Koçgiri´den bu yana Arık Köyü


Koçgiri´den bu yana Arık Köyü 

Koçgiri:
Koçgiri aşireti Sivas´ın Zara ilçesine yerleşmiş 135 köy üzerine dağılmıştır. Koçgiri aşiretinin Anadolu´ya ilk geldiği zamanlarda Sivas dolaylarında ortaya koyduğu yerleşim haritası, Refahiye nin çeşitli köyleri: Kuruçay, suşehri, Alucera, İmranlı´nın hemen hemen tüm köyleri, Zara´nın Acısu yöresi, Kızılırmağın Zara sınırına yakın köylerinde, Hafik´in güneydoğu Kangal ilçesinin Kavak bucağına kadar uzamış ve Koçgiri aşiretinin uzun süre egemenliğinde kalmıştır.

Aşiret başlıca 5 boydan, Sarolar, İbolar, Balolar, Zazalar, Gerniler, Zerikanlar, Pervaziler, Resuller, Hornetliler, Şadiller, İbolardan ayrılan Mıstolar, Geriler ve Kurneşilerden oluşmaktadır. Koçgirili İsi İbolardan olup Mustafa Paşa zade Haydar Bey ve kardeşi Alişan Bey olarak bilinirler.

Alaattin Keko Bata 1220 - 1237 düzenlenen soy kütüklerinde Koçgiri aşiretine yer verilmiştir. Soy kütüğüne göre Dersim in Nazimiye yakınlarındaki kalmandenden göç ederek gelmiş Zara ve Bolucanda kısa sürelerle kalındıktan sonra Koçgiri ye gelip yerleşmişlerdir. 7 oğlu vardır; İbrahim, Mustafa, Balo, Saro, Perviz Laço ve İvazki.

Koçgiri halkı bu oğullardan türemiştir. Koçgiri adı Horosandan gelerek Dersim`e daha sonra Kanuni tarafından bu bölgeye yerleştirilen Türkmen aşiretinin adıdır. Sultan Alaaddin´in o dönemde şah Manzur´a yine verdiği ayrı bir secerede 12 Türk aşiretlerinin adları vardır. Bunların arasında Koçgiri ve İzol aşiretlerinin adı da yer alır. Valideleri Şeyh Hasanlı, seyitleri ise Baba manzurludur. 1960 lı yıllarda köy adlarının değiştirilmesi sonucu Koçgiri köyünün adı Gümüşakar olarak değiştirilmiştir. Önceleri Kuruçay ilçesine bağlı iken günümüzde buranın bucaklaştırılması sonucu Gümüşakar bucak olmuş ve Refahiye ilçesine bağlanmıştır.

Koçgiri olgusunun ne denli önemli olduğunu, onu konu alan çalışmalardan anlayabiliriz. Tarihsel anlamda kurum, kuruluş ve kişiler, Koçgiri isyanını resmi kitaplara geçmemiştir.

Koçgiri isyanını Mustafa Paşa Zade Haydar bey, amcası İzzet bey, Gülağaoğulları, Naki, İzzet, Hasan Askeri ve Mustafa Paşanın kardeşi Alişer Bey başlatmışlardır. Koçgiri isyanı sürecinde Haydar Bey İmranlı nahiyesi müdürü, kardeşi Alişan Bey ise Refahiye kaymakam vekili idi. 22 Ekim 1920 tarihinde Dersim aşiretlerinden Bezgari aşireti çeteleri, yol kesmeye, yolcuları soymaya hatta öldürmeye devam eder. 4 mart 1921 tarihinde İmranlı da 6 ıncı Piyade alayı çevre köylere girerek kaçak askerleri yakalar ve Zara ilçesi komutanlığına sevk eder. Ayrıca Zara/İmranlı arasındaki telgraf tellerini keserek haberleşmeyi engeller. 8 mart 1921 tarihinde Koçgirili Alişer ile Dersim Koçuşağı aşireti reisi Brai, kardeşi İbrahim Ağa yanlarına 200 asker alarak Kemah da polis munzurun 150 kişilik kuvvetiyle birleşerek Kemah jandarma komutanlığını basar, kaymakamı esir alır ve burada merkez bir karargah oluştururlar. 14 mart 1921 de 5 inci tümen Sivas a gönderilerek Koçgiri ile savaşı başlatırlar.

