Dersim in kayıp kızları Dersim de
Bir yanda Dersim”in Kayıp Kızları, bir yanda Türkiye”nin kaybolmaya devam eden delikanlıları...
Ülkemizin en kaotik günlerinde Tunceli (Dersim)”deyiz. Nezahat Gündoğan”ın üç yıllık çalışmasının sonucu olan “Dersim“in Kayıp Kızları - İki Tutam Saç” belgeselinin Tunceli (Dersim) galası için... Geceleri az ötemizdeki dağlar bombalanıyor... Hakkari”de sabaha karşı insanlar ölüyor... Memlekette kan ağlamayan kimse sonunda kalmayacak.
Nezahat Gündoğan”ın üç yıllık bir araştırma ve çalışmasıyla ortaya çıkan “Dersim“in Kayıp Kızları - İki Tutam Saç” belgeselinin Tunceli (Dersim)”de galası yapıldı. Geçiğimiz Cumartesi Kültür Merkezi”nde yapılan galaya Tunceliler yoğun ilgi gösterdi. Galaya katılanlar arasında öldürülen gazeteci Hırant Dink”in eşi ve Hrant Dink Vakfı”nın başkanı Rakel Dink ve 1938 Dersim katliamında annesinin altında kalıp sağ kurtulabilen Ahmet Semerci”nin oğlu gazeteci Yavuz Semerci de vardı.
İkrar, tövbe, özür
“Kutsal kitaptan: Kötüler, kötülük düşünmedikleri vakit onları uyku tutmaz.”
Beraber Tunceli/Dersim“e gittiğimiz Hrant Dink Vakfı başkanı Rakel Dink, filmin gösteriminden sonra sahne davet edildiğinde böyle diyor...
Kötülüğün ne çok kılıfı var diye düşündüm...
Ne çok bahane bulabiliyoruz kötülük için. Kimi özgürlük için diyor kimi vatan için diyor kimi yaşamak için diyor...
Dersim, Onun Öymen sayesinde bilmeyenlerin de öğrendiği bir yara. Kanlı bir isyan bastırma. Resmi rapora göre 13 bin, başka sayımlara göre en az 40 bin Dersimli”nin, kadın erkek çocuk demeden devlet tarafından öldürüldüğü bir katliam. Geri kalan 15 bin kişi de memleketin çeşitli köşelerine sürgün ediliyor.
Soruyorum belgeselin yönetmeni Nezahat Günbakan”a: “Dersim“de bu katliamın dokunmadığı herhangi bir aile var mı?” “Yok” diyor. “Her ailenin mutlaka en az bir iki kaybı vardır. Kimi aileler tümüyle yok oldu.”
Belgeselin İstanbul, İzmir ve Ankara galaları mart ayında yapıldı. Fakat Tunceli (Dersim) galasının tabii ki çok daha büyük önemi var. Zira bu sefer tam da o ailelerin çocukları, torunları izleyecek, tam da o katliamın yapıldığı yerde izleyecek..
Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin de sahnede. Onun da kayıp bir halası var.
Beraberimizde gazeteci Yavuz Semerci de var. O da sahneye çıkıyor. Yavuz Semerci, Dersim tartışmalarının yapıldığı günlerde “Size bir Dersim hikayesi anlatayım” diyerek kendi ailesinin başına gelenleri yazdı. Hikayenin içinde Dersim katliamının her unsuru, her etkisi vardı.
Yavuz Semerci”nin dedesi Dersim“in önde gelenlerinden imiş. İsyan ve bastırma sırasında, kasabanın (Hozat) önce erkekleri taranmış. Kadınlar ve çocuklar Yavuz”un dedesinin evine sığınmış. Ve lakin askerler, kadın, çocuk ayrımı yapmamış. O ev de bombalanmış, taranmış.
Yavuz”un babası Ahmet, henüz dört yaşındaymış. Annesi, ateş açıldığı sırada oğlunun üzerine kapaklanmış. Evdeki herkes ölmüş, bir tek Ahmet (dört kurşuna rağmen) sağ kalmış.
Ahmet”i annesini ceseti altından alıp kaçırmışlar. Fakat sonra yine de yetimhaneye gönderilmiş. Bir Afyonlu aile tarafından evlat edinilmiş. Yıllar sonra öğrenmiş aslen Dersimli olduğunu. Geri dönmüş ama bir yıl sonra onu evlatlık alan ailesinin yanına dönmüş. Gazeteci Yavuz Semerci işte onun oğlu.
“İkrar, tövbe ve özür” diyor yine Rakel Dink. O insanın içine işleyen ince sesiyle. “Bunlar yapılmadıkça kötülüğün sonu gelmez..”
Bir salon dolusu insan gözyaşlarına boğuluyoruz. Kadın, erkek herkes ağlıyor...
Nereye baksam acı var.
Belgeselin konusu katliamdan sonra zorla evlatlık verilen ve bir daha kendilerinden haber alınmayan Dersimli yetim ve öksüz kızlar. Nezahat Gündoğan, bir çok ailede böyle kayıp bir teyze, hala, abla, kardeş olduğunu biliyor. Üç yıl önce onların peşine düşüyor. Bazılarını buluyor. Onlarla konuşuyor. Kayıt altına alıyor. Bazılarını bulduğu halde konuşamıyor. Aileleri izin vermiyor. İşte “Dersim“in Kayıp Kızları - İki Tutam Saç” bu kayıp kızların hazin hikayeleri.
Dersim“in yarası kapanmıştır sanmayın sakın! Kanamaya devam ediyor. Tam 52 yıldır.
Nereye baksam acı görüyorum. Sadece acı. Burada bir kahvede oturup televizyon izleyince bütün o açık oturumların, sabaha kadar kıran kırana süren tartışmaların ne kadar manasız, ne kadar uzak ve sığ olduğunu fark ediyorum.
İkrar, tövbe ve özür. Rakel Dink”in dediği gibi bundan başka çare yok.
Vatan/Mutlu Tönbekici