Bayram ve Maraş
Bayram ve Maraş
Çocukluğumuzda bizler, yani kürdler ve aleviler 
bayram yapmazdı.
“Kürd ne bilir bayramı, lak lak içer ayranı” denirdi.
Biz de aynen uyardık, itiraz etmezdik.
Halbuki bizim de kendi bayramlarımız vardı.
Onları kimse kâale almazdı,
bayramdan saymazdı.
Bayram; sevgi, sevinç, mutluluk, neşe…
Hepsi güzel, hepsi hoş
Ama günümüzde, dünyamızda
Hoşgörü, mutluluk var mı?
İş- aş, geleceğe umut var mı?
Kuşku, karamsarlık, endişe…
Haydi elele verip uzaklaştıralım
Yüregimizi ferah tutalım ve kutlayalım mı?
…………
Kutlayabilir miyiz?
Hergün binlerce işçi, işinden atılıp
Çoluğuna- çocuğuna karşı “İş” yapamaz” duruma düşerken
Ve evine, barkına, çoluk çocuğuna bakamazken
nasıl kutlanır bu bayram?
Kutlanır mı, kutlanmaz mı?
…………
Bir de; Maraş…
Ortada dururken,
Katiller ortada ve mecliste cirit atarken,
bayram yapılır mı?
Bayram kutlanır mı?
…………
Maraş Katliamından bir kaç gün sonra
Üç aylık bebe, boğazı kesilerek öldürülmüş
annesinin yüreğinden koparılıp,
gögsünden çivilendiği ağaca
lanet okuduk Yörükselim’lilerle birlikte.
30 yıldır O bebenin gögsüne saplanan ’çivi’
her dem deler oldu yüreğimizi.
Yüzyıllardır sancır oldu sol tarafımız, durmamacacına.
Unutulmuyor hiç evinde çoluk çocuk yakılanlar
Ve bizim Kossolardan İmamgil,
Ve Mamolardan Hasan emmi…
Birde bir ay önce evini ziyaret ettiğim Kalender ve çocukları.
Yürekler acı yüklüydü,
Yol yolak, taş toprak
Sokaklar ve dilsiz duvarlar
Sabahlara kadar anlattılar zulüm altında
geçen her saniyenin yüreklere ve beyinlere
kazıdığı unutulmaz kinin zehirli ağırlığını.
Yürektir, çekmez bunca acıyı.
Biz de insanız alevi ve kürd olsak da.
Biz de insanız…
İnsanlığı kutlayalım mı? Nasıl?




