Binboğalı Kökçüler
Binboğalı Kökçüler
BATHASICA HEKTOR ( Süleyman Çiltaş) ERMENİLERİN TARİHİ
Kayseri Sarız'da doğdu. Kırşehir İlköğretmen Okulu'nu bitirdi. Kısa bir süre ilkokul öğretmenliğini yaptı. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü'nü bitirip Ankara Eğitim- Bilimleri Fakültesi'nde lisans tamamladı. Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır.
Öğretmen okulundayken arkadaşları ona "Bathasıca" Eğitim Enstitüsünde "Hektor" diyorlardı. Kendisi de " Bathasıca Hektor" adını koydu.
Mozaik bir eser olan Binboğalı Kökçüler romanında, roman kahramanlarından ve adları geçenlerden kırktan çok kişi halen yaşamaktadır.
Gönül dünyasından ve gönül telinden; saz da, söz de, ateş de, hiçbir zaman eksilmedi. İnsanoğlu kendi inançlarını, düşüncelerini, anlayışlarını... kendi dışındakilerden üstün görmeye başladı mı soysuzlaşmaya da başlar.
İnsanoğlu... İnsanoğlunun vahşeti... Sadece ağaçla, dağ hayvanlarıyla, otlarıyla böcekleriyle değil, kendi soyunun bile kırımıyla uğraşıyor.
Vurgunlar kırgınlar, eziyetler ölümler; insanların beyninde kanserleşmiş. İnsanların kokladıkları havada kan vardı. İnsancıl ölçüler yok olmuş, sevginin ne olduğu unutulmuş. Herkes kendince, kendinden olmayanı katletmeye, soyunu tüketmeye yönelmiş.
Binboğa... Binlerce boğa... Binboğalar... Afrikada'da, Mısır'da, Apislerin; Uzakdoğu asya'daki yaban Hint öküzlerinin; Kuzey ve Güney Amerika'daki Bizonların; Amerikan yerlilerinin ve Kızılderelilerin Bufalo dedikleri yaban öküzlerinin ataları burada, Binboğalar'da yaşadı. Bunun için de Binboğa, Binboğalar diye adlandı. Kayıtlara da aynen böyle geçti.
Yüzyirmi yaşındaki Kemerli Arab diyorku; "Vay Çukurova vay! Neydi ki Çukurova? Ulan, Çukurovayı biz Çukurova yaptık be... Adam değil it bile yaşanamazdı oralarda. Her tarafında bataklık, kokudan yanına dahi yanaşamazdın. Ah Çukurova Ah! Sen nasıl Çukurova oldun? Seni kim Çukurova yaptı? Seni. Çukurova edenlere ne oldu?"
Rene Grousset Ermeni halkının Anadolu, Ortadoğu, Kafkasya coğrafyasındaki varlığının kökeni ve bu bölgedeki yasayışı daima önemli bir tarihsel araştırma konusu olmuştur. Bu kadim topluluk, yerleşmiş olduğu topraklarda tarih boyunca yaşanan çeşitli mücadelelere, istilalara, felaketlere, değişimlere karşın, asırlık deneyimlerden süzülen geleneklerini, sözlü ve yazılı edebiyatını, kültürünü sonraki nesillere aktarmayı bilmiş, varolmayı sürdürmüştür.
Fransa Bilimler Akademisi üyesi tarihçi Rene Grousset, Ermenilerin Milattan önce ikinci ve üçüncü binyıllara, Hurrilere, Urartulara, Friglere dek uzanan tarihini çeşitli bilimsel varsayımların ışığında incelediği Ermenilerin Tarihi adlı önemli çalışmasında, bu halkın "nasıl kök saldığı ve bu derece geliştiği?" sorusuna cevap arıyor.
Yazar kitapta, Ermeni halkının günlük yaşayışı, kültürü, Ermenicenin kökeni, Ermenilerin kurduğu krallıkların, prensliklerin, beyliklerin, Ermenilerin Hiristiyanlığı kabulünün ve Ermeni Kilisesi'nin tarihi gibi konuları incelerken çok geniş bir yelpazeye yayılmış kaynaklardan yararlanıyor. Bu kaynaklar arasında çeşitli dillere ve dönemlere ait sözlü-yazılı anlatıların, destanların, ortaçağ Ermeni, Grek, Arap, Süryani, Gürcü tarihçilerinden eserlerin yanı sıra, Ermenistan'da ve Batı ülkelerinde apılmış bilimsel çalışmalar da yer alıyor.
Grousset eserinde, Ermenilerin tarih boyunca aynı coğrafyayı paylaştığı, siyasi-kültürel ilişki ve etkileşim içinde olduğu farklı halkların, Bizanslıların, Perslerin, Sasanilerin, Arapların, Gürcülerin, Süryanilerin, Kürtlerin, Türklerin tarihine de farklı açılardan bakıyor. Ermenilerin Tarihi bu yönüyle, Ermenilerin Anadolu'da çokça yaşadığı Van, Muş, Kars, Erzurum, Erzincan, Bitlis, Malatya, Diyarbakır, Siirt, Urfa, Antep, Maraş, Antakya, Sivas, Kayseri vs. gibi kentlerle ilgili mevcut yerel tarih çalışmalarına da katkıda bulunuyor.
Göderen: Piro




