Recep T.Erdoğan Nasıl Başbakan Oldu?
Ali Coşkun
“Bu anayasa ırkçıdır!..Bir taraftan Türklük aleyhine konuşturtmuyor, bir kürdün kalkıp da Türk aleyhine konuşmasını suç unsuru telakki ediyor, ama bir kürdün aleyhine konuştuğun zaman onu suçlamak değil alkışlıyor!..”
“Hedefe ulaşmak için papaz elbisesini giyerim” Bu sözler R.T.Erdoğan’a aittir.Buna benzer çok sözleri var;ama hepsini buraya yazma gereği duymadım.
Erdoğan,ırkçı dediği Anayasayı sayısal üstünlüğü olduğu halde neden değiştirmeye yanaşmıyor?
Özellikle Kürtlere göz kırpmasının anlamı nedir?
Kürtlerden oy almak için başka nasıl konuşulur?
Hedefi için papaz elbisesini giyer de,Kürtlerin elbisesini neden giymesin! Türk patentli hiçbir partini esamesi bile okunmadığı bir ortamda ,Erdoğan’nın orada tutunabilmesinin tek yolu Kürtlere mavi boncuk dağıtmasıdır.
Ve ne yazık ki bunda da başarılı oldu bilindiği gibi.Genaralinden tutun,sıradan memura kadar bütün görevliler ve işbirlikçi Kürtler de dahil AKP için dua eder oldular.En az şimdilik de olsa bu dua tuttu.Tek adres AKP dir bölgede.Başka tutunacak dal kalmadı.İsyancı Kürtler,onların tuttuğu,yaslandığı dalların çoğunu kırdı,kala kala din maskeli AKP kaldı;ama o da yakında diğerlerinin gittiği yere hızlı bir biçimde gideceğe benziyor.
Erdoğan propogandaya her ne hikmetse Siirt’te başlıyor 12 Aralık 1997 ‘de.
Neden İzmir değil de Siirt?Herhalde hanımı Siirt’li olduğu için değil.
Siirt’teki konuşmada şunları söyler:”Cami kışlamız,kuppe kalkanımız,minare kılıcımız”
Aslında bir gerçeği de ifşa ediyor Erdoğan.Cami ordudur,ordu da camidir.Birbirini tamamlıyorlar.Erdoğan bunu anlatmak istedi kanımca.Öyle olduğu için ordu ,Alevi köylerine zorla cami yaptırmadı mı?Ordu, cami mensuplarıyla beraber Madımak,Maraş ve benzeri yerlerde katliam yapmadı mı?
Erdoğan’a katılmamak mümkün mü?
Din ve ırk ayrımından, Erdoğan’a dava açılır ve böylece Erdoğan artık bir mağdurdur.Başka yerde değil Siirt’te bu mağduriyet.’Bakın sizin mağdur edildiğiniz gibi,beni de bu sistem mağdur etti;aramızda bir fark yok’bu mesajı Siirt’ten bütün Anadolu’ya verdi.Mesaj adresini buldu ve bu adres, Anadolu’daki bütün mağdurların mağdur edildiği adres oluyor.1974 ‘te Ecevit’in oynadığı tiyatronun aynısı.Bu oyunun esas amacı;isyancı Kürtlerin başını koparmaktır eğer yapabilirse;onun için de”açılım”dedi.Bu ve buna benzer sözlerle AKP yedi yıl Kürtleri oyaladı.
Devlet için büyük bir başarı.
Dava sonucunda Erdoğan 4 ay hapis aldı.Cezayı veren de memnun,alan da memnun.Çünkü senaryo tasarlandığı gibi,ustaca adım adım uygulanıyor.
Geleceğin Başbakanı 4 aylık hapisle garanti altına alınmış oluyor.
“12 Aralık 1997 yılında davet üzerine gittiği Siirt’te, miting sırasında okuduğu bir şiir nedeniyle Diyarbakır DGM’de yargılanmaya başlandı. Yargılama sonucu Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği gerekçesiyle dört ay hapis cezasına çarptırıldı bu cezasını 24 Temmuz 1999 günü tamamladı”
Bu dört aylık ceza ,Dersim soykırımında önemli rol oynayan Seyit Rıza’nın akrabası RAYBER’in oyununa da benziyor.