Bu arada koçgiri nin bozguna uğratıldığı ve tüm gücünü yitirdiği yolunda birtakım haberler alırlar. O tarihte Giresunda Osman Ağa (topal Osman) komutasında, isyanın merkezi konumunda bulunan Refahiye, Kolhisar, Alucera, Şarköyü ile Kızıldağ eteklerine yerleşerek iki taraftan abluka altına alır. İsyancıların büyük bir kısmı yakalanarak Sivas a gönderilir ve Koçgiri aşiretinin büyük bir bölümü bu isyanda katledilir. İsyan sonrasında komutan konumunda olanlar tamamen batı illerinde mecburi iskan cezası ve Çankırı, Kastamonu, Nevşehir, Kırşehir, Bolu, Konya, Afyon, Bilecik, İzmit, İzmir, İstanbul, Çanakkale, Bursa ve benzeri illere ailece zorunlu iskan ile cezalandırılmıştırlar. Geride kalanlar ise aç ve perişan bir durumda kırsal ve dağlık alanlarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

İmranlı:

Sivas´ın doğusunda yer alan ilçenin yüz ölçümü 1229 kilometrekare, rakım ise 1650 metredir. Arazi genellikle bozkır ve tepeliklerden oluşmaktadır. Eskiden orman alanı fazla olmasına rağmen bugün yok denecek kadar azdır. İlçeye karasal iklim hakimdir. Çok eski bir yerleşim yeri olan İmranlı Zara´ya bağlı bir bucak iken 1948 yılında çıkarılan bir kanun ile ilçe haline getirilmiş Ümraniye olan ismi, İmranlı olarak değiştirilmiştir. 1990 Nüfus sayımına göre ilçede 12965 kişi yaşamaktadır. İlçeye bağlı 102 köy ve 36 mezra bulunmaktadır. İlçenin ekonomisinin temeli tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Mazbut bir yaşantının sürdüğü ilçede sosyal aktiviteler çok fazla değildir.

1 adet çok programlı Lise, 22 adet ilköğretim okulu bulunan ilçede 2600 öğrenci ve 70 öğretmen mevcuttur. 5 sağlık ocağında 3 doktor 2 hemşire ve 2 ebe ile sağlık hizmetleri yürütülmektedir.

Sivas´a 106 KM uzaklıkta olan İmranlı, Erzurum-Ankara Devlet karayolu üzerinde bulunmaktadır. İmranlı halkı günümüzde su, elektrik, telefon ve yol gibi temel alt yapı hizmetlerinden faydalanmaktadır.

Arık :

Zengüzer: Yani atların ayarı, müsliminatı altın olan şahısların kabilesinden Fincan Büyük ailesindeki toplu bir kabilenin fertleridir. 350 yıl gibi bir tarih süreci olan Arık köyünün kuruluşu çok yönlü ve farklı bilgilere sahne olmaktadır. İlk göç Azerbeycan´dan Horosan´a, oradan da Dersim´in Hozat yöresine, zaman içinde de Erzincan´ın Koçgiri yöresine gerçekleşmiştir. Bu yörelerde ne kadar kaldıkları bilinmemekle beraber, yıllar geçtikçe aşiretler arasında büyük kavgalar ve çekişmeler olmuştur. Bu kanlı çekişmeyi önlemek için o günün din ve ocak sahibi baba, dedeler Cem toplantısında Hz. Muhammed ve Ali dahü divanı kurup suçluları halk meclisinde yargılamışlardır. Suçlu bulunan aşiret buraları terk edecektir ve suçlu aşiret Koçgiri olmuştur.

