Pirler Divanı Kapanırken
Bese Aslan
‘‘ Haktan gelen hakikata katılır
Yalancılar bu dergâhtan atılır
Ceset burada kalır hakka yetilir
O da gider hak evinde sır olur
Efendim sultanım hal böyle böyle
Var dosta söyle’’
Dünün bilgisi bugünün itirazı olurken önce bir kültür, bir inanış, bir felsefe olarak başlanan sonra sorular sahanlığında Kürt Aleviler ve Alevilik, Kızılbaş olarak devam eden ve konferanslardan, kurumlardan, çağrılardan, çalıştaylardan geriye arta kalan Kürt Alevi pirleri…
Tüm yapılan, edilen, konuşulan, tartışılan, yeniden inşa edilen, sömürülen, küfür edilen, keyfi davranılan kısacası bu günü de kadar süregelen ve her şeyden uzak sadece Kürt alevi pirleri demek ne demek…
Söz, söz ustaları, sözlü kültür kaynakları, devamı olmayan ve eski gelenekten gelen son temsilciler, yanlışları ve doğruları ile kültürlerinin devamını sağlayan dinsel önderler ve müzik adamları… Uzatılır ama yeter mi bilinmez.
Öyle ki artık dinleyeni kalmayan bir masal gibi duran Kürt alevi pirleri…
Her ne kadar Alevilerde yaşanan olumlu ve olumsuz değişimler siyasi, sosyo-ekonomik, toplumsal değişim ve gelişmelerle birlikte ilerlese de geleneksel olanın, yerel olanın, geçmiş olanın, değerli olanın, manevi olanın eksilmesi, kaybolması bu gelişmelerden çok insana ait olan bir şeylerin yer değiştirmesi ve yitmesiyle ilgilidir.
Birileri görgü-adabı mahşer ad’dan bihaber dedelere meslek içi eğitim vermek isterken…
Birileri yoğun demokrat halleriyle dedeleri toplayıp dara çekip sorgu sual etmeyi planlarken…
Birileri dün sosyalist olup bugün ensesi sıvazlayarak taş yerine artık gül atarken…
Birileri beslenme havzası bellediği dedelerin deyişlerini çalıp, takdir yerine dedeleri havza da boğarken…
Birileri son dedeleri son zamanlarında ak dede eğitimi ile oyunculuktan sonunculuğa transfer ederken…
Birileri dedeler Kürtçe deyiş söylemiyor diye sahipsizliğini, satıldığı dille öderken… Hiç kimsenin bilmediği ölüm araya giriyor ve herkesin bir gün alın kırışında devinecek bir soru soruyor: Bildikleri tabutunda kaç tahta büyüklüğü edecek acaba?
Bu coğrafyada yaşayan herkesin kaderidir yaşıyla yaşadıkları arasında ki uçurumdan aşağıya düşmek. Gerisinde kalp ile gövde arasındaki boşluğu nasıl doldurduğun önemlidir. Diplerde devinip duran bu sancının öncesi ve sonrası yazıldı, yazılıyor ve yazılacak.
Kürt Alevi pirlerinin tahtının zahmeti yokluktu. Onca konuşanlar, sözde kültürü ve değerlerini yaşatma tüm varlıklarını o yokluğun gelecek uzantısı yapanlar ise sadece kendi duvarlarında ölmekteler…
Yarın akşamın sonrası değil.
Yarın, çekildikçe eksilen bir tespih gibi yılların içinde kaybolan Kürt alevi pirlerdir.
Maraşın, Sinemilli aşiretine mensup Hasan Sinemillioğlu Dede pirler yatağından eksildi ve geriye birkaç pir kaldı.
Üstüne hiçbir konferansın, çalıştayın, kurumun, toplantının yapılamayacağı, sadece eksilmeyi bekleyen birkaç pir…
1930 kantarma köyü doğumlu Hasan dede 5 yaşında babasını kaybetti ve annesi tarafından yetiştirildi. Eski ve yeni yazıyı annesi tarafından öğrenen Hasan dede 15 yaşında evlendi ve toplumu için dedelik görevini yerine getirmeye başladı. Yaşadığı ve dedelik yaptığı sürece okumaya ve okutmaya değer veren, hem ozan kimliği hem de dinsel önderliğinde yanlışları ve doğrularıyla bir kültürün devamını sağlayan ve sadece insana ait o duyguyu kaybedenlere, dokunmayı başaramayan hasan dede Pirler Divanı’ndan 12 şubat 2010 da çekildi ve biz ‘bekes’liğimize rağmen kapanan perde’yi görememekteyiz bile..
Peçesi, yüzünden karanlık olanlar: hangi gözyaşı toprak olmanın acısını silerse, sizinde yüzünüz aydınlanır, seyir için değil hak için hizmetiniz kabul olur…
Pirler Divanı’nda can-ı gönülden ses verdiği deyiş ile sevgili Hasan Dede’yi kirpiksiz bir söz yerine boncuklu bir cümle ve ‘‘ çoğalan bekes’liğimiz ile ulu divana uğurluyoruz…
‘‘Havalanıp gönül gönül gel çekme ceza
Gölde kılavuzsuz uçan kuş olmaz
Belaya sabredip kazaya rıza
Kişinin başına gelmez hal olmaz
Halına şükreyle sen sana bakın
Sen senden yukarı bakmada sakın
Akıllı ol adın adın divana takın
Divaneler sırrı herkes faş olmaz
Kötülük eden sen iyilik eyle
Arif ol herkesin dilince söyle
Özün hakka indir gerçeği boyla
Engin yerde bahar olur kış olmaz
Konuş akranınla haddını tanı
Sakın hain olma gör bekle anı
Pir yoluna feda et bu şirin canı
Sermaye gerektir eli boş olmaz
Noksani her yere uzatma elin
Halından bilmeze bildirme halin
Gördün haramisi çoktur bir belin
Uzatma elini karı hoş olmaz’’
Söz bitti, perde kapandı: başka sezon yok fakat yeni gösterimler devam ediyor. Oyuncu olursa sonuncu, çağrıya gerek yok seyirci çok.
Tijiroj