Tüm Mitolojiler Evreni ve İnsanı Anlatır "Mitoloji nedir?" sorusuna cevap verebilmek için, tüm mitoloji tiplerini teker teker gözden geçirmek gerekir. Ergün Arıkdal
Birincisi, mitolojinin kozmolojik bir nitelikte olmasıdır. Yani evrenin, insanın nasıl meydana geldiğini işler. Demek ki bir kozmogoni ve kozmoloji var. Bugün aynı mitoloji çağdaş bilimde de vardır. Bir astrofizikçi, bir radyofizikçi evrenin nasıl oluştuğunu, Dünya'nın ya da Güneş'in ve Güneş'e bağlı gezegenlerin nasıl yaratıldığını anlamaya çalışıyor. Ay'a gidişin büyük hedeflerinden biri de Ay toprağının Dünya'ya benzeyip benzemediğini anlamaktı, ki benzemediği anlaşılmıştır artık. Tümüyle farklı bir toprak özelliğine sahiptir. Ay, Dünya'dan daha yeni bir zaman içerisinde bu yörüngeye yerleştirilmiş bir gezegendir. Demek ki burada bir tür kozmogonik bir araştırma yapılmaktadır. Bu araştırma, ileride, çok yıllar sonra bir mitoloji olarak kalacaktır.
Geleceğin insanı, "Çook eskilerden dünya insanı böyle böyle düşünmüş..." diyecek. Ak deliklerden, kara deliklerden, girdaplardan, yerin kaymasından, vs. söz edilecek. "Bundan iki bin yıl, üç bin yıl önce bunlar tahmin ediliyordu..." denecek. Nitekim benzer şekilde biz de bazı şeyleri geçmiş için söylemiyor muyuz?
İkincisi mitolojinin varoluşunun, insanın varoluşuyla ilgili olmasıdır. Önce evrenin oluşumu ve yaratılışın işlevleri anlatıldıktan sonra yaratıcılığın kapsamı, yani işin kendiliğinden mi yoksa belli bir nedene bağlı olarak mı oluştuğu konusu ele alınmıştır. Ayrıca canlıların, yani zeki varlık olan insanın ortaya çıkışı konu edilmiştir. Tüm mitolojilerde bunlar kaydedilir. Ondan sonra insanın doğa ile kaynaşması (toprağı ekip biçmesi ve çoğalması) ve inancının nasıl oluştuğu işlenir.
İlk insan Tanrı'ya nasıl inanmıştır? Ya da Tanrı'ya inanma ihtiyacını nasıl duymuştur? Neler hissetmiştir? Nasıl meydana geldiğinden sonra bu sorular ortaya çıkmıştır. Bunlar giderek dünya insanının kafasında objeleşmiş, kişileşmiştir. İnsan kişileştirilmiş şeyleri anlayabilir. Fikren ya da mecazen olan şeyleri anlamakta zorluk çeker. Onların kişilik kazanması gerekir. Onlara Venüs, Kukulkan, Çiva demesi gerekir. Peki, nasıl bir şey? İşte imaj burada başlar. Semboller şekil kazanır. Yani oradaki o sanatçıya kalmıştır iş. Bu nedenle mitoloji ile sanatın da büyük bağlılıkları vardır.
Müzeleri gezerken görürüz. Bir Zeus heykeli vardır, tanrıların tanrısı, Olimpos Dağı'nın en tepesinde oturur ve hepsine hükmeder. Bir hiyerarşi vardır. En büyüğünden en küçüğüne kadar her tanrı ayrı ayrı işlev görür. Böylece yeryüzündeki insanlar yönetilirler. Onlara yardım edilir. Birtakım doğa olayları meydana getirilir. Olayların yönlendirilmesiyle de insanlar geliştirilmeye çalışılır. Zaman zaman insanların dar, yanlış anlayışları, tek açıdan bakışları onları, kendileri gibi düşünmeye yöneltmiştir. Tanrılar arasında savaşlar, kavgalar, kıskançlıklar, hatta hırsızlıklar vs. meydana getirmişlerdir. Yunan mitolojisinde tüm bunları görürüz ve beşeri unsur çok fazladır. Homeros, yazarken bazı şeylerin arasına insani olaylar katmıştır. Olayları sadeleştirmiş, basitleştirmiştir.
Mitoloji genelde üç ana maddeye ayrılmıştır:
1- Kozmik yaradılış,
2- İnsanın yaradılışı,
3- İnsanın maddeyle ilişkisi ve tekamül çabası, çeşitli semboller halinde ifade edilmiştir.