Oyun şöyle ;Ali Şer ve hanımı Zarife’nin öldürülmesi gerekiyor;kaçıp katliamdan kurtulmak için dağlara sığınanların direnişini önderliksiz bırakmak için.Rayber, Türk askerlere fikir verir.”Önce benim arandığımı ve beni ihpar edene para mükafatı verileceğini yazan bir bildiriyi bütün bölgeye helikopterle atmasını”önerir.Ve öyle de yaparlar.Artık her tarafta aranan bir Rayber var.Erdoğan gibi mağduru oynuyor Rayber.
Amaç;dağa kaçan insanların güvenini kazanmak ve esas hedef Ali Şer ve Zarife Hanımın yerini tespit etmektir.Çünkü Ali Şer ve Hanımı Zarife’nin liderliğindeki direnişçiler, ordu ya büyük darbeler vuruyorlar.Nihayet Rayber,gerekli güveni bu oyunla alır ,Ali Şer ve Zarife’nin ziyaretine? gider bir grup silahlıyla birlikte.Kalleşçe o insanları Rayber öldürür ve kafalarını kesip efendilerine teslim eder.Direniş artık başsız bedendir.Herkesin bildiği o Dersim tertelesi ve barbar Türklerin barbarlığına bir barbarlık daha eklenir.
Rayber’in kaçaklığı ile güdülen amaç dün ne ise,Erdoğan’nın dört aylık hapis cezasının amacı da bugün aynıdır.Rayber’ın aranması ,nasıl baş kesmişse,Erdoğan’nın da dört aylık mağduruyetinin amacı da;Kürtlerin başını kesmektir.Geç de olsa Kürtler de bunu anladılar.
Dinle ,toplumları manüpüle etmek ne yazık ki hâla geçerlidir.
Din içerikli mesajları ,bütün Türk politikacıları özellikle Fırat’ın doğusunda verirler daha fazla prim yapması için.Gerçekten istenen verimi de fazlasıyla alırlar.Cunta Lideri Kenan Evren de ,Kur’an surelerini helikopterle havadan dağıtımını yapıyordu o bölgede. Dikkat edin İzmir ‘de değil.
M.Kemal da din adamlarının elini öpmesini çok severdi.Yakalar yakalmaz yumulurdu ellerine özellikle ortam kalabalıksa.
Bu dört aylık hapis Erdoğan’ı kahraman etti ve ettirildi.Halk gibi mağdur!halkın dostu oldu(?)
Erdoğan halklaştı ve halklaştırıldı!Özellikle Müslüman Kürt kardeşlerim için bulunmaz Hint kumaşı oldu AKP.
“Denize düşen yılan sarılır” hesabı.Bu yılan”ben sizi bu zindanda kurtaracağım”dedi ve alacağını da aldı Kürtlerden.Hatta bazı Kürtler,”AKP demokratik kulvardadır”tehlikeli saptamasıyla da kendi cellatının eline kılıcı verdiler.Adeta göz yumuldu AKP’nin kazanması için.Tabii bunlar şimdi dizini
dövüyor;ama ne anlam ifade eder.
Türkiye genelinde ,aldığı oylar: %46 iken,Kürtlerden aldığı oy oranı: %55 tir.Kürtlerden bu kadar yüksek oy almasının bir tek nedeni var;o da Kürt sorunu ve bir de Müslümanlık .Bunları kullanarak rekor düzeyde oy almasını başardı.
Daha önceki dönemlerde bu işlevi yerine getiren İslam kimlikli Ebakan’nın bölgede iflaz etmesiyle yepyeni bir görevliye ihtiyacı hasıl oldu Devletin.Bu görevli de ,Erdoğan’dan başkası değildir.Çünkü bölgede TC .adına hareket eden ,bütün partiler tabele partisi konumuna düşürüldüler .TC ‘yi bölgede temsil eden ,tek parti AKP dir bugün itibariyle yıpranmasına rağmen.Kürtlerin desteğini alamayan hiçbir parti tek başına hükümet olamaz Türkiye’de.AKP’nın ipliği pazara çıktı artık;onun için yeni bir oyuncuya ihtiyaç var.
