Aydının Görevi Aydınlatmak mı Aldatmak mı?
Aydının Görevi Aydınlatmak mı Aldatmak mı?
Türkiye siyasal gündemi ç
ok karmaşık. Ekonomik, sosyal, dini , etnik, kültürel sorunların iç içe geçtiği derin çelişkilerin yaşandığı olağan üstü bir süreci yaşıyoruz. Bu yaşananlar arrasında, aydınların görevi aydınlatmak mı, aldatmak mı?
Konumuz Alevilik olduğunda, maalesef kişi yaşanan Aleviliği değil, kendi açısından olması gereken Aleviliği tarif ediyor.
Ben prensip olarak kişilerin dini inancını tartışma konusu yapmam. Zira inanç kişinin şahsi sorunudur. Kişiler inanır-inanmaz, Alevi olur, Sünni olur, Hiristiyan, Yahudi, Budist v.s.
Dünya insanlık aleminde, değişik inancı ve ibadet şekilleri vardır. Tanrı katında hangisinin makbul olduğuna kullar karar vermez. Hz.Muhammet dahi şunu söyler "Ben ne yaratan ne de yargılayanın, ben tanrının mesajını kullara iletenim". Bundan dolayı kişi neye inanır, nasıl ibadet eder kendisi ile tanrısı arasındakı bir sorundur. Yeterki insanlar dini maske edinerek siyasi ve ticari ihtiraslarına alet etmesinler.
Konumuz Aleviliğe dönersek, Alevilik üzerine değişik yorumlar var: "Alevilik bir ideolojidir, bir felsefedir, İslam dışıdır, İslam içidir. Alevilik semavi dinlerden önce vardı," tarzında değerlendirmeler.
Azınlık kimliklerden bahsedildiğinde Kürdler, Aleviler, Ermeniler deyip etnik kimlikle, inançsal kimliği bilerek, yada bilmeyerek çarpıtıyorlar.
Oysa Alevilik etnik kimlik değildir.
Alevilik inançsal bir felsefemidir? Evet bir inanç felsefesidir. Genel olarak ilk çağlarda felsefenin amacı görünen nesnelerden görünmeyen nesnelere, dünyadan tanrıya yükselmekti. Fizik ötesi felsefe tanrı bilimidir. (Metafizik felsefe) Sosyal yaşamdaki gelişme, doğa bilimlerindeki ilerleme sonucunda metaryalist felsefe, metafizik felsefenin önüne geçti.
Bu bağlamda bütün dinler felsefi görüştür. Yani doğaya ve insana bakış, yaklaşım ve yorumudur.
Teoloji biliminde: İlk insanlıkta tanrı yeryüzünde insanlarla birlikte yaşardı. Ve bir çok tanrı vardı. Süreç içerisinde tek tanrılı dinlere geçildi.
İnsan oğlu tanrıyı gökyüzüne çıkardı.
Ortadoğu Peygamberler ve filozofların diyarıdır. Semavi dinler dediğimiz Yahudilik, Hiristiyanlık ve Müslümanlığın merkezi Ortadoğudur.
Müslümanlık en son dindir.
Nedir müslümanlık?
Günümüzde o kadar teferruatlı ki anlatılması ciltlere sığmaz. Fakat 7.yy'da peygamberin bile okur yazar olmadığı; peygambere ayetler indiğinde, peygamberin yakın çevresi tarafından ezberleniyordu.
Kuran ilk olarak Ebubekir döneminde kitap haline getirldi. Arap dilinde yazıldı. Değişik toplumlarda, değişik dil ve kültürlerde, inasanların müslüman oluşu, sadece kelimeyi şahdet getirmesinden ibaretti. Bunun anlamıda "Tanrının birliğine, Muhammedin peygamberliğine ve kuranın tanrıdan geldiğine, inanmaktı". Kısaca Müslümanlık bu idi.
Peygamber ve sonrası dört halifenin mezhep ve tarikatları yoktu. Mezhepler ve tarikatlar İslamın değişik yorumudur.
Peygamber sonrası dört halifeden ilki, halife Ebu-Bekir vadesi ile öldü, diğer üçü değişik sebeplerle öldürüldü. Ali'nin ölümünden sonra ehli-beyt yanlıları, Mavuya'nın halifeliğini kabul etmediler. Hüseyi'nin önderliğinde savaşmak istediler. Sonuçta Kerbela vakası yaşanır. Mavuya, Ali yanlılarını katliyamdan geçirir. O günden günümüze Ali yanlıları muhalefet'te ve genel Müslüman toplumlarından dışlanır.
İslamın Sünni kesimi, bulunduğu ülkenin iktidarlarıyla birleşerek dönemin siyasi karakterini almış. Ali yanlıları tarihi süreç içerisinde değişik toplumlarda değişik isimler alır. Hindistan ve Pakistan da İsmaililer, Azerbeycan, Irak, İran, Libnan da, Şiiler; Anadolu, Suriye ve Horasanda Aleviler; Mısırda Faitimiler diye anılırlar. İran hariç Ali yanlıları bulunduğu ülkenin iktidarı tarafından dışlanmış, baskı ve zulümü yaşamış.
Anadoluda Selçuklu, Osmanlı, günümüz Cumhuriyet döneminde dahi, değişik dönemlerde katliyama uğramışlar. Yoğun baskı nedeniyle kırsal alanlarda yoksulluk içerisinde yaşamışlar.
Bundandır ki 1970'lerde sosyalistler özgürlük, eşitlik, adalet vaat ettiklerinde bütün Aleviler sosyalistlerin yanında yer aldılar.
Günümüz Alevisi artık yoksul köylü toplumu değildir. Şehre yerleşmiş, okumuş, orta sınıf, hatta büyük sermayedar olmuş ve bunların bir çoğu mevcut iktidarla bütünleşmişler. Dolayısı ile biz bügün Anadolu Alevisine bir bütün olarak aydın, özgürlükçü, 72 milleti kardeş bilen diyemeyiz.
Örneğin: İktidarla en çok kaynaşan sayın Profesör İzzettin Doğan ve çevresi Alevilikten çok Türkçülük yapıyorlar. Ve dünün kaşarlanmış Alevi düşmanı, faşist katillerle flört ediyorlar. Sayın Doğan'a şunu sormak isterdim. "Madem ki Alevi kültürünü Türkler getirdi" Neden bize verdiğiniz bu kültürü yaşadığımız için Türk iktidarları tarafından baskı ve zülme uğruyoruz? Daha dün asker ve polisin denetiminde Alevi kültürünü yaşamak isteyenleri yaktılar.
Sayın Doğan sizden farklı düşünen Alevilerle bir araya gelemeyeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat Türk irkçıları ile görüşüp dostluğu geliştirme gayreti içindesiniz. Dahası siz dede olduğunuza göre, ehli-beyt soyundan gelmiş olmanız gerekirken; Türk soyundan ve Orta Asyadan geldiğinizi iddia ediyorsunuz. Bu sizin gibi, bilim adamı için çelişki değilmi?
Mustafa Kemalın "ümmeti" olan diğer Alevilere gelince sormak isterim. AKP içerisinde politika yapan Alevileri düşkün ilan ediyorsunuz, fakat neden ırkçı, kafa taşçı CHP'nin önünde diz çöküp etegine sarılan Alevileri düşkün ilan etmiyorsunuz? 38'de Dersimde akıtılan kan, Alevilerin kanı değilmiydi?
Sonuç olarak hile ve entrikalara baş vurmadan bütün inananlar gibi Alevi toplumuna da gerekli imkanlar sağlanarak, inançlarını özgürce yaşamalılar.
Ali Kutlu/23.07.08




