Kutlu Hasan
Pilwenkli Kumri Xatun
Dersim olaylarında, Pilwenk aşiretine mensup aile bireylerin yaşadıkları, Ağcaşar'lı akrabalarına anlatılanlar, günümüzde halen hafızalarda kalanların bir kısmı.
Dersim olayı mağdurlarından, Kumru Hatun (Süleyman ağanın eşi olur), daha sonraki yıllarda Ağcaşar'a geldiğinde, gördüklerini, başında geçenleri, yaşadıklarını, Ağcaşardaki akrabalarına anlatır. O tarihlerde anlatılanlar, günü müzde Ağcaşarlı canlı tanıklardan bir yaşlımızdan duyduyklarımı, ben de siz Binboğa okuyucularıyla paylaşma gereği duyarak, buraya aktarıyorum.
"Kumru Xatun, Süleyman efendinin eşi, Ağcaşar'a gelmişti, Ağcaşar'a geldiğinde, orada yaşayıp-gördüklerini bizim büyüklere anlatırdı.
Bizim evde herkes toplanırdı, o da anlatırdı...
Derdi ki...
Hepisini topladılar, büyükleri, yani rastgele değil , o yörenin belli adamlarını topladılar. Bedri ağa, Misti cenderme, Süleyman efendi, Süleyman ağa,... hepisini topladılar, alıp götürdüler. Kumri Xatun'da içlerindeymiş, diğer kadınlarla beraber, hepisini zincirlere bağlamışlar, dizmişler zincirlere, götürüp kurşunlamışlar, hepisini taramışlar. Kumri Xatun'u da taramışlar, Kumri Xatun yedi kurşunla yere serilmiş, ölmemiş tabi.
Daha sonra tarama bittiğinde sağ kalan olup olmadığını öğrenmek için, cendermeler ölülerin arasına dalmışlar. İki askerde Kumri Xatun'un üzerine gelmiş, Kumri Xatun'un parmağından güzel bir üsük varmış, cenderme'nin biri demiş ki, ben bu üsügü alacam, tabi üsügü parmaklarda çıkarmaya uğraşmış, bakmış ki üsük çıkmıyor , bıçağını çıkarmış, o arada yanındaki diğer asker müdahale etmiş,...
Demiş ki,...
Yav yazık, ölü birinin parmağı kesilir mi?, ölüye yazık değilmi ki, sen bıçakla almak istersin, bırak bir de ben deneyim,...almış mendilini ıslatmış, ıslak medille üsüğü çıkarabilmiş.
Kumri Xatun yarı baygın haliyle askerlerin ne dediklerini duyabiliyor.
Bunlar çekip gitmişler,...
Kumri Xatun yedi kurşunla ağır yaralı, yörede bir değirmen varmış, o haliyle sürünerek kendisini o değirmene atmış, değirmenin sahibi Kumri Xatun'a bakmış, uzun tedavi sonucu Kumri Xatun sağlığına kavuşabilmiş, iyileşmiş artık.
Tabi Dersim maaf olmuş, milletin kimisini kırmışlar, kimisini sürgüne göndermişler, Uşak, Trakya, Manisa,...nebilim, başka diyarlara, yani anlayacağın, Dersim'i tar u mar etmişler.
Çoook sonraları af falan çıkmış, demişler ki artık herkes kendi memleketine, yani Dersim'e dönebilirler, devletin büyükleri demiş bunu. Sürgüne göderilenler sevinmişler, bir kısmı, az da olsa gittikleri yerlerde bir daha dönmemişler, dönenlerde, memleket eski memleket değildir ki, taş üstünde taş bırakmamışlar, memleket hali hal degil, veraneye dönmüş.
Neyse, gelenleri eski kendi köylerine bırakmamışlar, mesala diyelim ki Kepezlileri, Ağcaşar'a, Ağcaşarlıları da, Kepez'e, öyle yapmışlar, böylelikle dağıtmışlar.
Dersim'li, sürgüne gönderilen akrabalarımızdan biri, sürgündeyken bizim köye Ağcaşar'a da uğradılar. Süleyman Efendi (Süleyman dede)'nin oğlu, Ali Rıza Efendi, köye Ağcaşar'a geldi, bizimkiler kendisine maddi yardımda bulundular, artık o dönemda ne vardıysa, herkes kendi payına ne düşmüşse, köyde toplayıp verdiler.
O gelişinde, Ali Rıza amca (A.Riza Kutlu) da, A. Rıza Efendiyle beraber sürgün memleketine gitti. Aftan sonra Ali Rıza Efendi, Dersim'e döndükten sonra, Ağcaşra'a, bizlerin ziyaretine çok gelirdi..."
Not: Devlet arşivlerinde sürgüne gönderilen Pilwenkli ailelerin listesi:
Ziyanlı reisi Küro oğlu Süleyman( pertegin Oskonik köyünde)
Kardeşi Hasan
Köse oğlu Hacı Mustafa (hacılığı Kerbelaya gittiğinden almıştır)
Halifanlı reisi Seyit İbrahim
oğlu Süleyman
(Malkara kazasına)
Kutlu Hasan