Skip to main content

Kaşan’dan Avrupa’ya bir dal

Kaşan’dan Avrupa’ya bir dal

Maraş yöresine ait klamları ‘Nazlê’ albümünde toplayan Fırat İmirza, ‘’Anadiliyle konuşamayan bir insanın köksüz bir ağaçtan farkı yoktur’’ diyor.

Almanya’nın Hamburg kentinde yaşayan genç Kürt sanatçısı Fırat İmirza, ilk albümü ‘Nazlê’ ile müzikseverlerle buluştu. İmirza köken olarak, birçok ozan ve aşık yetiştirmiş olan Maraş’ın Kaşan köyünden. O da tanınmış ozanlardan Aşık Meçhuli, Ozan Emekçi, Ozan Vicdani, Hasan Yıldız ve daha nicelerinin yolunu yolu eylemiş. Yöresine ait ezgilerle büyüyen İmirza, Kaşan köyünün aşıklık geleneğinin izinde ilk albümünü çıkarır. Stranların Türkçe’leştirilmesine karşı yeniden Kürtçe yorumlar. Genç sanatçı Fırat İmirza ile yeni albümü ve müzik serüveni üzerine konuştuk.

Nasıl başladı müzik serüveniniz?

Köyümüzde saz çalan çok insan olduğu için her zaman saç çalmayı hayal ettim. Köyde kurulan divanlarda saatlerce saz çalınırdı. Bildiğiniz gibi bizde saz kutsaldır. Ve her evde mutlaka bir saz asılıdır. Dayım Ozan Emekçi’nin kasedini kaybederim korkusuyla her zaman cebimde taşıdığımı hatırlıyorum. Müziğe olan tutkum galiba kökenlerimde ve geldiğim toprağın derinliklerinde yatıyor. İlkokula bile giderken cebimde birçok sanatçının kasedini taşıdığımı hatırlarım.

Müzik serüveninde kimlerden feyz aldın?

Dünyanın her tarafında tanınan ve benim için büyük bir idol olan Ozan Emekçi başta olmak üzere Aşık Meçhuli, İsmail İpek, Hasan Yıldız ve daha birçok kişiyi örnek olarak verebilirim. Çocukluğum bu ozanların tınılarıyla geçti. Ve bu insanların sayesinde yok olmakla yüzyüze kalan aşıklık geleneği gönümüze kadar gelebildi. Yine Hüseyin Eldeniz (Hüseyin Dede), Abuzer Karakoç ve Hasret Gültekin beni etkileyenler arasındadır.

Albümünüzde Kaşan ve yöresine ait Kürtçe besteler dikkat çekiyor...

Bu albüm ile aslında içimde bir ukde olan çocukluk hayalimi gerçekleştirdim. İkinci neden ise bizim yörede şu ana kadar sadece Kürtçe şarkılardan oluşan bir albüm çıkmamıştı. Tam tersine bizim yörenin bütün sanatçıları var olan parçaları da Türkçe’ye çevirerek, bilerek ya da bilmeyerek bu asimilasyona suç ortağı oldular. Bu insanlar belki kısa bir süre sonra istedikleri maddi imkanlara kavuştular. Ama Kürt edebiyatı ve sanatına da bir o kadar zararları oldu. Bu ucuz yaklaşımlar hala Türkiye’de birçok tanınmış türkücü tarafından yapılmaktadır. Bence bunlara sanatçı demektense kültür korucuları demek daha doğru olur. Örneğin benim albümümdeki şarkılardan ‘Klamê Kurdo’, ‘Şu Diyarı Gurbet Elde’, ‘Alê Fatê’ şarkısı da ‘Yaralandım Gurbet Elde’ şeklinde Türkçe’leştirilmiştir.

