Skip to main content

Bugün Böke Efkârlı

Bugün Böke Efkârlı


Böke’nın içi üşüdü, yüreğinde bir acılıkla sarsıldı.cigaraadam.jpg

 

Kulağına bir ses çalınmıştı. Bu ses tanıdık bir sesti. 

 

Hatırlamak için zihninin derinliklerine, eskilerde kalmış anılarına daldı.

 

Bir sis perdesinin gerisinde gittikce uzaklaşan doksanlık zayıf bir yüz, incele incele tiridi kalmış bir bedenden solup yiten bu ses Kullo’nun Hüseın’ın sesiydi.

 

“Eyvah!” dedi “Eyvahlar ola, Hüseın da gitti.”

 

Bir an “Gideyim, son gününde yanında olayım” deyi geçirdi içinden.

 

Heyhaaat!!! Gidemezdi, yanında olamazdı.

 

Bir daha yüreği acıyla burkuldu, beyni zonkladı.

 

Bir kelebek olup uçtu yüreği;

 

Böke Agcaşarda o taşın üstünde tünemiş bir hayalken Dırmık’tan Kamolar’a herşeyi görür gibiydi. Hüseın’ın mezarı  oğlu Hasan’ın ve Hadiye’sının yanına kazılmış, karatoprak onu da  bağrına almaya hazır/nazır bekliyordu. Kalabalık. Oğulları, kızları, torunları, konu komşuları…

 

“Güle güle Hüseın’ım” dedi. “Sen kökleri köcekleri iyi bilirdin, sen iyi çocuklar yetiştirdin, sen zamanına göre ileriyi gördün, sen ileriye gidenleri kösteklemedin, destekledin” Herkes gibi sen de ihtiyarladın ve… işte.

 

Defnetme işi bitti, herkes Hüseın’ın çocuklarıyla evlerine adetten olan ‘yemek’e gitti.

Bizim Böke, Küllo’nun Hüseın’ın mezarındaki taze toprağa kelebek olup kondu. Ve orada Kamo’yu; Küllo’yu, Hüseın’ın çocukluğunu ve Hadiye’yi, Hasan’ı düş gibi hayal meyal gördü, yadetti ve “Agcaşar’da, İgdemlik’te işim bitmedi, Gözpınar’a geri geleceğim, sizleri bir daha anacağim.” dedi… Bugünlük uzaklaştı.