Skip to main content

İnsan Kozmosu

İnsan Kozmosu


 


Ali EKBER

İnsanın kimliği ve kişiliği görecelidir,kişinin bulunduğu toplumlara göre değişebilir.

Biz yaşadığımız şu anki Kapitalist sistem içinde yaşayan,şu anki yaşam içinde biçimlenen kişilerin,kişiliğinde bahis edelim,şu anki toplumsal yapıdaki insanlığı incelemeye  çalışalım.

Birimize göre iyi olan bir şey,bir başkamıza göre kötü olabilir.

Bunun tam tersi,birimize karşı kötü olan bir şey bir başkasına göre çok iyi olabilir.

Bunlar,toplumun renkleri ve şekilleridir,normaldir.

Sorulması gereken olay,bir olay toplumun geneli karşısında iyi veya kötü damgasını yiyorsa,kişinin halen inat için veya egosunu tatmin için illa da kalkıp tüm toplumun tu kaka ilan ettiği bir olaya karşı halen inadına aykırı iyi veya tersi kötü bir tersi tutumu kabullenmesi savunması,güzel olmayan bir tutumdur.

Acaba filozofların yazdığı gibi iyilik veya kötülük insanın içinde önceden var olan bir şey mi?

Bilim bunun tersini hep söylemiştir,halende hep tersini söylüyor.

İyilik veya kötülük daha çok sonrada şekillenen duygular bütünüdür.

Daha çok eğitim,öğrenim aile toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Peki o zaman bir köyün içinde 100 kişilik bir toplumun yaşadığı yerde bu kadar büyük kişilik değişikliklerini nasıl açıklayacağız.

Tek etken böyle yerlerde ailesel eğitim mi dir.

Ailesel eğitim bu kadar büyük kişilik farklılıklarını ortaya çıkarabilir mi?

Bilim ailesel eğitimin temel eğitimlerden birisi olduğunu,küçük toplumlarda bile çok farklı kimlikleri ortaya çıkarabileceğini söylüyor.

Ailesel eğitim de tek başına ele alınabilecek bir eğitim değildir,aile toplumdan bağımsız bir olgu değildir.

Öyleyse Ailesel ve toplumsal eğitimin kişilik oluşumundan oldukça büyük etkisinin olduğunu kabullenmek en doğrusu gibi gözüküyor.

O zaman ikinci soru hemen arkasından geliyor;peki bir ailede 5 kişi varsa bunların hepsinin kişilik oluşumu bir midir,aynımıdır?

Kesinlikle böyle bir aynılık,hiç bir yerde görülmemiştir.

Peki bunu nasıl açıklayacağız,aynı aileden,aynı kültürden,birbirine temelinde zıt kişilikler nasıl oluşuyor.

Bazıları burada için içine genetik özellikler girdiğini söylüyor.

Birisi beş kuşak önce atalarında çok aksi birisinin genlerini fazla alabilmiş olabilirmiş.

İşte tüm kültür,eğitim,aynı olduğu halde aile içinde bile bu kadar  büyük zıtlıkların çıkmasının nedeninin büyük ihtimalle bu olabileceği söyleniliyor.

Beklide “beş parmağın beşi bir mi” sorusu veya cümlesi buradan çıkmıştır.

Birde bilerek karşısındakini çatlatmak için beyaza-siyah diyenler vardır ki bizim yazımızın temel konusu işte budur.

Kişi içinde bulunduğu düşüncenin yanlış olduğunu bazen bilir ama kendisinin içinde olduğu guruplaşma öyle düşünüyor diye inadına öyle ters düşünceye devam eder.

Beş yüz kişi getirseniz bu kişiyi ikna edemizsiniz.

Bu daha çok 12 Eylül öncesi çok rastlanan bir durumdu,şimdi o döneme göre azalmış durumdadır.(Örgütüm öyle düşündüğü için bende öyle düşünüyorum anlayışı)

Birde eskilerde ustaların söylediği sözler vardı,Maon’un,Len’in,Stalin’in,Mahirin,Denizin vb. bunların hiçbir zaman hiçbir konuda  yanlış yazabileceği,hatta kitabın çevrisini yapan kişinin belki  hatalı çevri yapabileceğini düşünmek mümkün değildi.Bu kabul edilmezdi,öyle söylemiştir,o öyle söylemişse mutlaka doğrudur.Kişi zaten bunun yanlış yazıldığını bilse de yine o yanlışı savunmaya bilerek devam eder,önemli olan burada onun peygamberine “kıblesine” bir sözün gelmemesi.

