Susuz Köy Ali EKBER
Susuz köy, altı yedi küçük dağların ortasında kalmış hanesi 20,nüfusu 150 kadar olan bir Çocukların her evde çok olduğu,geçimin yalnız ekip biçmeyle olduğu bir yerdir. Ekip biçme ama,bunun için ne yeterli su vardır ne de toprak. Kışın herkes derin bir uykuya dalarken,yaz geldiğinde sanki köyün hem kadınları hemse erkekleri,İspanyol boğaları gibi kızgınlaşırlar. Erkekleri döven kadınlar olduğu gibi,kadınları döven erkeklerde vardır…. Hiçbir zaman birbirlerine kıyıp da yapamayacakları küfürleri bu yaz günleri çok rahat yaparlar.. Her türlü küfrü kadınlar da yapar,erkekler de bir şeyleri var diye daha kötüsünü yaparlar…. Bazen küfürlerden sonra,birbirlerine kürekle vurmalarda olur… Kadınlar,kadınlara da vurur,erkeklere de vurulur… Erkekler,erkeklere de vurur,kadınlara da vurulur…. Yaz günleri,susuz köyde kıyametin koptuğu günlerdir… Tüm bunların olacağını iyi bilen köylüler grubu,birbirlerini aslında incitmek de istemedikleri için,bu yetersiz suyu nöbete koyarlar.. Nöbet;aslında kavgaların çıkmaması için konulan bir kuraldır……. Bu defa da,senin ektiğin çok,benim ektim az,sen çok suyu kullanıyorsun ben az diye kavgalar başlar.. Araya bazen muhtar veya aza çıkar,yahu Allahtan korkun susun ayıptır,çevre köyler bizi dinliyor dese de,kavga bitmez. Onun içindir ki, bir köy azası için; aza,aza bo.. ye geze, geze diye bir tekerleme üretilmişti… Su konusunda,çözümsüz kalan muhtar veya aza,bu işe mümkün olduğu kadar karışmazlar… Köyde herkesin ektiği yazlık sebze meyveleri sulamak için bir biriyle kavga etmeyen yoktu.. Yaz ayları hatta günleri Susuz Köy için kavgalı günlerdir… Herkesin kavgada durumu da eşit sayılmıyor,her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır… Köyde özellikle dört isim vardır ki,evlere şenlik herkes bunlarda korkmaktadır…… Bunlar;Cumo,Ramo,Zebe, ve Kirazdır.. Bunlara göre esasen köyün tüm suyunu kullanmak onların hakkıdır,diğerleri onların haklarını almaktadırlar… Ağza alınmayacak küfürleri söylerler… Şayet fasulye boynunu bükmüş su istiyorsa,geceleri gidip başkasının gölünü açmak bile mubahtır.. Tüm suyun kendisine ait olduğunu düşünen Cumo,önüne gelen herkesle kavgaya hazırdır… Cumo nun huyunu bilenler,onunla yüz,yüze gelmemek için mümkün olduğunca görmek istemezlerdi…. Bırakırlardı,Cumo bağırsın çağırsın,küfürlerini savursun… Fakat Cumo bazen çok ileri giderdi;hangi kahpe avratlı bu suyu almış diye bağırır dururdu… Böylesi durumda;Köy ağız ası olan Hüseyin devreye girer,Cumo’yu terslerdi… Bir gün yine Como şer ister;hangi pezevenk benim su sıramı almış,yahu ben bunlardan bıktım,sıra benim neden suyumu alıyorsunuz hey dürzü…r.. İriyarı olan Zebe Cumo dan bıkmıştır;cumuk,su sırası senin mi,yoksa benimi,beri, gel de seninin ağzına sıç….m. Zebe’ye vuramaya gelen Como’yu,Zebe tuttuğu gibi yere fırlatır,senin ağzına sıçarım,pezevenk,bu su sırası hep niye senin oluyormuş,hele bir söyle. Yerde yatan Cumoya,Zebe birkaç tekme vurur,söyler;senden bıktım dürzü seni,ne bırakıyorsun ki,bir bostan ekelim,ne bırakıyorsun ki,bir domates yiyelim. Seni bir daha suyun başından görürsem kulağını