Bir Kültürün Son Demleri...
Bese ASLAN
" Adem için haktan ah u zemzem damladı
Ol sebepten iyiden kem, kemden iyi damladı"
Tarihi varoluş soru ve sorunları bir yana bırakılırsa Aleviler-Kürt Aleviler, uçsuz bir dinden ve sonuçsuz bir tartışmadan çok, insana adanmış bir kültür yaratmışlardır bu coğrafyada. Sadece insana ait, insanca yaşamayı reçete bellemiş ve de insani olmayanın karşısında hep muhalif bir rol üstlenmişliğinden dolayı hep bir yerlere sıkıştırılmaya, itilmeye, büyük olana ait edilmeye çalışılmış bir kültürel birikimdir bu. Bir inanış, bir gelenek, bir başkaldırı, bir muhaliflik, bir kültür ya da bir felsefe olarak... Bu özü yeniden kefşetmek için sorulardan çok yanıtlara bakmak ve bu açıdan da Alevilerin sadece sazına ve sözüne kulak vermek yeterli olacaktır.
Özü olmayanın biçimi de olmaz. Hiçbir halk, hiçbir ianaç, hiçbir din, hiçbir felsefe ardılları olmadan, yakasını vereceği bir dağ bulmadan, soluk alamaz.
Bir kültürü, bir dili, bir inancı değerlerinden ayırmak, ancak kültürü, edebiyatı, sanatı yani özünü var eden motiflerini ayırmak ve korumakla mümkündür. Tarih yazıcılığının henüz olmadığı zamanlarda sözlü gelenek en eski, en kalıcı ve en önemli biçim olmuştur. Sözlü kültür, bir halkı yerlerden evrensele götürecek yolun ilk basamağıdır. Sözden kurtarılıp yazıya geçirilen her kültür hem kalıcı olur hem de gelecek nesillerin doğru ve zengin bir mirasa sahip olmalarını sağlar. Bu ise adına sözlü kültür ve sözlü tarih denilen ürünlerin çok geç olmadan kayıt altına alınmasıyla mümkündür.
Saz ve sözünden gayrı...
Dil veya dinle bir araya gelen insan topluluklarının kültürlerinin kaybolması demek, tarihsel halkaların kopması demektir. Sözün yazıya geçirilmesi gerektiğinden behsediyoruz. Ama Maraş yöresinde yaşayan Kürt Alevi kültürünün kaybolmaya yüz tutmuşluğu için daha çok söz söylemek gerekiyor belki de...
Kürt Alevilerin çoğunlukta bulunduğu İç Toroslar bölgesinde; Maraş yöresinde yaşayan ve bölgenin en büyük aşireti olan Sinemilli, Atmalı ve Alxas aşiretlerinin sözlü gelenek ile devam eden kültürleri maalesef bir yok oluşla karşı karşıyadır.
Maraş"taki Kürt Alevi aşiretleri, daha yakın zamanlara kadar cem törenlerini Kürtçe yaparlardı. Şimdilerde bu gelenkte önemli bir kopuş yaşanmakta, günlük yaşamda hala Kürtçe konuşulmaktaysa da, cemler Türkçe yapılmaktadır. Bu durum, can yakmaktan öte bir kültürün hayatta kalma reçetesinin yırtılmaya başladığını göstermektedir. Genel itibarıyla bu coğrafyada yaşayan her inancı, her halkı da içine alan bu tükeniş süreci söz konusu bölgedeki Kürt Aleviler için daha yakıcı bir durum arzetmektedir tabii ki. Dil ve din ayrılığıdır bu...
Aleviler suyunu içen toprak misali sazdan ve sözden başka miras bırakmadılar geleceğe. Günlük hayatta Kürtçe konuşan, cem törenlerini, ibadetini ise Türkçe yapan Kürtçe konuşan, cem törenlerini, ibadetini ise Türkçe yapan Kürt Alevilerin, kapitalist düzenin hayatın her alanını esir aldığı, hızlı teknoloji çağı ile bilginin ve insanın dağı(tı)ldığı, bu hem iyi hem de 'kötü' zamanda, yine sazından ve sözünden başka tutunacağı bir dalı da yok gibi...