Böyle boş tartışmalar bilerek günlerce bile sürmüştür,işte doğru bilinse de,yanlışta dönülmemesi insanlığa çok ağıra mal olmuştur.İnsanlık bilerek veya farkında olmayarak geleceğiyle oynamıştır.Onun kıblesiyle öyle oynanmıştır ki,kendisi bile o kıblesi tuz,buz edilirken seyirci kalmak zorunda kalmıştır.Gelinen noktada da kıblesini tümüyle kaybetmiştir.

Aynı hastalığın başka metotlarla devam ettiğini görüp üzülüyoruz.Kişi düşüncesinin yanlış olduğunu bilse de,insanlık adına doğruluk adına artık neye inanıyorsa veya inanmıyorsa onların bütünü adına düşüncesinin yanlış olduğunu açıkça söylese ne olur acaba.

Öyle düşünerek hata yaptığını söylemek,bir küçüklük olabilir mi.

Kişinin öyle düşünerek hata yaptığını söylemesi kendisi için yapacağı en yüce büyüklüktür.

Bizim toplumda bunu anlatabilmek oldukça zordur, kişi ağa paşadır hatta onun yanlış düşünmesi hiç olacak bir iş midir,o,hata  yanlış düşünmez,hiç yanlış düşünmemiştir ki.

O, tanrının yanından inip,yeryüzüne inmiştir,nasıl yanlış yazsın,nasıl yanlış söylesin!

Yanlış başkalarına özgüdür, diğer(kendisi) kişi için mümkün değildir, o yanlış yapacak adam mı dır?

Böyle düşünenlerin kendi vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında,kendi düşünlerine nasıl öz eleştiri verdiklerini merak ediyorum.O,kendi vicdanlarıyla yaptıkları hesaplaşmayı,karşısındaki kişiyle yapsalar,ne yanlış ortada olacaktır,ne kişiler kırılacaktır,nede kavga kırılmalar olacaktır.

İşte batı toplumlarının aklıselim adamları böyle değildir,doğru neyse öyle söylerler .

Eğittikleri çocukları da böyle eğitirler,mümkün olduğu kadar yalandan uzak yetiştirmeye çalışırlar.Demek ki;doğruluğun İslamiyet ile hiçbir alakası  yoktur.

Bizimkiler bazen kendi çocuklarının yanında gerçeği saklamaya çalışırlar,o çocuk konuşmanın bir yerinde gerçeği pat diye söyleyebilir.

Yetiştiği ortam öyledir,yalan,dalavere, alavere,üçkağıt yoktur ki çocuk bunları bilsin,tanısın.

Türkiye’de bazı ortamlarda yetişen çocuklar,öyle kurnaz,öyle işi bilirler ki,ellerine su dökülemez,elbette suç bu çocukların değildir,yetiştirildikleri ortam öyledir.(genelleştirmek doğru olmaz)

Büyükler bir ceviz kabuğu için bir birini kırıp geçirirse çocuğun burada hiçbir suçu olamaz.

Bizim site tartışmalarımız da  bile bazen böyle tip tartışmalar ne yazık ki oluyor.

Kişi düşüncesinin yanlışlığını bildiği  halde kesinlikle en küçük bir taviz vermiyor.

Hatta düşüncesinin yanlışlığını bilerek,onu eleştireni yerle bir etmeye çalışıyor.

Büyüklük kompleksi,bir çoğumuza olağan olmasının yüz kat fazlasındadır.

Sitelerimizdeki anlayış aynen şöyle;

En doğru benim.En iyi yazan benim.En doğru düşünen benim.En iyi cümleler bana ait.

Tüm yazılarım bilimsel.Fıkralarıma herkes bayılır.Şiirlerim olağan üstüdür.Tanımlamalarım tam isabetli.Öbürlerinin tümü de benim çeyreğim olamaz.Ben olmasam bu siteler  çöker.

Sitelerimizde böyle düşünen arkadaşlara insanın hemen şunu diyesi geliyor;yahu vallahi sen var ya sen, sen bir ilahsın,senin burada kendini harcatman boşuna oluyor.Aslında senin yerin başka yerlerdir.Sen bizim Nazım dan da yukardasın,sen Yılmazdan daha iyi senaryo yazarsın aslında,sen aslında Ahmet Kayadan daha güzel türkü yazarsın.Sen bir ilahisin.

Değerli arkadaşlar,dostlar her kişi kendisine layık olduğu yerde bulunur,er veya geç kişi hak ettiği yere gelir,kimsenin burnundan kıl aldırmaz pozisyona girmesi doğru değildir.  

Kişileri eleştirirken ne olur o kişinin yerine kendimizi  koyup öyle eleştirelim(empati).Kızarken de o kişinin yerine kendimizi bir koyup öyle kızalım(empati).

