Skip to main content

Ulusal Var Oluş ve Milliyetçilik

Ulusal Var Oluş ve Milliyetçilik
Ali KUTLU

Bu seçimlerde başta demokrat hiç bir özelliğifotocumhur1.jpg olmayan,devletçi,demokrasi karşıtı, tutucu,oligarşik bürokrasinin sözcüsü,militarist, farklılıklara tahammülü olmayan, azınlık düşmanı faşist sağcı CHP olmak üzere tüm düzen partilerinin propağandalarında işledikleri esas konu milliyetçilik ve halklar arası düşmanlık.Bu uğurda şahlanışa geçtiler.Kimileri vatan için canını-malını hattaTürk kanı taşıyan herkesi vatana feda etme yarışına girdiler. Bir yandan da Güney Kürdistan'a işgal planları, talan hesapları yapıyorlardı. Hesapları geri tepti,halktan bekledikleri desteği bulamadılar.

Diğer yandan azınlık bir kesim Türk aydın çevresi ve Kürt kimliğinden utanan Türk olmayıda bir türlü başaramayan belli bir kesim Kürtlerin tavrı ise "biz Türk milliyetçiliğine de Kürt milliyetçiliğine de karşıyız, biz demokratız, biz enternasyonalistiz" gibi soyut laflarla kendilerini ülkedeki esas sorunlardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Varlığı inkar edilen bir ulusa sahip çıkmaktan kaçınan bir zihniyetle nasıl enternasyonal olunurmuş anlamış degilim.

Türk milliyetçiliğine ve Kürt milliyetçiliğine karşı olduğu söylemini iyi niyetle söyleyenler ve kötü niyetli demogoji yapanlar var. Hangi niyetle söylenirse söylensin bence yanlış bir söylemdir. İyi niyetli söylem ulusal hakların savunulmasını ırkçılıkla karıştırıyor; kötü niyetli söylem ise milliyetçiliğin ve yurt severliğin arkasına sığınarak ırkçılık, kafatasçılık yapıyor. Her milliyetçi tabiki ırkçı degildir. Irkçılık milliyetçiliğin uç noktası ve istismarıdır. Zamana, şartlara ve milletlerin konumuna göre degişir. Bu anlamda Kürt milliyetçisi olmakla  Türk milliyetçisi olmak aynı anlam ve öneme sahip degildir. Ezilen bir halkın kendi kaderini tayın hakkını savunmada hataları ve eksikleri  olmuş olabilir.Bu bahane edilerek ezilen ve varlığı inkar edilen bir halkın davası görmezlikten gelinemez. Ertelenemez. Her halk kendi orijin yapısıyla konuşma, düşünme,egitim,inanma ve yaşama hakkına sahiptir. Bu hakkın gasp edilmesi insanlık suçudur. Atalarımızın, dedelerimizin içinde büyüyüp yaşadığı tarih, kültür,dil,örf ve adetlerimizin üzerinde yeşerdiği topraklarda halkının menfaatlarini bir bütün olarak toplumsal değerlerini herşeyin üstünde tutan kişiler toplumsal hareketlerin bu uğurda vermiş oldukları çaba başka halklara karşı üstünlük veya düşmanlık anlamına gelmez.
 
 Bir an için hayal edelim. Türkiye'nin komşuların'dan herhangi bir devlet Türkiye'yi işgal etse.Türk dilini, kültürünü yasaklasa,aydınlarını bölücü, politikacılarını teroristlikle suçlasa, kimini ceza evine kimini sürgüne gönderse, işgal ettiği halkın yönetimini yani yasama, yürütme, yargıyı bir başçavuşun vicdanına terk etse, minik çocukları ailelerinden kopararak askeri kışla görünümlü yatılı bölge okullarında çocukların ana dili olmayan yabancı bir dille egitmeye çalışsa, ağlayıp "annemi istiyorum" diyen 7 yaşındaki yatılı okul okuyan çocuğa egitimci mi , zindan zebanisimi olduğu belli olmayan, katil suratlı öğretmeni tarafından azarlanarak "sus lan or...u çocuğu oku da adam ol" diyen öğretmenler tarafından kendi kimliğine yabancı aile terbiyesinden yoksun,anne ve babanın sıcak ilişkilerinden mahrum,düşünmeleri yasak, yaratma yeteneği olmayan birer robot yetiştirilse. Egemenin deger yargılarını, sembollerini zorla kabullendirip sevdirmeye çalışsa, kendi soy kırımlarını zafer, mazlum halkların kanları ile boyanan bayraklarını zorla insanların ellerine tutuşturarak sevdirmeye çalışsa. Ulusunu katledenin resmini Atan diye evinin baş köşesine astırsa. Bu acı gerçekler karşısında sağcısı-solcusu  bütün Türkiye halkı buna direnmez mi? Direnmesi de gerekmez mi?

Görüldüğü gibi hayal etmesi bile ürkütücü olan Kürtler için hayel degil. Asırlardan beri yaşanan acı bir gerçek. Hangi dinden, mezhepten ve milletten olduğumuz önemli degil. Sağ duyu sahibi her insanın insanlığın tabiatına aykırı bu mezalimi kabullenemez. Kürt halkının bu uğurda vermiş olduğu mücadele milliyetçilik ve ırkçılık olarak değerlendirilemez.

"Soysuzun onuru yoktur. Onun için suçlarının cezasını onun bedeni çeker. Bir soylunun, onun ruhu demek olan onuruna işkence yapılır. Aşağılama, utanç, onun için iskence aletinin yerini almaktadir"