Süleyman Dinler

Süleyman Dinler

Mehmet SAYGILI
15 Temmuz 2007
Kişi olarak kendisini hatırlamıyorum. Doğduğu yeri, toprağı tanıyorum.

Yıl 1956 veya 1957 (yanlış hatırlıyorsam yaşıma verin.)

Ben Agcaşar’a okula gidiyorum. Hevesliyim, öyle hevesliyim ki ferhat misali dağları delebilirim. Yol eylemek için. Okula ulaşmanın yolu. Babam da bana destek. İlla da okumamı istiyor. Anlaşıyoruz.

Aylardan şubat. Kar, öyle bir kar bastırdı ki ben deyim iki, siz anlayın üç metre. İgdemlik’ten Agcaşar’a ulaşmak imkansız. Benimle gelen çocuklar, başta Niyazi okula gidemediklerine seviniyorlar. Ama ben illa da okula gideceğim. Gidip de adam mı olduk?

O ayrı konu.

İşte babam benim okula devam etmemin yolunu buldu. Çünkü Kepez’den gelen çok genç var. Beni götürüp Kepez’de İbram dayıya teslim etti. İbraam dayı Kepez’in batısında, bu Dinler’lere yakın oturuyor. Biz onlara Hasıkekâhye’ler diyoruz.

Hasikikâyelerin Hüseyin’i vardı.

Ali’si vardı.

Hatırladığım kadariyle Şahismayil’i vardı. Hepsini hatırlıyorum. Acaba Süleyman hangisiydi? Herhalde küçükleri. Vefat ettiğini duyunca bir garip oldum.

Hüseyin’le Ali, İrro dayının evine kadar geliyor ve “apê İrro baykur’un Köroglundaki deliğini kapatmak için çaput getir” dediklerinde, Xali İrro’nun filozofca gülümseyişini hatırlıyorum.

Süleyman, evet Süleyman. Sevgili, Süleyman neden yenik düştün kalbine, be kardeşim?

Var mı bizde yenik düşmek? Tabiiki var.

Bak şimdi kardeşlerini, bacılarını ve sevdiklerini kedere garkeyledin.

Kardeşlerine ve bacılarına ve de sevdiklerine sabır be Süleyman kardeşim. Herkes erinde ve gecinde senin yanına gelecektir. Yakınlarına baş sağlığı diliyorum…