Skip to main content

Yaradılışın Sırı Cerf'demi Saklı?

Yaradılışın Sırı Cerf'demi Saklı?

 

 

“Bizim davamız bir sırrı mustasırdır,

Ancak bir sırrın öğretilebileceği bir sır,

Sır üstü bir sır(sırrı ala sır), sır içinde

Kapalı kalan bir sırdır.”

Malkum                                                            Malkum                                                                                                           

İnsanoğlu var olduğundan bu yana yaşamın nasıl yaratıldığı konusunda düşünmekte düşünceler, inançlar üretmektedir. İnsanlığın yakın on bin yıllık geçmişine baktığımızda insanoğlunun yaşamın nasıl var olduğu hakkında binlerce, düşünce, inanç yarattığını görürüz. İnsanoğlu var olduğundan buyana yaşamın nasıl var olduğuna dair, inanç düşüce üretmekle yetinmedi yarattığı düşünceleri, inançları değişmez gerçek olarak kabul etti; yarattığı değişmez gerçek olarak kabul ettiği düşünceler, inançlar için mücadele etti yetinmedi yaşamın nasıl var olduğuna dair farklı düşünceler, inan açlarla kanlı kavgalara, savaşlara girdi. Yaşamın nasıl var olduğuna dair yaratılan her düşünce, inanç kendisini doğru ilan etti. Doğruluğunu sonsuzluğa kadar sürdürmek için aklın alamayacağı çılgınlıklar yaptı ama çok geçmeden o düşüncenin, inancın de doğru olamadığı anlaşıldı. İnsanoğlu bu günde yaşamın nasıl var olduğunu düşünüyor, araştırıyor; yeni düşünceler, inançlar üretiliyor. Üretilen bu düşünceler, inançlar kendilerin tek gerçek ilan ederek sonsuzluğa kadar yaşayacaklarını savunuyor. Peki, bu gün üretilen düşünceler, inançlar yaşamın nasıl var olduğunu açıklayabiliyor mu, bu düşünceler söylendiği gibi sonsuzluğa kadar sürecek gerçek mi? Yaşamın yaradılış sırına ulaşıldı mı? Kesinlik hayır.  Bu gün yaşamın nasıl var olduğuna dair yarattığımız düşüncelerin, inançların doğruluğu yüz yıl sonra görülecektir. Nasıl yaşamın varoluşuyla ilgili yüz yıl önce üretilmiş düşünceler, inançlar bu gün bizim için çok ilkel geliyorsa yüz yıl sonra yeryüzünde yaşayacak insanlar içinde bizim düşüncelerimiz, inançlarımız ilkel gelecektir. Yaşamın nasıl var olduğuna dair arayış hep sürüp gidecektir. Bu arayışın neyle nasıl sonuçlanacağı bir muammadır.

 Beklide hiç böyle değildir. Beklide yaşamın sırları biliyordu.

 Metin Aktaş yayınlanan son Romanı Cefr’le yaşamın, varoluş sırlarının peşine düşmüş Alman asıllı Cloadiya ile Hıdır’ın öyküsünü anlatır bize. Anadolu’da yaşayan Alevi mezhebi içerisinde gizli örgütlenmiş bir tarikatın elinde saklı olduğu söylenen sırra ulaşmak için İstanbul’dan Alevi dergâhlarında araştırmaya başlayan Cloadiya ile Hıdır Alevilerin içerisinde gizli örgütlendiği söylenen tarikata ve bu tarikatın elinde ki sırın izini sürerken farkında olmadan kendilerini izini sürdükleri bu tarikatın içerisinde görürler. Onları çok zor dayanılmaz bir sınav bekliyor. Şeriat, tarikat, marifet aşamalarını tamamladıktan sonra tarikatın en son aşaması olan her müridin ulaşamayacağı hakikat aşamasına geçerler. Bu aşamalardan geçerken yaşadıkları olağanüstü olaylar sınavlar insanı mistik âlemin içerisine sürükler. Bu alanda roman olağanüstü bir kurguya sahip.  İnançların örgütlenme ağı içerisine çekerken inançların düşünceleriyle, amaçlarıyla, yaşam tarzlarıyla buluşturarak şaşırtır. Roman iç içe geçmiş sırlarların, bulmacalırın bir araya geldiği çözümsüz bir bulmaca gibidir. Aleviler içerisinde gizili örgütlenmiş tarikatın ve bu tarikatın elinde olduğu söylenen sırrı ararken önümüze çözümü imkânsız kaynağını kadim inançlardan düşüncelerden yaşam tarzlarından alan sırlar, bulmacalar çıkar. Aradığımız şeyin çözdüğümüz sırrın arkasında olduğuna inanarak sırrın çözümü için uğraşırken önümüze yeni bir sır çıkarak yakınlaştığımız sırrın bizden da çok daha uzaklaştığını görürüz. Yola çıktıkları günden itibaren gizli bir güç onları durdurmaya çalışıyor uğradıkları dergâhlarda Pirleri, dedeleri öldürüyor. Bu esrarengiz cinayetleri peşine düştükleri sırrı daha da esrarengizleştiriyor geçmişle bu gün bu günle gelecek iç içe geçerek bizi bilinmezliğin düşünsel derinliklerine alıp götürüyor. Kahramanlarımız Aleviler içerisinde örgütlenmiş gizli tarikatın elindeki sırrı ararken uzun, zor çileli bir mücadeleden sonra aradığı sırrın adını öğrenirler. CEFR. Aleviler içerisinde gizli örgütlenmiş tarikatın sakladığı sırın adı CEF’dir. Neden bu sır binlerce yıldır insanlardan saklandı, korundu?

