Azat,Şerwan Tüm Okulların Birincisi
Ali Ekber
Okulun ilk bölümünün sonuna gelmişlerdi…
Mezuniyet trenleri yapılacaktı,Diyarla,Rojdaya özel iki mektup gönderilmişti..
Birisi onların okuduğu okuldan,diğeri de bölge eğitim müdürlüğünden…
Okul mektubu; okullarının böylesine iki öğrenciye sahip oldukları için gurur duyduklarını yazıyorlardı.
Diyarla ile Rojda yılın en iyi okul eğiticileri seçilmişti.
Onları özel plaket vermek için okula çağırılıyorlardı. Rojda dedi;Diyar sen git ben hayatımda böyle bir yere hiç gitmedim utanıyorum. Diyar;yahu sen çocuklarınla gurur duymasını bilemez misin,hepsi bu olacak. İkisi de beraber okula gittiler,tam saatinde orada oldular…. Çok insan gelmişti,herkes yıl sonunu kutlamak istiyordu. Müdür;Rojdayı ve Diyarı yanına çağırdı, bu iki kişi okul tarihimizde bizlerin eğitim bakanlığında özel tebrik edilmesini sağlayan Şerwan ve Zınar’ın aileleri . Biz bölge okulu olarak şimdiye kadar,böyle bir taltif ve teşekkür almamıştık. Şerwan ve Azat,bu yıl tüm Şehrin birincisi seçildikleri için,eğitim bakanlığı bundan sonraki eğitim masraflarını da üslendi, okulumuza da özel teşekkür belgesi verildi. Biz bunu tümüyle bu aileye borçluyuz. Çok sevinmişlerdi,Şerwan,Azat sözlerini tutmuşlardı… Tatil yaklaşmıştı,Mem Qaso ve Pire’nin mezarları bu yıl yapılacaktı.. Tatil sözü önceden verilmişti,hepsi mezarın başında,olacaklardı.. Azatla,Şerwan köyü çok merak ediyorlardı,ilk defa köyü göreceklerdi… Okul, teşekkürü ve işler yoluna konulduktan sonra yola çıkıldı… Uçakla gidecektiler,belli bir yerden sonra da otobüsle gideceklerdi… Yolculuk hiç problem olmadı,artık Azat ile Şerwan büyümüşlerdi…. Köye gittiler, üçüncü gün mezarları yaptırmaya başladılar…. Mem Qaso ile Pire’nin birere resimleri taşlarına oyulup konulmuştu. Şerwan,işte buna dayanamıyordu,herkesin yanından ağlamadı hiç… Gece karanlık çöktüğünde dedesine gitti,Qaso’nun mezarının üzerine düştü ağladı…ağladı… Onu kaybetmişlerdi;Diyar’ın içinde mezar geçti,oraya gitti,oğlu nu ağlarken gördü… Diyar’ı;teskin edecek kimse de yoktu,Şero’nun yanına uzandı ağladı….ağladı….ağladı… Baba ve oğul yaklaşık iki saat mezarda kalmış ağlamışlardı… Kimseye bundan söz etmeme kararı aldılar,içeri girdiler…. Rojda sordu;siz neredeydiniz?bizim aklımız gitti,insan nereye gittiğini bari söyler.. Biz köyün üst tarafından geziyorduk,bundan merak edecek ne var canım…. Köyde bu kadar durmalarının nedeni,Mem Qasunun mezarı içindi,Pire içindi… Artık işleri bitmişti,köyden gideceklerdi…. Hazırlığını yapıp gittiler,denize gideceklerdi,otobüs yolu bir türlü bitirmiyordu… Nihayet geldiklerini Diyar onlara söyledi,aşağı indiler,deniz falan yoktu… Şerwan dedi;baba hani deniz nerde çok su var diyordun yok öyle bir şey… Diyar;Şerom sen biraz sabır et,otelimiz hemen denizin yanındadır.. Bir taksiye bindiler,gittiler büyüüüüük bir su gözüktü……. Otellerine gelmişlerdi,burada kalacaklardı,gözün gördüğü yer hep suydu….. Rojda; bu deniz ne kadar büyük bir yermiş,filmlerdekine hiç benzemiyor… Tam iki hafta burada büyük bir sevinç yaşadılar,yüzdüler,gezdiler ilk defa böyle yapıyorlardı.. İzinlerinin sonuna gelmişlerdi, tekrar uçağa binecekleri gün yaklaşmıştı… Sanki burası Şero’nun ve Azat’ın ülkesi değildi,gideceğine sevindiler…. Diyar sordu;Şerwan,Azat,sizinle artık burada kalsak,burada okusanız olmaz mı? Şerwan;baba burası bizim yerimiz değil ki, hem benim tüm arkadaşlarım oradalar. Hem bizim ülkemiz orası artık biz bura da yapamayız ki! Diyar; derin bir düşünceye dalmıştı,bir gün oda böyle bir uçağın arkasında ölmüş mü dönecekti. Kendisinin büyüdüğü toprakları öz evlatları,memleket olarak göremiyorlardı… Avrupa’da,işler güllük gülistanlık değildi… Kendi çalıştığı işyerinde bile onu nasıl 2.sınıf yerine koyduklarını görüyordu… Her sokağa çıktığında sanki bir suç işlemiş gibi etkileniyordu… Biliyordu ki,her karşısında gelen 10 kişiden en az 7’si onu istemiyordu… Bir memleketten istenmeden yaşamak nasıl bir duygudur,bunu diyar çok iyi bilirdi… Sanki bir suç işlemişsin gibi,karıdan gelen Avrupalının yüzüne,yüzüne bakamazsın… O,ruhen çok rahatsızdı ama, gel gör memleket daha sorunluydu… Kimsenin memlekete dönmeyi aklına bile sığdıramıyordu… Köye indiklerinde onları tanımayan çocuklar, Almancılar gelmiş diye bağırmışlardı… Azatta; baba Almacı biz miyiz? Diye sormuştu. Zamanları bitmişti,Diyar karışık düşüncelerle dalmıştı,geleceği çözemiyordu… Uçağa bindiler bulutların üzerinde tam üç saat sürmüştü,tekrar evlerine geldiler.. Yeni yılda artık üst okula,yazılacaklardı, başarılı olacaklar mıydı…..? Mem Qaso’nun torunlarıydılar,onları kimse geride bırakamazdı… Kafaları oldukça karışık olarak tekrar,gerçek yelerine gelmişlerdi…! Yerin gerçekliğini hem Diyar,hem Roda,Hemse,Şewanla,Azat düşünüyordu…. Gerçek ev,neresiydi… Gerçek memleket neresiydi… Mem Qaso ile Pire,neden köye gömülmüşlerdi, onların yanına neden alışamamışlardı? Kafaları tamamen karışmış olarak tekrar evlerine gittiler... Ali Ekber 10.07.2009