Sayın Başbakan bu ne haldir?


Sayın Başbakan bu ne haldir?

Ali ERDOĞAN

12 Eylül’de yapılacak olan kısmi Anayasa referandumuna evet oyu için çalışmaları sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tiyatro sanatçısını aratmayacak tarzda her rolu başarıyla oynuyor. Partisinin grup toplantısında, 12 Eylül döneminde cezaevlerinde yapılan işkence ve idam edilen gençleri anan Başbakan, duygulu anlar yaşıyarak “timsah gözyaşlarını” dökmüş.

8 yıllık iktidarı döneminde, evrensel demokratik haklarını ülkeye uygulamışçasına, başta failimeçhul cinayetler olmak üzere ülkenin kolluk kuvvetlerince hiç bir vatandaşın öldürülmediği, keza iktidarı döneminde hiç bir kişiye işkencenin yapılmadığının ve halen her gün onlarca cenazenin evlerimize gelmiyormuş intibahını veriyor. Başka bir deyişle mağdurları oynuyor.

Sayın Başbakan, kendinizi akıllı, aleminde kör ve salak mı sanıyorsunuz? “Ya olduğunuz gibi görünün, ya da göründüğünüz gibi olunuz”. 73 milyon insanın başbakanısınız.

İnsaf ediniz!!!

Polis ve asker kurşunuyla 18 aylık bebekten 75 yaşındaki dedeye kadar kaç kişi öldürüldü, işkence gördü ve hatta ırzına geçildi 8 yıllık iktidarınız döneminde?

Sayın Başbakan,

Mart 2006’da Amed’e bir cenaze törenine saldıran polise: “çocuk da olsa kadında olsa gerekeni yapacaksınız” talimatını vermiştiniz. Ondan bir kaç gün sonra da aralarında 3 yaşındaki çocukların da bulunduğu 11 Kürt devlet kurşunlarıyle öldürüldü.

Sayın Başbakan sizler, İsrail yetkililere seslenirken duygulu bir tonla “çocukları öldürmeyin” demiştiniz. Kürtlerin çocukları çocuk sayılmıyor mu? Bakanınız Cemil Çiçek, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komisyonun da konuşurken: “Güneydoğu bölgemizde sözü edilen kişiler çocuk değil. Yaşlarını küçük gösteriyorlar” tarzında hükümetinizi savunmaya geçmişti. 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı polisiniz 13 kurşunla öldürmüştü. Üst mahkemeniz berat dedi....

Cizre’de 9 Ekim 2009 günü, bir gösteri esnasında polisin attığı gaz bombanın bir tanesi, annesinin kucağındaki 18 aylık Mehmet Uytun’un kafasına isabet etmişti bebek daha sonra öldü. Kime ceza verildi? Hiç kimseye...

Birkaç gün önce Wan’da 16 yaşındaki Canan Saldık, yakınlarıyle piknik yaparken, Hacıbekir askeri kışlasından atılan askeri kurşunuyla öldürülmüş. Keza aynı gün 500 metre uzaklıktaki bir vatandaşın pencesinde bir kurşun camı kırarak içeri girmiş. Yapılan jandarma soruşturmasında askerler tafından yapılan atış taliminden atılan kurşun olduğu tesbiti yapılmış. Ölümün sonucu failimeçhul cinayetler hanesine biri daha eklenmiş olacak sadece....

Örnekleri vermekle bitmez. Sadece Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın verilerine göz atalım: 2003 yılından sonra 4508 işkence davasında 13732 kolluk kuvvetleri hakkında dava açılmış. Çoğu beratla neticelenmiş. Ceza alanlar ise ya ertelenmiş veya para cezasına çevrilmiş. Toplam olarak 2003 ile 2009 yılları arasında 23539 işkence mağduru varmış.

Yargısız infaz. “Dur dedim de durmadı”. 2007’de 24 kişi, 2008’de 37,  2009’de 48 kişi polisçe keyfi olarak öldürülmüştür. Gözaltında, 2007 ile 2008 arasında 49 kişi öldürülmüş. Ayrıca son üç yılda 255 vatandaş polisçe öldürülmüştür. 25 yılı aşkın, kirli savaştan öldürülen bu ülkenin asker, sivil ve gerilla sayısı bunun dışında...

Geçen hafta, ilik kanseri hastalığından son günlerini yaşayan Abdullah Akçay, son olarak ailesinin yanında ölmek istediğini söylemişti. Ne ilgililer ve ne de sizler feryadını duydunuz. Cezaevinin loş koridorunda can verdi. Cezaevinde gerekli tedavisi yapılamayan, hastalık medeniyle cezaları ertelenmeyen 2009’da 39 kişi yaşamını yetirdi. Halen 97 ağır hasta tedavi için bırakılmayı bekliyor.

Sayın başbakan yufka yürekliğiniz bu insanlara işlemiyor mu? Partilerle görüşürken, barış nasıl sağlanır, Akan kan nasıl durdurulur diye görüş belirtmiyorsunuz. Allah aşkına söyleyiniz, bu insanların suçları sadece Kürt olmak mı?????


elbistanliali@fsmail.net

23.07.2010