Skip to main content

Kömürün Suyu

 

Kömürün Suyu

Mehmet SAYGILI

                                                                                                               Kömür'ün Suyunun bu görünümü, bu manzarası benim  belleğime öylesine
yerleşmiş, yer etmişki gördüğüm an kendimi Çortçort'tan Kavsut'a doğru koşan
yedi, sekiz, dokuz yaşlarında hissettim. Hiç unutmam; bu resim karesinin sağ
tarafında dik bir yamaç vardır, o yamaçtaki bir anımı.
Akkaya'dan ak köpük olarak fışkıran ve etrafı hafif bir dumanla kaplayarak
karanlık Kömür deresine çağlayarak akan bu su o dağların can damarı, eskiden
hayvanlarımızın ise canıydı.

Bazan durgunlaşır, sessizleşir sadece akardı. Sanki etrafına kulak
kabartmış, canlı cansız varlıkları seyrediyor. Bazan çağlar, gözü dönmüş
çılgınlar gibi önüne geleni siler süpürürdü. Ve irili ufaklı akar suları
bağrına alır büyüdükçe büyür yoluna devam ederdi.

Ben bu suyu doğduğu Akkaya'da da gördüm, Göksun'da, Kargabük'de ve Ceyhan'da
ve Akdeniz'e yani muradına erdiği yerde de. Bu resmi çekip sitede yayınlayan
Kavsut'luya candan teşekkürler.

Bu derenin aktığı vadide ayılar vardı, kurtlar vardı, dağkeçileri/geyikler
vardı. Envahi tür bitki ve börtü böcek, hayvan vardı. Altına çadırımızı
kurduğumuz ardıç agacı şimdi yaşasaydı, tabiat harikası olarak koruma altına
alınırdı.

İğdemlik'lilerin, Kamo'ların obaları bazan Bektaş'larla kesik olarak
Çortçort'ta kurulurdu.
Ağcaşar'lılarınki Sarpça'da,
Raşşo'lar, Gavro'lar ve bu kürd obalarına biraz uzakta ise 
Kızılcık'lılarınki kurulurdu.
Ve o yarısı karlı, yarısı sarı sümbül bürümüş dağlar, Bizim Binboğa
dağlarımız kuzu meleşmeleriyle şenlenirdi.
O da öyle bir çağdı işte.
Bu Binboğa'ların renklerini bir daha yaşamak ve de yaşatmak mümkün mü? Hiç
olmazsa o renklerin belleğini paylaşabiliriz. Gelin hep birlikte bu kültürü,
etnik renkleri sanal dünyamıza taşıyalım.