Ölüm Trenine Gönderildikleri Yerde Anıldı
Ölüm Trenine Gönderildikleri Yerde Anıldı
İSTANBUL - Osmanlı’nın 24 Nisan 1915’te 220 Ermeni aydınını bir terene bindirerek Anadolu’nun çeşitli yerlerine sürgün etmesi, 95 yıl sonra aynı garda yapılan eylemle protesto edildi. Eylemde “24 Nisan 1915 bir daha asla” mesajı öne çıktı.
İttihat ve Terakki partisinin hüküm sürdüğü Osmanlı döneminde 24 Nisan 1915 tarihinde sanat, edebiyat, düşünce ve kültür temsilcisi 220 Ermeni Aydın'ın gözaltına alınıp Haydarpaşa İstasyonundaki bir trene bindirilip Anadolu'nun çeşitli yörelerinde katletmesininden 95 yıl sonra Haydarpaşa garından protesto eden insan hakları savunucuları, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sosyalist fraksiyonlar, böyle bir vahşetin bir daha yaşanmasına izin vermeyeceklerini belirtti.
Kürdistan’da yürütülen kirli savaşta yakınları gözaltında kaybedilen Cumartesi Annelerinin de yer aldığı eylemde, 1915 yılında katledilen Ermeni aydınlarının resmi taşınarak onların anısına Marmara sularına kırmızı karanfiller bırakıldı. İnsan Hakları Deneği İstanbul Şubesinin yaptığı eylemi duyduktan sonra tren garına akın eden Asala örgütü tarafından öldürülen Büyükelçilerin yakınlarının gerginlik yaratmak istediği eylem, sorunsuz devam etti.
Bir Daha Asla!
Osmanlı döneminde hüküm süren İttihat ve Terakki partisinin emrindeki İstanbul'da önce gözaltına alınıp sonra trene bindirilip Anadolu'nun değişik yörelerine götürülerek öldürülen 220 Ermeni aynının resimlerinin taşındığı eylemde, 95 yıl önce 24 Nisan 1915 tarihinde bindirildikleri Haydarpaşa Garının önünde anıldı. Eylemciler burada katledilen Ermeni aydınlarının resimleri ve kırmızı karanfillerle birlikte '”24 Nisan 1915 Bir daha asla” yazılı pankart açarak soykırım ve tehciri protesto etti.
Katılımcılar adına ortak açıklamayı İnsan Hakları Savunucusu Avukat Eren Keskin okudu. 24 Nisan 1915'de İstanbul'da zamanın Osmanlı toplumunun sanat, edebiyat, düşünce ve kültür dünyasının en üretken temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 220 Ermeni aydının gözaltına aldığını hatırlatan Keskin, “Önce merkez cezaevi olarak kullanılan Mehterhane’ye, ertesi gün Sarayburnu'na götürülen Ermeni aydınlar, orada kendilerini bekleyen bir gemiye bindirilip Haydarpaşa tren istasyonuna götürüldüler. Oradan da nereye götürüldüklerine ilişkin hiçbir bilgi verilmeksizin Anadolu'ya doğru yala çıkartırdılar. Bir grup Ayaş’a, bir grup Çankırı'ya götürüldü, 70 kişiden 58'i, Çankırı'ya götürülen 150 kişiden 81'i öldürüldü” dedi.
Keskin, bu vahşetle sınırlı kalmayan dönemin yöneticilerinden olan İttihat ve Terakki Partisi ve onun tetikçi örgütü Teşkilat-ı Mahsusa aracılığıyla Anadolu'daki Ermeni varlığına, tüm tarihsel ekonomik ve sosyal dokusuyla birlikte son verdiğine dikkat çekti.
Geride Bir Mezar Taşı Bile Bırakmadan Yok Oldular
Öldürülen Ermeni vatandaşları arasında dönemin en önde gelen entelektüellerinin de olduğunu belirten Keskin, ,''Onlar ellerine kalemden başka bir şey almamış ve geride bir mezar taşı bile bırakmadan yok olup gitmişlerdi'' diye vurguladı.
Bir uygarlığın binlerce yıllık anayurdundan silinip atıldığına dikkat çeken Keskin, bu anlayışı sürdürenlerin topluma bu yalana dayalı bir resmi tarihi dayatarak gerçeği unutturmaya çalıştığını belirti.
İnsan hakları savunucuları olarak 95 yıldır dayatılan bu yalana inanmadıklarını vurgulayarak sözlerini sürdüren Keskin,''Biz gerçeğin ortaya çıkmasını istiyoruz. Bu acının altında ezilmek istemiyoruz. Sözcüklere konulan ambargolara hayır diyoruz. Uluslararası hukukun hakların haklı talepleri doğrultusunda uygulanmasını istiyoruz ve herkesi 1948 tarihli Birleşmiş Milletler 'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini dikkatle okumaya çağırıyoruz'' dedi.
Eylemin ardından Haydarpaşa önündeki Marmara denizine Ermeni aydınlar adına kırmızı karanfiller atan insan hakları savunucularına 'Yalan söylüyorsunuz' diye çıkışan Asala örgütünün öldürdüğü büyükelçilerin yakınları, gerginlik çıkartmaya çalışsalar da başarılı olamadılar.
ANF NEWS AGENCY




