Ergenekon ve Şamata
Mehmet Saygılı
Bu sabah kahvaltıda yine ergenekon soslu bir salata vardı. 
Gazete büroları,
Eski general evleri, hem de genelkurmay lojmanlarında askeri koruma bölgesinde.
İşveren örgütü... ve ötekileri. Gözaltılar.
Hemen etkiler ve tepkiler.
'siyasi' partilerarası, yazar ve yayın kuruluşlar arası cebelleşmeler.
İşin içinde savcılar var, hakimler var, generaller, yöneticiler...
Aklınıza gelebilecek her türlü 'resmi' zevat var.
Ama halk yok.
Çünkü bu 'bir iktidarda pay sahibi olma, halka hükmetme ve halkı iliğine kadar sömürme hakkını elde etme' mücadelesidir. Ölüm-kalım savaşıdır.
Halkın iktidarda ne sözü var ne de payı.
Bir taraf askeriyeci, yani ergenekon. Bunlar kendilerini Atatürk-çü, laik-çi, cumhuriyet-çi, 'devrim'-ci, anti şeriat-çı...cı...cu.
Ötekileriyse, yeni talancılardan akp'liler yani demokrasi-ci, halk-çı, din-ci, cü...cu...cı...ci..ce...ler. Yerseniz.
Halk ortalarda yok. Üstünde oyun oynanan, zıp zıp zıplanan halk, adına konuşulan halk, ama sahnede kendisi olarak yer almayan da halk. Boynu altında kalan da halk.
Çoluğuyla çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle bu ülkenin işçisi, emekçisi; kendi politik plan ve projeleriyle sahnede yerini almadıkça, bu tür hır gürler, şamatalar ancak ve ancak kemik paylaşımında anlaşamayan itlerin dalaşıdır.
İsterseniz deneyin; emekçiler elele verip ortaya çıksın, bakın bugün birbirini boğazlıyan ergenekoncularla akp'ci dinciler sarmaş dolaş bir olur ve 'taraf'larını belirlerler. Onların tarafı emekçi halkın karşısındaki taraftır.
Bu biline ve bugün ergenekoncu ya da akp'liler savunulmamalıdır. İkisi de sırtımızda poza pişirmek, derimizi daha iyi yüzmek için dalaşıyorlar.
Ölçüyü de onlar belirliyorlar. Nasıl demeyin. Başbakanla; genelkurmay başkanının, karakuvetleri komutanının gizli görüşmelerinde kimin, neyi, nereye kadar götüreceğinin hesabı kitabı yapılmıştır. Gizli kapaklı...