatmadan komşunun okuyan oğluna gitti,tam üç tane mektup yazdırdı.
Birisi Yurtdışınaydı,diğerleri de Türkiye deki büyük oğullarınaydı…
Mektupları alanlar hemen büyük bir merakla,Momoya koştular,bir gün onun hareketlerini denetledikten sonra,kendilerince Alzheimer (unutkanlık)e yakalandığını anladılar.
İkinci Gün yinede yakın kazanının en iyi doktoruna götürdüler,Doktor;Alzheimer’i görmüştü ama bir hastalık daha tespit etmişti.
Bu erkeklerde çok görülen;Prostat kanseriydi…
Doktor;bu yaşlarda bu her iki hastalığın da normal sayılması gerektiğini söyleyerek,elden hiçbir şeyin gelmeyeceğini söylemişti.
Momo’yu tekrar köye getirdiler,durumu Zere ye anlattılar,Zere;burnunu bir çekti,öbür odaya ağlamaya gitti.
Momo;onun eli,ayağı,gözü,sözü,can yoldaşıydı….
Zere; o gece hiç uyumadı,acep bunlar Momaya ne yapardı,yaşamları bundan böyle zor mu olurdu…
Zere’nin korkularının başına gelmesi uzun sürmedi,artık Momo evin arakasındaki tuvaleti bile unutuyordu…
Zere; ağlayıp duruyor,unu gören çocukları onu avutmak için gereksiz olduğu halde Momo’yu
Sürekli doktorlara götürüyorlardı…
Oğullarının da evleri vardı,işleri vardı,onları yalnız bırakmak zorunda kaldılar….
Zere;Momoya bakma yerine her zamanki huyunu devam ettiriyor,her gün ağıtlar yakıyordu..
Artık Momo”nun her hareketi,bir sorun teşkil etmeye başlamıştı…
Bunu Zere de görüyor,çok korkuyordu….
Ya Momo ölürse ne yapacaktı…
Uzun sürmedi,Momo her geçen gün kötüleşmeye başladı…
Zere;artık onun hastalığını anlamıştı,soranlara “unutkanlık” hastalığı diyordu…
Gereken hizmeti yapsa da,Zere çok korkuyordu..
Bu korku,Momo için miydi,yoksa kedisi için miydi pek belli değildi…
Gün geldi;Momo çektiği acılara son vermesi için Allaha dualar etti…
Uzun sürmedi Allah Momo’nun duasını kabul etti,Momo ölmüştü…
Yakın köyler,onu sevenler hep toplandı,Momo’yu Zere’nin görebileceği bir yere gömdüler.
Zere:Böyle istemişti,işte bu ölüm Zere’ye ölen kardeşinden daha ağır gelmeye başladı…
Zere:mezarı görüyor,aş ekmek yemiyordu….
Zaten hasta olan Zere iyice hasta oldu,yatağa düştü..
Daha önceleri Momo için,çabalayan oğulları,kızları bu sefer Zereye koşuyorlardı..
Ama yeterli olamıyorlardı…
Devam edecek…