Karanlık Çökerken
Karanlık Çökerken
Başkaları için ne anlama gelir ama benim için yaşamın duraksamaya başladığı ana doğru gidiştir.Herkes kendisi yavaş ,yavaş eve veya başka bir yere hazırlamaya başlar.
Bazı arkadaşlardan karanlığı sevmediklerine ait bazı sözler duymuştum.
Cinsiyet ayrımı bu konuda yapılır mı bilmem ama bayanlarında karanlıktan fazla hoşlanmadıklarını bilirim.Bunun özel bir nedeni var mı bu da merak konusu,sanki toplumun onları hep karanlığa itmesinden dolayı olsa,etki -tepki olarak yorumlayabiliriz küçük bir kısmını.Genele de bayanlara yapılan haksızlıkların yüzde en az 60-70’i hep karanlıklarda yapılıyor sanırım,bir zarar vermek, ona istediğini yapabilmek, için karanlık en uygun zaman oluyor.Belki de işte bunlardan dolayı bayanlar karanlığı sevmiyorlardır.
Aslında insanlığın geçmişi ve bu gününe bakarsak,tüm insanlık bile karanlıktan hoşlanmadığını her zaman belli etmiştir.
İnsanlığın en hareketsiz olduğu zaman karanlığın en derin olduğu zamanlar olsa gerek.
Genel olarak iyi insanların kadında olsa erkek de olsa karanlığı fazla sevmedikleri belli.
Karanlığın sevilmemesi belki de bu kadar teknik gelişmelerin temeli olmuştur.
Edison’un tüm çabaları 1879 de nihayet elektrik ampulünün bulunmasıyla insanlık karanlıktan nihayet kurtulmuş oldu.
Ondan önceki çalışmalar ve çözümler insanlığı gerçek anlamda aydınlığa kavuşturamamıştır.
Her akşam Lambaya açmak için düğmeye bastığında,dünyada kaç kişi Edison’u hatırlar bilinmez.Ama kendimi söylersem hiç hatırladığımı,onu şükranla andığımı hatırlamıyorum.
Cereyanın bulunuşu çok daha eskidir,tam olarak ne zaman kullanılmıştır bilindiğini sanmıyorum.Cereyan diğer anlamıyla hareket demektir,hareketin belli bir düzenlenmeye kavuşması bir çok olguyu ortaya çıkardığı gibi,cereyanı da ortaya çıkarmıştır.
Diğer anlamıyla doğadaki bir çok olgu birbiriyle ilintilidir,bu ilinti bir düzene ulaştığında,devrimsel gerçeklikler ortaya çıkarlar.
Tek başına hareket,cereyanı incelmeğimizde pek fazla bir anlamı olmayabilir.Tersi de doğrudur.
Hareket,modern anlamda cereyanı ortaya çıkardığında,dünyadaki gelişimin hızı devrimselin devrimseli olmuştur.Devrimsel gelişmelerin sayısı bilinemez duruma gelmiştir.
Her gün yeni bir buluş,yenilik,kolaylık,değişimin hızı,yeni üretim,yeni meta,yeni insan bir çok olgu devrimsel anlamda değişime uğramıştır.
Bu hızlı değişimin tümüyle toplumsal yapıyı değiştirip,dönüştürdüğü,kapitalist üretimin ucu,hızı belli olmayan bir hızlılığın gündemde olduğunu herkes görebilmektedir.
Çamdan parçalanan küçük parçalarla ışınma işini gerçekleştiren dedelerimiz bazen bu hızı anlayamadıklarından “ Allahın işleri” diyerek sorunu çözmeye çalışıp,lambanın düğmesine basarken bismillah,bismillah,ya Allah,sözleri alışılan gerçektir.
İşin gerçeği işte burada da bunu söyleyen kişiler elbette Cereyanın nasıl oluştuğunu gerçek anlamda bilmediği için bunu Allaha bağlama işi vardır.
Esasen diğer bilimsel olayları olduğu gibi,insanlığın hayatını kolaylaştıran bu güzelliğin nedenini ve nasılını önceleri din çözemediği için onu da Allaha bağlamıştır.
Aydınlığın önemine baktığımızda,Allaha bağlanmasını normal karşılamak gerekir,bir önceki yazıdan nerelerden nereye geldiğimizi anlatmaya çalışmıştık.
İşte tamda bu yazıyı okurken,Almanya gibi bir ülkeden bir çok dini kitabın yasaklandığını,satana ve de okuyana bile ceza kesildiğini okuyunca önce biraz aptallaştım,sonra yasakçılara hak vermedim değil.
İlke olarak tüm yasaklara karşı olduğumuzu tekrardan belirtmenin yararı olur mu bilmem.
21.Yüzyılda yazılı olarak,bir kitaba kadın erkeğe hizmet için,onun emirlerini yerine getirmek için Allah tarafından dünyaya getirilmiştir,diye bir kitap piyasaya çıkarılırsa yasaklanması da normal sayılmalıdır.Bunun düşünce özgürlüğüyle ve kitapla, kitapçılıkla hiçbir alakası olamaz.
Her sabah televizyonlarda ayrılma,birleşme,üç çocuğunu bırakıp kaçma benzeri programlar en ciddi olduğunu söyleyen TV.lerde anlatılıp duruyor.Erkek 1-2-3 bayanı kandırırsa normal,bir bayan 1-2-3 bayanı kandırırsa katli vaciptir.”Son zamanların moda konularından birisi”
Böyle din olur mu?Böyle si dinsel adalet olur mu?Bu kadını sıfırlaştırmak değil de nedir?
İşte İslam dinin gerçek yapısı;Bir bayan tv.de üzerine getirilmiş 2 kumadan şikayetçi, bunu yapan uyanık basından birisi,bir de Tv.ye Hoca getirmişler.tartışma başladı;Herkes TV.salonunda Medyada olan bu kişiye kızıp bağırıp,çağırıyor.Bir ara hoca da söz aldı,caiz değil gibi sözler söyledi.Medyacı;yahu hoca efendi benim yaptığım caiz değilse,peygamberimizin yaptıklarını nereye koyacağız?Ben 2 bayanla evlenmişim,bunlara bakıyorum da,ikisi de eşit,peki peygamberimizin 9 defa evlenmesine ne diyeceğiz?
Peygamber yaparsa helal de,biz gariban kullar yaparsa suç mu oluyor dedi.
Salonda ses kesildi.Hiç kimse bir müddet konuşamaz oldu.
Hoca;sakallarını bir cinlik bulamaz mı diye karıştırdı,bulamadı.
Medyadaki; adam kendince haklıydı,Almaya da bu çağda kitap toplatmaktan haklıydı.
Kombassan Holding’in onu mahkemeye verenlere karşı davayı kazandığını da,evleri için haciz işlemlerinin başladığını da duyunca ”Kombassan Holding” has katıksız İslami Holding.
Almanya’yı,eleştirirken,desteklemeye başladım.
23/01/2010 Ali Ekber