Koçgiri : Büyük ve göç etmişler anlamını taşımaktadır. Refahiyen´in Koçgiri köyünden göç eden aşiretin halkından Sarı isminde bir büyüğümüz, günümüzde Cerit köyü olarak bilinen Cerit yazısına gelir ve Köndül deresinin üzerine bir değirmen yapar. Burada yaşamına devam eden Sarının yanına Ceritlilerin dedesi olan Sarının akrabalarından Bedirhan ve Karacaören´in dedesi olan Gök Süleyman gelir. Burada uzun zaman aşiret boylarından gelen akrabaları Bedirhan Cerit´e, Gök Süleyman ise Karacaören´e yerleşir. Sarı ise uzun yıllar değirmende yaşayarak 3 erkek evlat sahibi olur. Yoksulluk ve sefalet yıllarına düşen Sarı bu dünyadan göç eder gider. Geride 3 evlat; Karamahmut, Karafero, Karaibo ve dul bir eş bırakır. Zaman yoksulluk ve acıyı yıllara sahne olur. Kardeşleri birer birer değirmenden koparır. Karamahmut Kapıkayaya, Karaibo Şenlik´e, Karafero da Arık´a yerleşir. Annelerinin ne zaman öldüğü bilinmemektedir. Arık ve Karafero´nun hikayesi böyle başlar.

Karafero: İriyarı, hızlı, çok iyi ok ve kılıç kullanmaktadır. Acımasız ve zalim biri olduğu söylenmektedir. Karafero Arıkta yaşayan Osman Ağa ile arasında bir çok olay yaşamıştır. O yıllar töresine ve sözüne sahip bu insanlar birbiriyle çeşitli iddialara girmişlerdir. Osman Ağanın bu iddialarda Karafero´yu yenmesi imkansızdır. Çünkü Karafero şamanizm ve doğu kültürünü almıştır. Çeşitli secerelerden geçmiş ve eğitim almıştır. Karafero´ya yenilen Osman Ağa zaman içerisinde Arık´ı terk ederek Korkut yöresine göçer. Günümüzde Korkutta Arıklıoğulları soyadına tapu kayıtlarında rastlamak mümkündür.

Yaşamına Arıkta devam eden Karafero, Roya isminde güzel bir kızla evlenir. Bu evlilikten Karafero´nun 5 oğlu olur. Bu isimler sırası ile şöyledir: Hacıağa, Laçinağa, Temirağa, Tomağa ve Hasanağa dır. Bu isimler altında çoğalan Arık halkına katılan akrabalarımız kabile sırasına göre Hedrozlar, Demolar, Şehler, İmamlar, Terolar, Korikiler, İsiler, Gegeller, Klohurler ve Serseriler diye adlandırılırlar.

Günümüzde yaşayan Arık halkının tamamı birbiri ile akrabadır. Önceden ve sonradan gelenler arasında ayrımcılık yapılmadan kız alıp verdikleri hısım, kivre ve musayip olarak Arık köyü halkı arasında kopması güç bir birliktelik ve dostluk yarattıkları bilinmektedir. Günümüzde Arık köyü halkı arasında kesinlikle ayırım yapılmadan dostanevi ilişkiler örnek olacak şekilde devam etmektedir.

Şeyh Ahmet Dede :

Şeyh Ahmet Dedenin Koca Ahmet Yesevi neslinden geldiği bilinmektedir. Şeyh Ahmet Dede Horosan piri, doğru, dürüst, adaletli ve saygı değer bir zat ve tüm Koçgiri halkının sevilen piridir. Şeyh Ahmet Dede Muhammed Ali divanını uygulayan baba manzur ocağına bağlı; eline, diline ve beline sahip yörede halkın barıştan ve sevgiden yana yaşamı boyunca hayatını sürdürmüştür. Şeyh Ahmet Dedenin kabristanı Arıkta bulunup 2001- 2002 yıllarında akrabaları tarafından onarılarak türbe haline getirilmiştir. Şeyh Ahmet dedenin Arık´a ne zaman geldiği tam olarak bilinmememktedir.

Karafero Şeyh Ahmet Dedeye duyduğu sevgi ve saygıdan dolayı, beni Şeyhimin yanına defnedin diye evlatlarına vasiyet etmiştir. Günümüzde büyüklerimiz tarafından verilen bilgiler doğrultusunda Karafero´nun mezarı Şeyh Ahmet Dedenin yakınında olduğu bilinmektedir. Arık köyü halkı olarak dedemizi sevgi ve saygı ile anıyoruz.