Devir degişir ve zaman birilerini toprağın altına bırakırken, maalesef Kürt Aleviliğe de son demlerini yaşatıyor. Son dem ise masalları, ağıtları, deyişleri, efsaneleri, kılamları, eksik veya tam, belleklerinde tutmaya çalışan son seslerdir.
Şu an yaşayan 50 yaş üstü insanlarını sözlü kültürün tek kaynağı olarak göstermek ve bu yaş gurubunu hem dil hem de kültür aktarımının son temsilcileri olarak değerlendirmek çok da yanlış olmayacak. Ama Kürt Alevilerde sözlü kültürün ve özellikle Kürtçe üretimlerinin önemini anlamak ve anlatmanın ne kadar kolay olacağı ise bilinmez...
Maraş bölgesi Kürt Alevilerinin sözlü kültür ürünlerinin en önemli bölümü Kürtçedir. Kürt Alevilerin Kürtlüğü, Alevisiz bir Kürtlükten biraz farklı olsa da ve günlük yaşam içinde 'dede'lerin sanatsal kimliğinin altında kalmışsa da, çok önemli birikimler edinmiştir. Hala büyük bir bölümü 'söz'de asılı kalan çevrok-çirok (masal), stran (ezgi), kilam (destan), helbest (şiir) ve özellikle şin (ağıt) gibi ürünler, hem bölgede kullanılan dili bir nebze de olsa kaybolmaktan kurtarmış, hem de Kürt Alevilerin dil konusunda daha bilinçli olması gerektiğinin uyarıcıları durumundadır. Bununla birlikte, bölgede kullanılan dilin diğer bölgelerde konuşulan Kürtçeden biraz farklı olması bu koruma, öğrenme ve aktarma bilincini de göstermektedir.
Kırık sazlı dedlerin büyük aktarımı...
Dedeler Alevi toplumunun kültürel, tarihsel, ibadetsel olarak en temel aktarım dinamikleri ve taşıyıcılarıdır. Dedelerin aktarımı ise daha çok Türkçedir. Buna rağmen, bu aktarımın önemi ve değeri küçümsenemez...
Alevi kültürünün müzikal ve Türkçe değerlerinin büyük bir bölümünü devredecek olan dedeler hem birçok zamana ve kuşağa tanık olma hem de devraldığı ve devredeceği bilgiler dolayısıyla koca birer çınar, birer tarihtirler.
Yaklaşık 20 yıl ncesine kadar dedelerin çoğu geziciydiler. Yani belli zamanlarda kendilerine bağlı "taliplerini" ziyaret ederk, dinsel törenler, cemler düzenleyerek, toplumunun ibadetini sağlar ve kendi içinde hukuksal bir düzen oluştururlardı. Fakat bu gelenek de şu an çok fazla yaşatılmamaktadır. Dedeler yeni kuşakla aralarında açılan uçurumu kapatamamışlar ve buna bağlı olarak devrolamayan kültürel ve müzikal değerler adeta yetim kalmışlardır.
Alevi dedelerinin cem törenlerinde sazla birlikte bir ritim ve makam eşliğinde söyledikleri sözlü kültür ürünleri deyiş, ezgi, şiir ve dörtlükler, geçmişten bugüne, insan ruhunun ilacı olarak kabul görmüşlerdir. Özünü hümanist değerlerden almış olan bu ürünler otantik ve folklorik yapısıyla Alevi kültürünün temel taşları olan sofuluk, hak yolunda dürüstlük, erdem, inanç ve vefaya işaret etmiştir. Gerek cem törenlerinde gerekse halk içinde söylenen bu ürünlerden Türkçe olanlarının durumu Kürtçe ürünlerle kıyaslandığında daha korunmuş durumdadır. Kürtçe olarak da söylenmiş olan Alevi deyişlerinin çoğu, zamanında kayıt altına alınmadığı için kaybolup unutulmuştur. Dedeler, ozanlar, aşıklar tarafından söylenen ve binlerce yılın birikimi, yaratımı, mirası olan bu ürünlere sahip çıkmak; pirlik, dedelik, erenlik, ermişlik, ariflik gibi insani değerlerle yoğrulmuş kimlikleri ihmal etmemek, gerek Alevi kültürü ve gerekse halk kültürü açısından önemli bir ihtiyaca yanıt olacaktır. Kaynak Tiroj dergisi