Kürdistan Ulusal Hareketi

Zaman buldukça değişik Kürt ulusal sitelere göz atıyorum. Bazı değerli yazılara rastlamakla birlikte ağırlıklı olarak birçok yazıyı Kürt ulusal değerlere saldırı olarak algılıyorum.
Çok üzücü
Bugünlerde kolay gelinmediğini, bizat bu saldırıları yapanlar benden daha iyi biliyorlar. Kısa tarihe baktığımızda: Kürdistan üç değişik ulus tarafından dört parçaya bölünmüş. Orta-doğunun en geri bıraktırılmış toplumuydu. Ulusal kimliğine ait hiç bir üst yapı kurumuna sahip değildi. Feodal bir yapı içerisinde, değişik dini inançları, katı aşiretçilik sistemi, bölgecilik, gelenek ve görenek çemberine sıkışmış halkın geri kalmışlığını besleyen sömürgeciler, istedikleri gibi yönetiyorlardı. Ekonomik, sosyal, eğitim ve kültürel, siyasal, hukuksal alanda sömürgeci sistem oturtulmuş. Kendi gerçeklerine yabancı, kimlik erezyonu yaşıyordu.
60'ların sonunda ve 70'lerin başında Türkiye genelindeki halk gençliğinin düzene başkaldırısı, Kürdisatan "baldırı çıplaklarını" öğrenci gençliğini de etkiledi. Kürt gençliğinin isyanı Kürdista'nın dört parçasına yayıldı.
Büyük bir efsane yaratıldı.
Dünya insanlık tarihine yazılacak bir efsane. Bu efsanenin kahramanları Kürt "baldırı çıplaklarının" çocuklarıydı. Bir çoğu eğitimine henüz başlamışlardı: Hukuk, felsefe, sosyoloji, tarih ve doğa bilimlerini öğreneceklerdi ki kendilerini yiyip bitiren devle, karşı karşıya buldular. Bu dev ki oburluğu ve vahşeti ile adını yedi düveleye duyurmuş. Vahşi saldırıları karşısında hiç bir güç dayanamıyor. Efsanenin genç kahramanları savaştılar, eşit olmayan savaşta. Hem de oğulları ve kızlarıyla. Kürt genç kızları, Orta-doğu geleneğinde bir ilki yarattılar. Efsanenin kadın kahramanları savaşarak, büyük komutan, politikacı, düşünür olarak tarihe imza attılar. Güzeli-çirkini, sevgiyi-sadistliği, kahramanlığı-korkaklığı, özgürlüğü-tutsaklığı, bağımsızlığı-bağımlılığı, ölmeyi-öldürmeyi, savaşarak öğrendiler.
Düşmanın nefretini ve Kürt halkının kalbinde yer ettiler.
Günümüzde efsanenin yaşayan kahramanları değerli insan bilincine çıkarıp yaşatmalılar. Henüz gün eleştiri, aklanma, cezalandırma günü değildir.
Kürt aydınları, politikacıları, bir bütün olarak ulusal önderler ulusal hareketin tarihini olumlu ve olumsuz yönleriyle tartışmak ve Kürt ulusun kimliğini yaşatmak istiyorlarsa, kanımca ulusal kurumlar oluşturulmalıdır. Zira kurumlar vasıtasıyla bir ulusun sosyal, ekonomik, politik, eğitim ve kültürel yapısının hukuku oluşturulur.
Ancak kişilerin rolleri bu kurumlar vasıtasıyla belirlenir. Başarı ve başarısızlıkları ölçülür. Aksi taktirde kişilerin tarih karşısındaki sorumlulukları geçicidir.
Toplumsal sorunlar ne derece derinlemesine ve teferruatlı analizi yapılsa da, şayet somut alternatif verilmiyorsa, yan yana dizilmiş soyut sözlerden başka bir anlam ifade etmez.
Bizler aşırı duygusal bir toplumuz. Sorunlar karşısında aklın ve bilimin öncülüğünden ziyade, duygularımızın tutsağı oluruz. Yergilerimiz ve övgülerimiz aşırı duygusaldır. Özellikle siyasi liderlerimize taparcasına inanırız. Liderlerimizde mücizeler bekleriz. Şayet beklediklerimizi bulamazsak aşırı derecede hayal kırıklığına uğrarız. Hak etmedikleri eleştirileri yöneltiriz.
Halkımıza sabır ve sükünet, kardeşlik ve birlik diliyorum.
Ali KUTLU/08.04.2009