Deprem :

27 Aralık 1939 Erzincan depremi tüm Arık köyü halkının üzerine bir karabulut gibi çökmüştür. O gece küçük mahallede bir cenazenin oluşu, aslında yaşanan bu felaketin habercisi gibiydi. Çünkü büyüklermizin tamamına yakınını cenaze evinde olması, ölenlerin çoğunun genç insanlardan olmasına ve ölmesine sebep olmuştur. Bir anda yaşanan felaketin acı haberi dört bir yana yayılmıştır.

Yakın köylerden feryatlar yükseliyordu, Arık battı Arık battı. Arık halkı o gece ne yapacağını bilmeden panik ve acı içerisinde sağa sola koşuşuyor kimi evlatlarını kimi babalarını ve analarını kurtarmaya çalışıyordu. Mevsimlerden kışdı, soğuk havada gencecik bedenleri kurtarmaya çalışan halk aç ve susuz gece gündüz demeden çalışıyordu. Arık köyünün yardımına civar köylerden gelen insanlar yetişiyor, geceli gündüzlü demeden çalışıyorlardı. Çoğu evlerden 4 cenaze çıktığı toplu mezarların kazıldığı, bu acıyı anlatmak tabii ki çok zordur. Depremde Arık halkının tamamının zarar gördüğü kiminin sakat kaldığı bilinmektedir. Bu felaket Arık köyü halkının 75 genç insanının hayatına mal olmuş köyün büyük bir kısmı yerle bir olmuş 300 baş hayvan da telef olmuştur. Acılı ve kederli günler yerini ağıtlara bırakmış 75 körpecik insanın öldüğü bu kara gün Arık ağıtı olarak her dinlenişte yüreğimizi parçalamıştır. Ölen insanlarımızı saygı ile anıyor onları yüreğimizde taşıyoruz.

Köyün nakli :

Depremden sonra Arık köyü devlet tarafından önce Hafik ilçesinin Gevrek mevkiine yerleşmesi için telkif edilir. Arık halkı duygusal olduğu için kendi köyünü terk etmek istemez. Daha sonra ikinci bir teklifte ise Bursa Kemal Paşa ilçesine göç etmeleri istenmiştir. Fakat Arık halkı bu teklifi de kabul etmeyerek, kendi yurtlarını terk etmek istemediklerini söylerler. 1960 lı yıllara gelindiğinde Akrabalarımızdan Süleyman Çamcı nın Bandıra deresinde sele kapılmasından sonra dönemin muhtarı Niyazi Baltacı ve Arık Köyü Yardımlaşma Derneği başkanı İzzet Arıkan´ın yoğun cabaları ile günümüzde yeni mahalle diye adlandırılan mevkii ye kaldırılmıştır.

Köy Konağı :

2001 yılı dernek yönetimi ve köy muhtarının çabaları ile Sivas Valisi, İmranlı kaymakamı, İmranlı Belediye başkanının da hazır bulunduğu törende köy konağının temeli yine aynı yıl atılmıştır. Köy Konağı dernek yönetimi ve Arık halkının çabaları ile şu anki durumuna gelmiştir.

03.07.2004 tarihinde yapılan bir törenle hizmete açılmıştır.


Kaynak: Bilgilerin tamamı Arık derneğinin hazırlamış olduğu belgesel filmden alınmıştır. Çalışmada emeği geçen herkese teşekkür eder çalışmalarının devamını dilerim.

ARIK TÜRKÜSÜ

ARIK DIBEN GUNDE SARAN
SALAKI ZELZELE BU
LELE ANE DUSET SESET
MEZEL VEDAN DELO LO LO LO
DE LE LE LE

HİVIK VEKET HİVA KAŞAN
SALAKI ZELZELE BU
, LELE MEZEL VEDAN
EKI HERĞE AŞAN
DE LO LO DE LE LE LE

HİVIK VEKET AV ERMIŞ BU
SALAKI ZELZELE BU
NAVE HEFTE PENC MERI
LI KUTÜK SİRMİŞBU
DE LE LE LE DE LO LO LO
 
SİNAN ÖZDEMİR-KEMAL ERTÜRK
ORTAK ÇALIŞMASI