Skip to main content

Soykırım


Soykırım


Son olanlar iyi incelendiğin den ”açılım sözünün” ilk söylendiğinden günümüze kadar geçen süre tam anlamıyla, Kürtleri büyük bir soy kırımdan geçirmek için çok çeşitli alavere dalaverelerin yapılmasıdır. Açılım sözü ilk söylendiğinde “Kürtler safça” buna inanıp karşılıksız ateşkesler yapıp bir dizi şans ortaya çıkararak bu söylenen sözün gerçekleşmesine için gerekenden çok daha fazlasını yapmışlardır.

Ne zamanki Sayın Öcalan’ın yol haritası devletin eline geçti ,AKP,ORDU,MHP,CHP Türkiye’nin açık ve gizli güçlerinin hepsi dut yemiş bülbül gibi dertli, dertli ötmeye başladılar.Kürtlerin bu yol haritasında tam anlamıyla haberleri yoktu,avukatların söylediği düzeyde bazı bilgiler vardı ama sayın Öcalan da bunu devlet ve çözüm için çok önemli gördüğü için olsa gerek,avukatlara fazla bilgi de vermedi.Daha çok bu yol haritasını devlet güçleriyle  DTP’ nin kendi aralarında müzakerelerde kullanacaklarını hesapladı.Ne var ki,devlet şimdiye kadar halende bu yol hartasının ne olduğunu kamuoyuna açıklamış değildir.Buradan herkes Öcalan’ın yol haritasının devlet güçlerinin işine gelmediğini onların yol haritasının başka olduğunun ”Kürtleri  bitirme” ye giden bir yol haritası önlerine koyduklarını herkes anlamış oldu.Tüm gelişmelerde bunun açık delilidir, sen barış yapmak istediğin bir halkın seçilmiş insanlarını bilmem KCK falan diye toplayıp da içeri tıkarsan,sizin “açılım” konusunda ne anladığınızı da Kürt halkı anlamış oluyor.Açılımın özelikle de böylesi İslamcı Faşist bir partiyle olamayacağı da zaten belli olan bir durumdur.AKP denen ucube,gelecek için seçimsiz sürekli bir yönetim tarzının şartlarının nasıl olacağının alt yapısını hazırlıyor.İran,Suudi Arabistan,Kuveyt benzeri İslam ülkelerinin tekçi,ırkçı,ne olduğu belli olmayan kuranın anayasa olduğu bir yönetim tarzının alt yapısını hazırlayabilirseler temel amaçları bunu yaratarak” Türk  İslam Devletini” hakim bir devlet durumuna getirerek devleti tamamen değiştirmektir.”Türk İslam Cumhuriyeti” Türk İslam Devleti” gibi.

Orduyla görünürde olan “kozmik odalar” ordunun gizli işlerini açığa çıkarmalar,hepsi alavere dalaveredir.Ne zamanki Kürt sorunu “ gündeme oturursa”  Türkiye’nin tüm güçlerinin bu konudaki anlayışları,soruna  yaklaşımları,aydınların-devrimcilerin dışında hep aynıdır.Onun içindir ki bu devletin bu utanmazlığını dünyada görmüş ve  “ Avrupa insan hakları mahkemesi) yol haritasını incelemek için harekete geçmişlerdir.

DTP ve legal alanlarda çalışan Kürtlerin deşifre olanlarının bir çoğu toplanmış, düşüncesini söylemekten başka hiçbir suçu olmayan, Belediye Başkanları, sivil kişiler, kadınlar, çocuklar, yakalanarak içeri tıkılmış, çocuklara 20-30 yıl gibi yıllardan bahis ediliyor. Kürtler taş atıyorlarmış, ne büyük suç, silahlı tam teçhizatlı polise, jandarmaya karşı taş atılıyormuş, dağları, taşları,” ne mutlu Türküm diyene” yazanlara Kürt çocukları ne atsaydı, çiçekler mi verseydiler.

Bu kadar ağır baskılara, vicdansızlıklara dayanamayan birçok belediye başkanı da bizzat adliye önlerinde oturup, biz de aynı suçu işledik bizleri de içeri alın demelerine rağmen savaşı  zamana yayan Türk devleti, günü geldiğinde alacağız diyerek Kürtlerle binlerce kez olduğu gibi yine oyun oynamıştır.Gerçek yüzleri de bir daha ortaya  çıkmıştır.

Kürtler de eskileri bir kenara bırakırsak 40 yıllık bir mücadelenin tecrübesine sahiptirler. Osman BAYDEMİR olmayan demokrasinize de “hadi siktiiiiir diyoruz” diyerek, uzun bir yazıyla Türk devletini dünyaya rezil etmiştir ama adamalarda rezil olacak yüz falan yok ki.Şu an için devletin Kürt politikası “toplu yok etmek” konseptidir.Bu konsepte hem ABD’yi hem AB’yi hem de tüm İslami devletleri yanına almak için elinden geleni geriye bırakmıyorlar.Halbuki bu “topluca yok etme konsepti” 75 yılın üzerinde sürdürülen bir politikadır,bununla bir başarı sağlansaydı elbette şimdiye kadar sağlanırdı.Kürtler bu son 40 yıllık savaşta çok büyük kayıplar,en değerli evlatlarını toprağa vermişlerdir fakat Türkiye’de çok büyük kültürel değişikliklere imza atmışlardır.

Ermeniler artık gizlenmeden Ermeni olduğunu korkmadan söylemektedirler. Lazlar yine öyle, Çerkezler, Boşnaklar, Arnavutlar, tüm azınlıklar kendi kimliğini söylemekten çekinmiyorlar.

En büyük değişimi Aleviler gerçekleştirmişlerdir, bir kurşun bile sıkmadan birçok haklarını açık, açık bağırmaya başlamışlardır. Dünya çapına dernekleşmeleri de Kürtlerin yürüttüğü savaşın ürünü olsa gerek. İşte bu nedenle bıkıp usanmadan “Aleviler Kürtlerin içinde “ olmalıdır diyoruz.

Son Orduyla,AKP hükümet arsında varmış gibi gösterilen büyük çelişki tamamen yalandan ibarettir,amaç son Kürtlere yapılanları dünya kamuoyunda saklamaya yöneliktir.Kozmik oda çapraz ateşe alma,namuslu hakim,güçlü savcı,bunların tümü kandırmaca dan ibarettir.

Bu devlet tamamen şerefsizlerin devletidir, her türlü  yolu mubah görüp Kürt çocuklarını kamaraların olmadığı yerde kollarını kırıp, öldürüp, bu çağda bile soykırımı temel alan devlet elbette tam bir “şerefsizler” devletidir.

Yazımızın içindeki olumsuz hitaplar, belirlemeler, sıfatlar Türk halkının tamamen dışındadır. Bizim yazılarımız egemen, özellikle yönetici erki temel alır.

Onlara insanlığı öğretmekte Kürtlerin omzunda görev olarak duruyor, bu şerefsizlere de, Kürt halkı “demokratik bir devletin” nasıl olduğunu gösterecektir.

Ali Ekber  07.01.2010