Referandumun arka bahçesi Ve Alevilerin duruşu!
Ali ERDOĞAN
Anayasa referandumu ile ilgili pek çok yazı yazıldı ve yazılıyor da. Konunun önemine binaen bir kez daha görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum:
12 Eylül faşizmi, solun tasfiyesiyle birlikte Türk – İslam sentezini resmi ideoloji olarak benimsedi. Din dersleri anayasa da zolunlu hale getirildi. Asimilasyona hız vermek için Alevi köylerine cami yapğtırıldı. “Kanlı mı, kansız mı?” girişimleri sonuç vermedi... 28 Şubat müdahalesiyle Erbakan hükümeti uzaklaştırıldı. Göstermelik olarak partisi kapatıldı. Yerine geçen Erdoğan ve ekibi Fetullah Gülen cemaatiyle birlikte hedefe varmak için planlar yapıldı. Daha sonra Genelkurmay Başkaniyle yapılan şaibeli Dolmabahçe görüşmesi eklendi. İki devre iktidar da AKP. Ele geçiremediği devlet bürokradı kalmadı. Anayasa Mahkemesiyle Yüksek Hakimler ve Savcılar kurulu kaldı. Bu kısmi anayasa referandumda netice alırsa, devleti İslami kurallara göre biçimlendirmek için önünde engel kalmayacaktır. İşte referandum bunun için önemlidir. Baksanıza meydanlarda yapılan konuşmalar, hiçbir başbakana yakışır bir konuşma mı? Onlara göre kazanmak için her yol mübahtır. Burda iktidar değil devlet elegeçirilmeye çalışılıyor. Bu kaleleride yıkarlarsa, demokrasiden, evrensel insan haklarından söz edilmez. Ortaçağın İslam hükümleri gündemleşir. Herhangi bir konu tartışılırken “ulema’dan” görüş alınır. Bizler uyumaya devam ediyoruz. Batılılar, Türkiye’de eksen kaymasının olduğunu, birkaç yıldır dillendiriyorlar.
ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) hayata geçirmek için, evrensel demokratik kuralları özümsemiş bir Türkiye istemiyorlar. Sözde de olsa var olan Laik sistemi, tasviye etmiş “ılımlı İslam” projesini ve hatta Suudiarabistan ve İran rejimlerine benzer bir yaşamı benimsemiş bir Türkiye ile BOP’sını hayata daha kolay geçirirler.
Ne de olsa, Sovyet rejimi tehlike olmaktan çıkmıştır. “Cumhuriyetin kurulma aşamasında, Sovyetler Birliğinde devrim olmuş. Bir çok ülke Sosyalist bloka katılmıştı. Sovyetlerin yayılma politikasından paniğe kapılan Emperyalist ülkeler, bir tanpon bölge kurmak için; Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmiş, orduları dağıtılmış, silahları elinden alınmış, koca bir imparatorluğun külleri üzerine bir cumhuriyet kuruyorlar.” Bu görüşler adını anımsıyamadığım bir Türk yazarına aitt
Kürt ve Alevi halkına yönelik, inkarcı, zorla asimilasyoncu politkalarına rağmen, 87 yıldır ülkede sürdürülen rejim: Eskide olsa, meşruyetini Tanrı’dan alan saltanat ve hilafete karşı, aklı ve bilimi referans alan bir rejimle yönetiliyoruz.
Devlet yönetimi İslami gereklerine göre yapılanırsa, doğası gereği aklın ve bilimin reddiyesi olan, kadının özgürleşmesinden söz edilemez. Karaçarşafa büründürülür. Dört duvar arasına hapsedilir. Köle gözüyle bakılır. İki kadının tanıklığı, bir erkeğin tanıklığına eşdeğer olur. Kadının miras hakkı bulunmaz. “Reçm” olaylarına tanık olacağız. Referanduma evet demekle bunların yasal yollarını açmış olursunuz.
12 Eylül’e mehtiyeler düzenliyen Şeriat savuncusu Fetullah Gülen’le ortak çalışılıyor. Bu referandumdaki ana eksen, tüm yargının ve denetleme (Sayıştayın)’nın yürütmenin (hükümetin) emrine girme arzu ve isteğidir.
Anayasanın 15. Geçici maddesini kaldırıp 12 Eylül’cüleri sözde yargılıyacakmış. Peki samimi iseniz Sayın Başbakan, zaman aşımını kaldırmak için bir maddeyi neden anayasaya koymadınız? Halkını aldatmak bir başbakana yakışıyor mu?
Bu mesele, sivilleşme-demokratikleşme meselesi asla değildir. İslami bir rejim/ faşist bir diktatörlüğün temel atma çabasıdır.
Bu anayasa, ezilenlere, yoksullara, emekçilere ve hatta 12 Eylül faşist darbesi mağdurlarına hiç bir şey kazandırmadığı aşikar. Kürtlerin haklarıyle ilgili bir madde yok. Halkların iradesini TBMM’ine yansıması için barajla ilgili bir madde de yok.
Alevilerin durumu:
20 milyon Alevinin inkarı ve İslama entergasyon etme çalışmaları, zorunlu dindersleriyle, Alevi köylerine cami yapımlarıyle zaten devam ediyor. Bu asimilasyona sıcak bakan bazı Aleviler “evet” oyunu kullanacaklarını beyan ediyorlar. Hayırlı olsun(!!) Bazı kesimler de CHP’den nemalanmak istiyenler ise “hayırcı” safında yer alacaklarını belirtiyorlar. Oysaki, ne zaman Aleviler katledilmişlerse, CHP ya tek başına iktidarda ya da iktidar ortağıdır... Katillerine bu denli aşık bir kesim bulamazsınız hiç bir ülkede.
Bu ikilem tamda düzenin istediği yöntemdir. Böl ve yönet. Oysaki, Alevi kesimin sağlıklı düşünmesi gerekir. Kendisinin varlığını tanımayan bir anayasa için sandık başına neden gitsin? Daha önce yazdığım “Nasıl bir anayasa istiyoruz” başlıklı yazımda belirttiğim gibi, ülkede yaşıyan tüm halkları ve kesimleri içine alan bir anayasa oluşturulmalıdır. Muhalif seslerin yasal güvencesi olmalı ki, o ülkede demokrasiden söz edilsin. Çürük bir tahta çivi tutmadığı gibi... 16 kez değiştirilen anayasanın faşist özü yerinde duruyor. Kürtler ve Aleviler bu anayasanın neresinde varlar? Alevi ve Kürt kardeşlerim iki tarafında figüranı olmayınız. 12 Eylül’de sandık başına gitmeyelim...
31.08.2010