Söz Bitmiştir
Söz Bitmiştir
Ali EKBER
Günlerdir Kürt medyasın da elden ele dolaşan resimleri görebilmek için insanlıktan çıkmış olmak lazım.Bunları yapanlar acaba bundan böyle yaşamını nasıl devam ettirmektirler.Bir savaşta insanı kurşunla çekip vurmak normal kurallardandır.Birisini Esir almak yine savaş kurallarındandır.Son günlerde Kürt gerillasına uygulanan uygulamaları gördükten sonra sözün bittiği yere tam da geldiğimizi anlıyoruz.Biraz Kürtlük olan bir genci,hatta yaşlıyı,hatta bir kadınını,hatta bir Kürt kızını,hatta bir Kürt çocuğunu ve hatta bir Kürt yaşlısını kim durduracaktır.Demek ki artık savaş Kürt toplumunun varlık yokluk acil durumuna gelmiş dayanmıştır.Kim ki bu savaşın gereklerini bir Kürt olarak yerine getirmez o kişi bizzat Başbuğa hizmet edecektir.Bu yapılanların bilinmeyerek yapıldığını hiç kimse sanmasın,bunlar oldukça emir komuta zinciri dahilinde ve bilinçli olarak yapılıyorlar.Amaç sözde Kürtlerin gözünü korkutarak son zamanlarda gerilla cenazelerine sahiplenmeyi önleme,Kürdü korkutma,hizaya getirme,yüz yıl savaşsanız da biz sizi yok ederiz denilmek istenmektedir.
Bu aşamada Kürde kalan tek yol tüm varlığıyla bu savaşta haydut Türk devletine dünyayı dar etmektir.
Bunun imkanı ve Kürdün böyle bir gücü var mı dır? Elbette gerek askeri olarak, gerek haklı bir halk gerçeği olarak böylesi haksız on tane devleti yenecek güç Kürdün vardır. Kürt kadar savaşı bilen yüzyıllarca dağlarda oldukça ilkel koşullarda savaşmasını bilen bir halk gerçekliği yoktur. Gerilla henüz 1 Haziranda tek yanlı ateşkese son vermesiyle birlikte politikleşmiş askeri savaş stratejisini yoğunlaştırmadı. Yapılan eylemsellikler deveden kulak sayılacaktır.Süreci bu kadar haksız,kanlı,yok edici karşılamak isteyenlere karşı meydanın boş bırakılacağını hiç kimse düşünmesin.Şimdiye kadar yürütülen savaşı onlar daha çok arayacaklardır.Savaş Türkiye’nin her alanına yayılacaktır.Hiç bir kimse rahat evinden oturamayacaktır.Kimse iznini rahat yapamayacaktır.Tüm Kürtlerin bu vesileyle derhal izin alanlarını terk etmeleri gerekmektedir.Her Kürt artık sonuna kadar bilinçli olup,bilinçli davranmalıdır.Türk devleti hiçbir ayrım yapamamaktadır.Her Kürt Düşman Kürt dür.Kürdün kadını,bebeği,çocuğu,yaşlısı,genci,hepsi birden suçludur ve düşman tarafından savaşa dahil edilmiştir.Kürtlere düşen Politikleşmiş askeri savaş stratejisini Türkün en kılcal damarlarına kadar yayıp özgürlük savaşını sonuna kadar götürmektir.Böylesi faşist haydut bir devlet ve onun medyası,sözde aydınları,sözde yazarlarıyla birlikte kesinlikle yaşanamaz.Son günlerde yaşananları Kürt halkının belli bir kemsi elbette bilmiyor.Türk devletinin medyası neden bu olayları bir haber olarak görüp parça parça olmuş,yakılmış gerilla cenazelerini göstermiyor?Türk sözde aydınları durumu bildikleri halde bu Yahudilere bile yapılmadı,Allahtan utanın kuldan sıkılın,bu kadar da olmaz demiyorlar.Nerede kaldı Türk sivil kurumları,neden bu eşi benzeri görülmemiş vahşete tek bir söz söylemiyorlar.Hepsinin tek beklentisi;Haydut Türk devleti vurarak,kırarak,yok ederek Kürtleri zayıflatır,bitirir,biz de çıkar barış güvercini oluruz.Kürtlerin biteceğini,yenileceğini düşünmek ne kendini nede Kürtleri tanımaktır.Dünyada tek bir Kürt bile kalsa bu savaş artık zaferle taçlanacaktır.