koparmazsam bana da Zebe demesinler,duydun mu,dürzü Cumuk. Como yerinden kalktığı gibi,yavaşça sessiz sedasız evin yolunu tuttu,sırtı,karnı bayağı bir darbe görmüştü,kendini eve zor attı. Zebe,suyu kendi tarlasına dörderdi,boynunu büken domatesler,hıyarlar,tekrar ayağa kalkmaya başladılar.Tüm gölü olduğu gibi bitiren Zebe hem tarlasını suluyor hemse küfür ediyordu;dürzüler,önünde bir bişesi olan kendini erkek sanıyor,küfür ..ha küfür..ben bu dürzülerin hepsini dövmesem ban da koca Zebe demesinler. Kimse cesaret edip Zebe’nin karşınsa çıkamamıştı, Zebe o günün kahramanıydı. Su azdı bir türlü bu küçük köye yetmiyordu,ekilen emek verilen bostanlar kuruyorlardı. Kavga kaçınılmaz oluyordu…. Zebe’nin yanına gelen Kiraz;Zebe ,bağırdığın çağırdığın yeter,anam,bizim her şeyimiz kurumuş,gölü ben tutuyorum ben sulayacağım dedi. Zebe,hiç seslenmedi… 2.Gün Kiraz suyu tam suyu bıraktı,sulamaya yeni başlamıştı,Ramo çıkıp geldi… Ramo;bizim köyün kadınları maşallah artık bizi dövmeye başladılar,bu ne böyle hani sıra vardı,Zebe zoruyla suyu almış,arkasından sen almışsın,bizimkiler kurusun mu? Kiraz,oldukça sessiz,pek kimseye karışmayan,hakkına razı bir kadıncağızdı… Kiraz;Ramo,benim suçum yok,Zebeyle,Cumo kavga ettiler,suyu bana Zebe verdi… Her şeyimiz kurumuş,biraz su vereyim,sonra vallahi de billahi de suyu çağırıp sana vereceğim. Ramo;aman ha o pezevenk,Como,gene gelir bak suyu vermeyesin,o, şerrine boğup hep suyu boşa kullanıyor. Ramo;aferin Zebeye hak edene vurmuş,çok güzel yapmış…. 3.Gün suyu alıp tam tarlasını sularken Cumo küfür ederek yine geldi… Cumo;Dürziler,su benim hakkımdı,o,Zebe kahpesi,elimden aldı,Ramo sende az kahpe avratlı değilsin,niye benim hakkımı alı yon,utanmıyor musun,sıkılmıyor musun? Ramo;Ula Dürzi sensin,kahpe avratlı da sensin bu köyün tüm rahatını da bozan sensin,Dürzi,kürekle Comonun belinin ortasına bir tane vurur. Yere yığılan Cumo;bir daha ayağa kalkamaz,can vermesi bir saati bile almaz,suyun başında can verir. Eve koşarak giden Ramo;vay ben ne bok yedim komşular,ben şimdi ne yapacağım,bir akıl verin,kaçsam mı..teslim mi olsam. Akşam olmadan Jandarma geldi,Ramo’nun kollarını kelepçeledi,bir asker,pezevenkler bir türlü birbirlerini öldürmekten vaz geçmediler diye söylendi… Ramoda ve köyün tüm erkeklerinde hiçbir ses çıkmıyordu;askerden korktuklarını hiç kimseden korkmazlardı,asker gelirse hepsi sanki kuzu olurlardı… Zbeb oraya çıktı;bakın eskeriyeler,bu Dürziler bir şeyleri var diye hep bize küfür ediyorlar,suyu bize vermiyorlar, Cumo,dürzisini zaten ben öldürecektim,bana denk gelmedi. Biz bıktık artık,su yok,adalet yok,erkekler hep haklı,böyledir işte başçavuş. Bir cip ile gelen asker,80 yaşındaki Ramo’yu aldı götürdü,nezarete attı. Köylüler;artık Ramo,bu yaştan sonra hapiste ölür diye söylendiler… Bu söz aslında doğruydu,Ramo daha mahkemeye bile çıkamadan ölmüştü. Buna rağmen aynı durum önümüzdeki yıl yine yaşanacaktı….. Kışa yaklaşılmıştı,zaten her kış pek kavga olduğu görülmemişti….. Daha yaz olmasına epeyi bir zaman vardı,herkes yine birbirinin evini ziyarete başlamıştı…. 03.08.2009/ Ali EKBER Devam edecek...