Osmanlıda oyun da çok senaryo da çok.Mustafa
Sarıgül’ü hazırlıyorlar şimdi.Tutar mı tutmazmı bakacağız.
Ki,eğer Baykal Hitler’se Sarıgül Mussolini’dir.Sarıgül, hem de Erzincan’lı Alevi bir Kürt’tür. O da Kürtlerin başını kesmeye geliyor becerebilirse.
.TC’ye göre DİN ,Kürtlerle, Türkler arasında çimentodur birlik için.Yani Kürtleri o çimento ile Türklere çimentoluyarak Kürtleri,ortadan kaldıracak.
Bunun bir oyun olduğunu Kürtler de anladılar artık.
Eğer din çimento olsaydı;bugün 22 Arap devleti olmazdı.Dünyada 1.2 milyar Müslümanın olduğu söyleniyor;o zaman bunların tek İslam devleti olması gerekiyor.Orta Asya’ daki Türkler neden tek devlet değiller?
Osmanlı’ya Küçülme döneminde en büyük darbeyi din kardeşleri Müslüman Arablar vurdu.Osmanlı, canını zor kurtardı Arablardan.Arab yarım adasının üçte ikisi Osmanlının elindeydi ,şimdi Osmanlıdan kalma oralarda Türk bulamazsınız,çok az miktarda Suriye’de var.
Müslüman marka çimento işe yaramadı.Müslüman kardeşleri hepsini kovdu.
Osmanlıya ait tarihi eserleri bile yok etti Arablar.En son bir kaleleri vardı S.Arabistan’da onuda dinamitliyerek havaya uçurdular.Demek ki din “çimento” rolünü oynamıyor.Bu,hususta başka kriterler geçerli,din değil.Hırıstiyan alemi için de aynı şeyi söylemek mümkün.
16.02.2010
Yorumlar
Deniz baykal ile aile
by Anonyme - 03/27/2010 - 21:41
Deniz baykal ile aile görüşmelerinin samimiyetinin verdiği yanılgı yani mahkumluk adamı oyun oynayarak kurtardı seçtirdi yani vesile oldu.O adamda başbakan oldu.Recep T.Erdoğan Nasıl Başbakan Oldu?
by Hüseyin Coşgun(Keleş) (doğrulanmamış) - 02/19/2010 - 23:26
''Ki,eğer Baykal Hitler’se Sarıgül Mussolini’dir.Sarıgül, hem de Erzincan’lı Alevi bir Kürttür.'' Cümlesinde Sarıgül'ün Alevi oldugunun yanlış oldugunu söylüyorum Sarıgül sünnü bir Türktür Hüseyin Coşgun(Keleş)Asker-polis elbiseli Türkler kesilen Kürt kafaları ile fotoğraf
by Anonyme - 01/20/2012 - 15:39
Kürt çocuklarına,'Varlığım Türk varlığına armağan olsun' sloganını dayatanlara cevap vermeni zamanı geldi: 1 marttan itibaren çocuğunu Türk okuluna gönderme. Kürt değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı yüce Türk milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. İşte AKP' nin de devam ettirmeye çalıştığı Türk-İslam sentezinin Kürtleri imha politikası... Artık, dostumuzu, düşmanınımızı tanımanın, ideolojik saplantıları bir tarafa bırakmanın zamanı geldi. Bugün için bize sağ-sol, Türk Arap dostluğu-kardeşlikleri gibi saçmalıklar bir fayda getirmez. İslamın bize vereceği bir şey olamaz. Irak devleti yakında 3 parçaya bölünecek, orada ki sahte kardeşlik-birlik dirlik yalanlarının da sonu gelecektir. Müslümanlık adına AKP de 130 Kürd milletvekili var, Müslümanlık adına 9 milyon Kürt kendini Türk olarak görüyor. Ama bu Müslümanlar için, Kürd bir kafirdir ve ona bir nebze de olsa hak verilemez. Yaklaşık 10 senelik AKP iktidarında tek bir Kürt köyünün okulunda Kürtçe serbest bırakılmamıştır. Tek bir Kürt ismine bile hala izin verilememiştir.Türklerin Başbakanı, tarihsel geleneklerine uymaya devam ediyor: 