Yahudi Düşmanlığı
Ali KUTLU
Batılıların Ortadoğuya müdahaleleri Aristolesin öğrencisi Filip'in oğlu Mekodonya kralı büyük İskenderin doğuya seferi ile başlar. Fırat'ın kıyılarında Pers kralı Darius ile karşılaşan İskender'in kuvetlerine barbarlar diye hitap edilir.
Talan, zulüm ve vahşeti temsil ederlermiş.
Pers'ler, Med'ler, Arap'lar, Ermeni'ler, Keldani'ler, Musavi'ler, ve Firavun'lar ise sanatın, kültürün, ticaretin zirvesinde oldukları için, medeniyeti temsil ederlermiş. Bozguna uğrayıp, ailesini terk edip kaçan Darius'un çadırını ziyaret eden İskender, çadırdaki ihtişama büyülenir. Çevresindeki komutanlarına, "İşte kral böyle yaşamalıdır" diye hayranlığını belirtir.
Ortadoğu ve Hindistan'a kadar ilerleyen İskender, Samranis'in Babilin'i ve Persler'in başkenti Persepolis'i talan eder.Elde ettiği ganimetleri batıya gönderir ve Persepolis'i yakar. Onların ardılları olan Romalılar'ın işgalleri başlar. Onların Ortadoğuya kendi politikalarını uygularlar. İsa peygamberi, bizzat Romalılar'ın çarmıha germelerine rağmen, daha sonra İsa'nın ölümünden Yahudiler'i sorumlu tutup, Yahudi toplumunu yerlerinden, yurtlarından sürgün ederler. Esas olarak Ortadoğuya nifak, bölücülük, tanrının gönderdiği üç peygamberin ayetlerinin işlerine geldiği gibi yorumlayıp, tarihten günümüze kadar batılılar ve onların işbirlikçileri vasıtasıyla tiranlar, diktatörler halkları bölüp, parçalayıp birbirine düşman ettiler.
Kutsal inançlar adına savaşlar yaptılar ve kanlar döktüler.
Çağımızın 21.yy'da sağduyunun, aklın ve bilimin öncülüğünde değilde, duygularının etkisinde politika yapanlar, analizlerinde objektif olamazlar. Kafalarını tarihin köhnemiş düşünce akımlarına kilitlenmiş kişiler, her olayın karşısında aynı reaksiyonu gösterirler.
Türkiye'nin başbakanı Kürdistan'da çocuk, kadın, yaşlı gözetmeden gösterilere katılan kitleye saldırı emri verirken, Filistin'li çocuklar için gözyaşı döker. Uluslararası bir konferansta hızını alamayıp, Nobel barış ödülü almış bir şahsiyeti katillikle suçlar. Bu tavır gerici politikacının tavrı değildir. Bu tavır gerici İslamın Yahudilige karşı köhnemiş bir tepkisidir.
Seksenlerde kültürel bir gecede, tesadüfen karşılaşdığım Yahudi asıllı bir İsrail'li, benim Kürd olduğumu öğrendiğinde bana şunu sordu: "Beni bağışlayın ben Kürd'leri anlayamıyorum. Sizin topraklarınızı işgal eden, kimliğinizi inkar ve halkınızı katleden Arap'lar, Pers'ler ve Türk'ler olmasına rağmen, yinde siz bu halklara kardeş diyorsunuz. Oysa tarihten günümüze, Kürd'lere hiç bir zararı dokunmamış Yahudiler'e karşı, Araplar'la birlikte savaşıyorsunuz",... Dedi.
Malesef bu sözler karşısında verecek cevabım yoktu. Bu yalnız Kürd'ler açısından böyle değildir. Türkiye'nin genelinde böyledir. Son dönemlerde, Filistin-Yahudi çatışmasında değişik kesimlerden değişik tepkiler geldi. Bu tepkileri anlamak güç. Zira kendi ülkesinde azınlıklara yönelik katliyam derecesinde olaylar yaşanır, ruhları duymaz, daha ziyade üç maymanu oynarlar. Şayet hedefte Yahudi'ler varsa sağcısı, solcusu ve İslamcısı sokaklara dökülür anti-emperyalist maskesi altında özünde Yahudilige olan kinini kusar, "Efendim Hamas'ı halk seçmiş, Filistin halkının iradesine saygı göstermek gerekiyormuş, dolayısı ile Filistin otoritesini desdeklemek gerekiyor". Oysa tarih halkın seçtiği birçok faşist-dinci iktidarlara tanıktır. Hamas'a gelince: Küçük çocukları, Yahudi düşmanlığı ile eğitip bütün Müslüman alenine Yahudilige karşı cihad çağrışı yapan, yeterli otoriteyi sağlasa şeriyatı uygulayacak, böylesi İslamo-faşit bir hareketi, Filistin halkının menfaatlerini savunduğunu sanmıyorum. Bölgenin en eski halkı olan Yahudi'ler, özgürce bölge halklarıyla kardeşlik, dostluk bağları içerisinde yaşama hakları kutsaldır. İsrail devletinin bir çok politikasını onaylamayabiliriz. Herşeye rağmen, bölgede batı demokrasisinin uygulandığı örnek ülkedir. 4-5 milyon nüfusu olan bu ülkede, Filistin halkı ile barış ve dostluk mitingleri düzenlendiğinde yüzbinlerce insan katılıyor. Aynı miting aynı alanda Filistin'de yapılsa kaç Filistin'li katılır?. Hatta böyle bir miting yapmaya kimsenin cesareti olabilirmi?. Dahası İsrail devletinin binlerce Arap asıllı vatandaşı var. Bunların can güvenlikleri sağlanıyor, parlementoda temsil ediliyorlar, özgürce kendilerini ifade ediyor ve kültürlerini yaşıyorlar.
Tekrar ediyorum. Anti-Yahudilik bölge halkına bir şey kazandırmaz. Sadece bölgedeki gerici Arap rejimlerinin ömrünü uzatır. Oysa çağdaş ve modern İsrail halkıyla dostluk, bölge halklarına çok şey kazandırır. Sorun Arap ve Yahudi toplumunun karşılıklı, eşit haklara saygı göstermekle çözülür.