O topraklarda yüzyıllardır çalınan ezgi, melodi ve klamların ileriki zamanlara aktarılması için bu benim için bir zorunluluktu. Maraş yöresi asimilasyonun en yoğun olduğu illerimizin başında geliyor. Günlük yaşamda Kürtçe sadece köyün yaşlıları tarafından konuşuluyor. Maraşlı ve Kaşanlı olmasına rağmen birçok genç Kürtçe bilmiyor. Bu ciddi anlamda beni rahatsız etmektedir. Anadiliyle konuşamayan bir insanın köksüz bir ağaçtan farkı yoktur. Ve mutlaka bir gün rüzgarın önüne savrulup gidecektir. Yıllardan beri hep bu kaygıları taşıdığımı özellikle belirtmek istiyorum.

Peki bu asimilasyonun önüne nasıl geçilebilinir?

Bunun için henüz çok geç değil. Maraş yöresine ait birçok stran, çirok, deyiş günyüzüne çıkarılmayı bekliyor. Bunları gün ışığına çıkararak işe başlıyabiliriz. Tabii ki her şeyden önce dilimizi bilmeli, dilimizle söylemeliyiz. Ne yazık ki Maraş ve yöresinde çıkan birçok sanatçı meramını hala Türkçe dile getiriyor. Atalarımızın diliyle konuşmak bize utanç vermemeli, tam aksine bizi onurlandırmalıdır. ‘Heval anlıyorum ama konuşamıyorum’ bence gerçekçi bir mazeret değil. Anlıyorsak konuşmamızda lazım. Asimilasyonun önüne ancak böyle geçilebilinir.

‘Nazlê’ almümü ilk göz ağrınız. Hazırlık aşamasında ne gibi zorluklarla karşılaştın?

Maddi ve manevi anlamda epey zorlanmalar yaşadıysam da, bu zorluklar beni asla yıldırmadı. Ne pahasına olursa olsun bu CD’yi çıkarmalıydım. Benim derdim para kazanmak ya da şöhret olmak değil. Benim tek bir kaygım varsa, o da bu kültürün günümüzdeki konumu. Bu kültürün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması benim öncelikli hedefimdi. Albümün geç çıkmasının tabii ki maddi zorluklarla bağlantısı var. Yaklaşık bir senemi aldı. Geçtiğmiz yıl Kaşan’da ‘Nazlê’ şarkısı için klip çektim. O klip MMC’de çıkıyor. İkinci klibim ‘Alê Fatê’ de son aşamaya gelmiş durumda. O da yakında gösterilecek.

Peki albüm çıktıktan sonra nasıl tepkiler aldınız?

Her şeyden önce bir ilgiyle karşılacağımı beklemiyordum. Dünyanın dört tarafına dağılmış Kaşanlılardan hala teşekkür ve başarı dilekleri alıyorum. Bu da gerçekten ne kadar doğru yolda olduğumu gösteriyor. Düne kadar dillerinden utandığını söyleyen birçok insan benim söylediğim şarkılarla, geçmişlerini sorguladıklarını belirtiyorlar. Tabii bu ilgi beni sevindiriyor, önümüzdeki günlerde hazırlıklarına girişecegim ikinci albüm için beni motive ediyor.

İleriye dönük ne gibi projelerin var? Sizden yine Kaşan şarkıları dinleyecek miyiz?

Şu anda müziğin yanı sıra film ve animasyon okulunu okuyorum. Tabii ki müzik ilk göz ağrım olduğundan zamanımın çoğunu alıyor. Kaşan’da devam eden ‘Alê Fatê’ klibinden sonra son sürat ikinci CD’nin çalışmalarına başlayacağım. Müziğin yanı sıra okuldan öğrendiğim tekniklerle kısa film ve belgesel yapma düşüncem var. Halkımıza ait kültürel ve sanatsal değerlerin kayıt altına alınmasını çok önemsiyorum. Müziğin yanı sıra bu tür çalışmalarla da halkımızın hizmetinde olduğumu belirtmek istiyorum. Benimle irtibat kurmak isteyen okurlarınız info@firatimirza.com’dan bana ulaşabilirler.

M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG

yenidenozgurpolitika

31 Agustos 2010