1930'lu yıllardan itibaren regüler devlet politikası haline gelen halka yabani sistem aralıksız devam ediyor...O yıllar Faşizmin dünya çapında zirvede olduğu yıllar. Faşizm gençliğe, gençliğin eğitimine ve endoktrine edilmesine çok önem veriyor. Azınlıkların yokedilmesi bu endoktrinasyonun hedefi olarak görülüyor. İtalya'da anaokullarına kadar inen faşist örgütlenmeler ortaya çıkıyor. Hitler, Mussolini'den öğrendiği kitlesel gösterileri inanılması güç devasa boyutlara çıkartıyor. Mussolini ise Atatürk' ten çok şey öğrendiğini açıkça söylüyor. Almanya'da faşizmin 'ein volk, ein reich' (tek millet, tek devlet) sloganı, Kemalistlerin attığı bir slogan ve bu politika Kürtlerin sistematik imhasına parallel geliştiriliyor. Kemalistler dünya faşizminin öncülleri olarak Rum ve Ermenleri acımasızca ellemişlerdi ve Kürtlerin sırası gelmişti. Yüzbinlerce aptal, kriminal vahşi insan, bir gösteri alanında tek bir komutla disiplinli ve uyumlu bir şekilde aynı hareketleri yaparak varlıklarını uyduruk bir millete ve Paşa'ya adamış oluyorlar. Bu eylemler, özelliklede Dersim Kürt soykırımı arifesinde bütünüyle kitlesel ve adeta dinî bir havaya büründürülmüş ritüeller oldu. Çünkü Dersim soykırımı ile, baş paşanın dediği gibi 'çıbanbaşı' Kürtlerin hak ve hukuk talepleri en az 100 sene geriye atılmıştı. Türkler kadar cümle başı 'baş' kelimesi kullanan bir millete rastlanamaz. 'başbuğ', 'başhakim, başvekil, 'başkan', etc.. etc..İradesiz, şuursuz,soysuz, sopsuz insanların zayıf noktalarına vurgu yapılarak, 10 çocuğu da ölürse, adama ' başın sağolsun' diye ekstra işkence etmeye gidilir. Burada 'baş' diye kastettikleri, 'çoban' kılığında, kan döken, baş kesen bir işgalci olması gerek!! Dünyada kendi meclisine 'büyük' adına takan bir millete rastlanamaz. neden normal bir millet meclisi değil de 'büyük millet' meclisi oluyor? Kaldi ki 'büyük' denilen bir millet asla göçebe olamaz. Almanlar'ın Amerikaya, Türkiyeye gideni olmuş ama bu Türklerin dakikada bir yaptıkları gibi sürü şeklinde oradan oraya yığınak yapıp onun bunun memleketini bozmaları şeklinde değildir. Türk resmi ideolojisi beşikteki bir çocuğu dahi Orta Asyalı olduğunu kabul ettirmeye çalışır, 7 göbek sonrasında dahi bir Anadolu'luyu Orta asyalı olduğuna ikna ettirmeye çalışırlar...Yani kendileini aslabir yerin yerlisi kabul etmezler! Onun bunun asalağı olduklarını ilkokuldan Üniversiteye kadar resmen eğitirler. 'Fert yok cemiyet var, hak yok vazife var' düsturu bugün bütün okullarda küçük çocukların her sabah söylediği andımızda 'Varlığım Türk varlığına armağan olsun', ' ne mutlu türküm diyene', 'bir türk düyaya bedeldir' sözleriyle tekrarlanıyor. Bugün onbinlerce Kürt okulunda bu ritüeller aralıksız devam ediyor. Kürt çocuklarının beyinleri acımasızca yıkanarak Türkleştirilip kendilerine yabancı, 'üstün ırk' denilen Orta asyalı bir kavmin ', anadoluyu işgal etmiş fertleriymiş gibi yetiştiriliyorlar. Faşizm, ferdin bağımsız bir kişilik olarak var olmasını reddeder. Aslolan Paşa'nın, başkanın, Şef'in, Führer'in, Duçe'nin, Cadillo'nun