Alçak gönüllü olmanın hiçbir kişiye zarar getirdiğini ben şahsen görmedim.

Öyle yükseklerde uçanların yere çakılışı da hızlı olur.

Yavaş,yavaş,güzel,güzel,saygıyla sevgiyle,birbirimize tahammül ederek,severek yaklaşalım.

Birçoğumuzun tarzı,Devlet Bahçelinin tarzıdır.

Kendimizden haberimiz yok.

Devlet Bahçeliyi dinlemeyen varsa,özellikle Kürtlük konusunda onu bir dinlesinler.

Birde parti arkadaşlarının onu selamlamasını bir seyretsinler,herkes hatta ondan 10 yaş büyükler onun ellerini öpmeden geçemez. Herkese ellerini uzattığına bir baksınlar…

Ne olur,birbirimize tahammül edelim,tahammülsüzlüğün sonu oldukça acı oluyor.

Sonuçta iyi bir toplum yaratmayı amaçlamışsak, önümüzde ahlaki  olarak duruyorsa bunun  gereklerine göre de hareketimiz olmalı ki,şimdiden o toplumun çekirdeğini toprağa atmış sayılalım.”Aynası iştir kişinin ,lafa bakılmaz”. Doğrusu da budur,hem kendi çocuklarımıza hemse gelecek nesillere iyi bir toplum bırakmak istiyorsak,önce kendimiz doğru olmalıyız.

Kişinin sınıf yapısı onun kişiliği üzerinde bir etkiye sahip mi dır?

Bu soruda diğer sorular kadar,beklide daha önemli bir sorudur.

Bir kişi düşünelim zamanında çok büyük zorluklar çekmiş,sonrada bulunduğu ülkenin de bazı şatlarından dolayı herhangi bir dalda çalışmış belli sınıf değişimine uğramış.

Bu kişinin önceki yapısıyla,sonraki yapısının aynı olmadığını bir çok kişiden görüyoruz.

Tümüyle sınıf olarak burjuva olanların,hiçbir şeyi olmayan insanla aynı düşünmesi mümkün değildir.Belki de tek örneği Engels’tir.Burjuvayla içi sınıfı arasındaki düşünce tümüyle ayrı kozmoslara sahip olmak demektir.Emekçi bir kişi tüm yaşamsal boyutta,bir milyarderin düşündüklerini hiç aklına bile getirmemiş olabilir. Bunun tam tersi de geçerlidir.

Kişilik yapısın tümüyle ortaya koyabilecek bir kişinin dünyada olabileceğini  ben sanmıyorum.Bir kişi çok normal giden hayatta öğretmeninde yediği bir tokattan dolayı çok farklı düşünebilir veya farklı düşüncelere sahip olabilir.

Babanın çocuğuna çok aşırı sinirlendiğinde bir tokat atması onun kişilik değişimine neden olabilir.İnsan o kadar karmaşık bir yapıya sahiptir ki,ne zaman  ne düşündüğünü hayatında neleri yapacağını hiçbir kimse bilemez.Bazen kendisi bile neler yapacağını bilemez.

Durum böyle olunca çok ünlü sosyologların,psikologların insan kişiliğini bildiklerine dair düşünceleri yanlış oluyor.Bu yazıyı okuyanlar şöyle geri çekilip iyice bir düşünsünler,bakalım gerçekleten tüm kişilikleri ve hayatları toplumda gösterdikleri gibimidir,yoksa saklanmış,gizlenmiş kişilik özellikleri de var mı dır.Bana göre  mutlaka vardır.

Bilimsel olarak bir kişi hakkında bir belirleme yapabilme şansımız şayet yok ise,her hangi bir kişiye şöyledir veya böyledir diye söylememizin bir anlamı da olmuyor.

Örnek;”ha Mehmet mi,onu boş ver,adamın ne olduğu belli hiçbir doğru düşüncesi yoktur”

“O kişi hakkında böyle olumlu düşünmen beni hayrete düşürdü halbuki o hiç öyle birisi değildir”

“Tamam onu da adamı mı sanıyorsun” gibi binlerce söylenmiş veya söylediğimiz sözler vardır,bunların bilimsel değeri sıfırdır,bundan dolayı da söylenmesinin hiçbir anlamı yoktur.

Derine indikçe yazınında derinliği artacağı için insan kozmosunu şimdilik burada bırakmış olalım.Bakarsınız daha iyi birisi analizler yapar,veya karşıt bir analiz yazar,bizlerde okuruz.

Tüm herkese  saygı ve selamlarımla..

 

Ali Ekber/29.11.2009