 Peki, nedir CEFR? Onu esrarengiz, ulaşılmaz kılan nedir? Mezopotamya’nın bu kadim sırını araştırırken kendimizi yaradılışın bitimsiz tartışmasının içerisinde buluruz.  Tartışmalar, sorular bizi alıp bilinmezliğin sonsuz derinliklerinde dolaştırır. Sorular yeni soruları yaratır. CEFR nedir? HZ Muhammed’in eline nasıl geçti? HZ Muhammed neden CEFR’i insanlardan sakladı? Her şeyden önemlisi kadim efsanede anlatıldığı gibi daha önce HZ İbrahim’e, HZ Musa’’ya HZ İsa’ya güç verdiği söylenen sır, güç müydü HZ Muhammed’in ölüm döşeğindeyken HZ Ali’ye teslim ettiği söylenen CEFR? Bu nasıl bir şeydi ki onu eline geçiren milyonlarca insanı yönetme, yönlendirme gücüne ulaşıyordu?  Böylesine güçlü esrarengiz olan CEFR maddi bir nesnemiydi yoksa bir ütopyamıydı?  İslam dini içerisindeki kavgaların, savaşların hesaplaşmaların arkasında ki asıl neden bu kadim sırra CEFR’ e ulaşma mücadelesi miydi? Roman kendi alanında bir ilktir.  Okuduğunuzda düşüncelerinizde derin yarıklar açar, bu güne kadar doğru bildiğiniz birçok şeyi yerle bir eder. Uzun süre tartışılacak, tartışmalara yol açacak güzel bir roman yazmış Metin Aktaş.  Yalnızca düşünsel alanda değil inançsal alanda da bu güne kadar doğru bildiğimiz birçok şeyin doğru olmadığını gösterir bize. CEFR’in izinde tarihin geçmişine yaptığımız yolculuk aslında geleceğimize yaptığımız bir yolculuk olduğunu öğrendiğimizde şok oluruz. Çünkü gelecek geçmişin kadim derinliklerinde saklıydı. Cefr geçmişten geleceğe taşınan bir sırdan, muammadan çok insanlığın geleceğiydi. İlginç, farklı bir roman. Sadece tarihi bir roman değil tartışılacak siyasal, felsefi mesajlarla dolu bir arayış bir gelecek romanıdır Cefr. Doğunun mistik yaşamının deriliklerine yapılan bir yolculuktur.          

 Biliyorum soracaksınız Cloadya ile Hıdır mistik dünyanın derinliklerine yaptıkları bu derin yolculukta aradıkları sıra CEFR’e ulaşacaklar mı? Bu sorunun yanıtını benden alamayacaksınız. Bu sorunun yanıtını CEFR romanında rayın. Çünkü bu sorunun kendiside bir sır.

 Romanın adı CEFR,  yazarı Metin Aktaş ,Doz yayınları

                                                         Yaba dergisi