liderliğinde, onun gösterdiği istikamette milletin yücelmesi için ferdin her şeyini feda etmesidir. Aslında Atatürkçülük, 'Ebedî Şef' kültü etrafında, kalıcı bir faşist tahakküm arayışıdır. Bu kült, bütün katiller, kan emiciler için ayrıcalıklarını sürdürecekleri bir sığınak vazifesi görmektedir. Kürt soykırımlarının sonu, AKP tarafından da devam ettirilen bu sistem ayakta olduğu müddetçe devam edecektir. Esas soykırım Kürdün geleceğini sistematik şekilde yokeden, eğitimiden dine kadar uzanan Türk-İslam sentezidir. Sahte laiklik adına 5.3 milyon Kürt kandırılp kimliğine yabancılaştırılmış durumda. Alevilik, Kemalizm adına kürtleri kandıran sahte modernistler de, İslamcılardan farklı değildirler. Maoist komünistlerden, Devrimci karargah, Halk kurtuluş cephesine, solcu sendikalardan, masum dinseverler adı altında Kürtlerin beyinlerini yıkayan, özel harb dairesince ayakta tutulan ve göbekten Türk ordusuna bağlı Hizbullah gibi örgütler Kürt çocuklarının asimile edilmesinde birer yan araçtan başka bir şeey deüillerdir. Türk devletinin terör örgütlenmesini, özel harp dairesininin yeni yapılanmalarını, doğal Kürt hareketini bloke etmek, onu saptırıp dünyadaki tabii desteklerinden koparmak için, kendisine bağlı olarak örgütlendirdiği belgelenmiş durumda. Erdoğan kliği bu belgeleri sadece kendisine direkmen karşı olan askerleri tasfiyede -şantaj anlamında- kullanırken bu olşumun devamında ise diretmektedir. Evren-Özal-Demirel-Çiller-Ağar-Ecevit den kalan miras devam ediyor: AKP Kürdistandan tek bir Türk askerini bile geri çekmemiştir, masum köylüleri katleden tek bir köy koruyucusunu bile azaltmamaıştır. Asker-polis elbiseli Türkler kesilen Kürt kafaları ile fotoğraf çekmeye devam ediyor, imamın ordusu 'fahişelere' asker elbisesi giydirerek türkü söylettirmeye devam ediyor. Kürt değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı yüce Türk milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. Koyunlar gibi o basit hareketleri okul ve kışlalarda hep birlikte yaparak kıvama geleceksiniz. İşte o zaman sizin yerinize düşünen, karar veren, sizi yöneten bir azınlığa sorgusuz sualsiz teslim olacaksınız. Bir komut gelecek elinizi kaldıracak, bir başka komutla indireceksiniz. Bir sürü gibi. Anaokulundan başlayarak hazırol ve rahatta durmayı, uygun adım yürümeyi nasıl olsa öğrenmiş bulunuyorsunuz. Çocuklar ve gençler, sizler birer küçük Türk koruyucu askersiniz. Komutanlarınızı dikkatle takip edeceksiniz. Onlara Paşa diye hitap edceksiniz. Sakın düşünmeye, dilinizi konuşmaya, onunla düşünmeye, kendi kendinize karar vermeye kalkmayın. Sadece denileni yapın. Dünyada faşizmin en çiğ ve kaba haliyle varlığını sürdürebildiği yerler Türkiyenin okulları, Türklerin bayrak salladıkları, kendi toprakları diye saydıkları bütün Kürt şehir ve köyleridir. Kürdistan' da koşullandırılan yaklaşık 450 000 i resmi ve 128 000 ni de paramiliter koruyucu, Irkçı, Alevici, Şiici, Maocu Komünist partisi, Devrimci karargah-kurtuluş cephesi, Müslüman Hizbullahçı kılığında örgütlenmiş askeri güç, din adı altında örgütlenmiş