Bu derisini yüzdüğünüz, insanların birer anasının babasının, kardeşlerinin ailelerinin olduğunu acaba biliyor musunuz ey haydut sürüleri. PKK bu savaşı bıraksa bile bu aileler sizleri boğacaktır. Diğer yanıyla bir haydut devlet bu son günlerde yaşadığımız olayları bizzat yapıyorsa, burada açık yenilgisini kabul ettiğinin göstergesidir. Artık barış köprüleri her geçen gün bozulup atılıyor. Kürt halkının düşmanlığı öyle bir seviyeye yükseltiliyor ki bu halk barışı marışı tanımayacaktır. Bir ailenin evladı bir savaşta ölebilir, aile bunu bağrına gömer ve yinede barış isteyebilir. Fakat bir alenin evladı ele geçirilip elli parçaya bölünüp, oda yetmemiş gibi kömür gibi yakılırsa o aileyi barıştıramazsınız. Söz bitmişse geriye kalıyor; her türlü savaş uygulamalarını uygulamaya koyarak, Kürt halk savaşını doruklara tırmandırıp düşmanı nihai olarak yenmektir. Barış Türk devletinin güçlü olduğu şartlarda hiçbir zaman olmayacaktır. Kim ki buna inanmaz kendini kandırır. Ne zamanki Kürtler yürüttüğü halk savaşını yenilmez bir noktaya getirir işte o zaman ya barış görüşmeleri başlar, yada özgür Kürdistan’ın kurulduğu zaman olur.Artık BDP’nin ve bazı Kürt şahsiyetlerinin böylesi ortamda illaki barıştan söz etmesi daha fazla Kürt halkının zayıflığı anlamına gelmektedir.Kürtlerin zayıflığı olarak yorumlanmaktadır.PKK bu savaşa başladığı yıllarda bile derhal barış istemiştir,sonucu hepimiz biliyoruz,şimdiye kadar geçen yıllar Türk haydut devletinin Kürtlere karşı bitirme yok etme savaşı olmuştur.Barış yalvarmakla olamaz,bizzat onun koşulları düşmanı yenerek yaratılır.Kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yoktur.Şimdiye kadar hangi güç barış dilenmeyle barışı elde edebilmiştir?Gerek savaş gerek barış politikanın başka araçlarla devam etmesiyse,yeni bir politika ancak yeni koşullarda ortaya çıkabilir.Kürdistan halk savaşı henüz barışı sağlayabilecek seviyeye gelmemiştir.Ne zamanki savaş Türkiye’nin her alanına yayılır,hiç kimse gece rahat uyuyamaz,düşmanın barış yapmaktan başka hiçbir manevra alanı kalmaz işte o zaman barış gerçekleşebilir. Barışacak güç demokrasiden nasibini az da olsa almış,herkese aynı demokrasiyi hak sayabilecek en azında demokrat bir devletle yapılabilir.
Haydut faşist Türk devletinin kuruluşundan bu gününe demokrasiyi tanımadığı halen 12 Eylül yasalarıyla yönetildiği yapısıyla hangi barışı yapacaksınız. Kürtler şimdiye kadar hep barış demişlerdir. Sonuç ne olmuştur? Her barış denildiğinde zayıflık olarak görülmüş, öldürmeler, katliamlar yok etmeler, şimdide cenazeleri parçalamalar uyulamaya konulmuştur. Bundan böyle Kürtler değil, haydut Türk devleti barışı istemeli,hatta aramalıdır.Kürdistan’ın bir çok şehrinde başlayan halk ayaklanmaları,halk savaşı en kısa zamanda dünyadaki her ülkenin kendi esprisine göre biçim alıp Kürdün olduğu her alanda dişe diş bir mücadele yürütülecektir.Almaya da,ABD’de,İngiltere’de,Rusya’da,tüm Avrupa devletlerine ve hatta tüm dünya devletlerinde bulunan Kürtler savaşı her ülkenin şartlarına göre boyutlandırmak zorundadırlar.Elbette bu her alanda şiddet kullanılacaktır anlamına gelmemektedir.Ülkelerin şartları oldukça önemlidir.Bu şartlar,öznel durumlar mutlaka hesaba katılmak zorundadır.Dünya ülkelerinde demokratik mücadele temeldir.Tüm Türk kurumları,askeri varlıkları,faşist odakları,sivil halkın dışında kaldığı tüm odaklar savaş kapsamındadır.
Son söz:Barışı bizzat Türk haydut devleti istemelidir,Kürtler değil.
11.07.2010




