Skip to main content

Binboğa Yöresinde, Şéhx Delil'i Berxècan Ocağı'nın Pirlerin'den

Binboğa Yöresinde,  Séhx Delil'i Berxècan Ocağı'nın Pirlerin'den

Kéki Husen

"...Evlatlarım Gözlerim üstünüzde..."


Gözleri çukurda, elmacık kemikleri ak sakalının üstünde yüzüne başka bir
anlam vermiş. Gür kaşlarının altındaki göz kapakları kapandı kapanacak,
tepeden aşan güneşin son ışınlarını yolluyor.

Belliki adamın heybetli, dik ve sağlam bir duruşu var. Omuzları hala bileğinin gücünü
hisettiriyor insana... Derinden, çok derinden bakıyor objektife.
 
Başında fotör şapkası, sırtından halep işi paltosu ve altta beyaz keten köyneği.

 


Ellerini göremiyoruz...,

 


Sağ kolunu iri ve açık pençeleriyle dizinin üstüne koyduğu kesin.

Sol kolunu dirsekten hafif kaldırmış
kalklamaya hazırlanan biri gibi,

yine pençesini dizine koyup "...ben hazırım, sıra sende hadi babam çek şu fotoğrafıda kalkayım.

Söylüyecek sözüm gidecek yolum var
benim..." dergibi opjektife öylece baka kalmış.
 
Evet o derinden bakan gözler neler demek istiyordur acaba;

Fotgrafın arka fonunda siyah bir perde çekilmiş, büyük adamın sırtını neye dayadığı bilinmiyor.O siyah zemin, o kara perde neden o adamın arkasında duruyor.
Geçmişi karartıp görmememiz içinmi yapılmış acaba. Yada bulunulan mekan ve
yerin bilinmemesi içinmi...

 


 


 

 


Geçmiş o geçmiş....Nerden geldik...Neriye gidiyoruz...?

Hep böyle kara perdelerle kapatılıp gizlenecekmi yoksa.
O büyük adam, o heybetli insanın duruşu nerden gelip neriye gitmek
istediğini çok açık gösteriyor. "...sen ne kadar çabalarsan çabala, ne kadar siyah perdelerle kapatırsan kapat...geçmişi benden koparamasın. Bana bakan kim olduğumu ve nerden
geldiğimi çok iyi anlar..." diyor o bakışlar. Ama hüzün ve
keder de var o bakışlarda...
 
"...aldım geldim bütün aşiretimi, kopardım o Jâr û Diyar elinden.
Konduk bir dağın eteğinde şu takyanus memleketine...bakalım ne olacak
bu yavruların sonu..."
 
Orası inananlar diyarı, burası zalimin pençesinde kaçıp sığınanlar yurdu.
Birden Seyit'lerinden birinin sözleri geldi aklına... Son yolculuğuna
uğurlanmadan önce tutsak düştüğü hasımlarının elindeyken kaldırmıştı başını
ve  suratına baka baka gürlemişti."...Biz Ewladi Resulun
Çocuklarıyız..ayıptır...günahtır..."
 
İçi rahatladı ve sakinleşti "...evet Seyidim doğru söylemiş biz ewladi resulun
çocuklarıyız...sen bizi koru; ihanetten, iftiradan ve birde hayinin ve
zalimin zulmünden. Çocuklarımı sana emanet ediyorum, onları yetim gibi
ortalıktan kurda kuşa yem etme. Bilmem iyimi ettim, kötümü onları
köklerinden koparıp getirmekle ama sen büyüksün, doğru yoldan şaşırma
evlatlarımı, xızır yardımcıları, hak yoldaşları olsun onların..."
 
Fotoğrafı çeken işini bitirmiş Ak sakkallı dedeye bakıyordu....Dede daldığı,
ezeli dünya eveli hayat düşüncesinden aniden doğrulup kendine geldi. Biraz
bozuldu gibi olduysada pek his ettirmek istemeden...yerinden kalktı, bastonunu aldı ve arkasına bakmadan uzaklaştı oradan...

Hüseyin DEDESOY