Hizbullah-Diyanet-Nurcu-Süleymancı-Bektaşici-Fetullahçı-kontralar bir bütün olarak AKP diktatörlüğü altında da geleneksel süreci devam ettirmektedirler. AKP' nin Kürt politikası, 1945'te İtalyan ve Alman faşizminin çöküşünden tam 67 yıl sonra, Türk faşizminin sona ermeyeceğini ifade ediyor. Şimdi artık bu Kürt düşmanı sürece son vermenin, esaret zincirlerini kırarak, özgür bir halk olmak, her halk gibi devlet sahibi olmanın yolunu açmanın zamanı gelmiştir. İlk olarak, bütün Kürt örgütleri, 1 Mart tarihinden itibaren bütün Kürtlerin çocuklarını Türk okullarına göndermemeleri için bir bildirge yayınlayarak zorunlu adımı atmaları gerekiyor. 14 milyonun üzerinde Kürd hali hazırda Türk yapılmış, adları değiştirilmiş kendilerine düşman bir toplum haline getirilmiştir. Kürtlerin düşmanı AKP nin de devam ettirdiği Türkleştirme politikasıdır ve bu sözde PKK nin de cirit attığı bütün köy okullarında gece gündüz devam ettirilmektedir. Askeri anlamda Kürtleri yoketmenin imkanı yoktur. TC bunu iyi biliyor ve bu yok etmeyi İslamcılar ve Kemalistlerin ortak paydası olan devlet okullarında devam ettiriyor. İşte şimdi bu okulları boykot, TC nin Kürd'ü esaret altına almak için yaşam borusu olarak kullandığı bu mezarlara gereken cevabı vermenin zamanı geldi. En az %35 nin üzerinde Kürt vatandaşımız bu çağrıya uyup, çocuğunu asimile etmekten başka bir şey yapmayan bu Türk okullarını protesto ederse TC' nin bölgedeki bel kemiği kırılacaktır. Böylesine bir olay dünya çapında büyük yankılar yapacak ve AKP nin sahte maskesi de düşecektir. Kürt özerkliğine giden yol, Kürt halkının ortak iradesi onun gerçek temsilcilerinin böylesine küçük bir çıkışla, aklı selimle işe başlamalarından geçiyor. Devletin saldırısı büyük olacaktır ama eskisi gibi başarı şansı yoktur. 1 milyon Kürd ayağa kalktığında ise işleri Suriye gibi olacaktır. Şimdiden biliyoruz ki TC de o gün, PKK adı altında kendi askerlerine karşı vahşiyane bir saldırıda bulunarak, mümkün olduğunca çok askeri öldürerek, geri kalmış cahil halkı ayağa kaldırarak bu haklı eylemi sabote etmeye çalışacaktır. TC' nin değişmez Kürt politikasını devam ettiren yeni AKP-Asker ittifakı, Kürt Hareketi nezdinde bir kırılmayı amaçlıyor; talep ve istemlerin, Müslüman-Kemalist kırmızı hattının içine çekilmesini, PKK' nin Kürtlerin tek temsicisi olduğunun dünya kamuoyuna kabulünü, güney Kürtlerini de tehdit ederek, zorunlululuk azmeden Kürt Birliği’nin sağlanmasının önünü almaya her zamanki gibi hedefleyeceklerdir. Benzeri olay en son Kürt özerkliğinin ilan edildiği gün yaşandı, MHP yandaşı yeni patron Necdet Özel'in Jandarma istihbaratından hareketle, PKK adına askerlerin yaptığı bu provakasyona resmen sahip çıkıldı. Kürtler ortak iradeleri ile özerkliği ilan etmiş durumdadır, geriye dönüş olamaz ve bu yeni adım ile de onu gerçek yaşam alanına sokacaklarıdır. 1 Mart' tan itibaren Türkleşmeye son! Kürdün mezarı olan Türk okulunu değil, anadilde Kürtçe eğitim sağlayacak Kürt okulunu istiyoruz. Kürtler için anadilde eğitim komitesi. Saygılarla, Şemso Lazwan Kurmesh