Alevilik Üzerine Niyetler ve Yaşanan Gerçekler

Alevilik Üzerine Niyetler ve Yaşanan Gerçekler
Ali Berxecan(kutlu)

Devletin "Alevi açılımı" Alevi sorununu güncelleştirdi. Bu sorun günümüze has bir sorun değildir. Bu sorunun kökleri tarihin derinliklerine dayanır.

"Pir Sultanım der şahım var
Hızır paşadan ahım var
Benim bir tek Allahım var
Şaha padişaha değil"
 
Gerek Osmanlı’da, gerekse de Cumhuriyet döneminde devletin dini Sünni İslam olmuştur. Dolayısıyla diğer dinler, mezhepler dışlanmış, özellikle Alevi inancı suç sayılmıştır. Bundandır Aleviler devletin bu yaklaşımını Muaviye siyasetinin mirası, kendilerini ise Kerbela'nın mağdurları olarak görürler.

"Eynimize biz kırmızı giyeriz
Halimizce biz de manâ duyarız
İmam Cafer mezhebine uyarız
Biz Muhammet Ali diyenlerdeniz"
 
Devletin asimilasyoncu,katliamcı bu siyseti günümüze kadar devam etti. Özellikle 60'ların sonu, 70'lerin başlarında sol sosyalist fikirlerin Alevi toplumu içerisinde yaygınlaşmasıyla, Aleviler bizzat kendi kendilerini asimile etmeye başladılar. 80 darbesinin gelmesiyle bu toplum en büyük darbeyi ordudan yedi. İnançları, gelenek görenekleri, ahlaki değerleri paramparça oldu. Demografik olarak yok oldu. Kırsal kesimde Alevilerin nüfusu yüzde 30'lara kadar düştü. Bu gün 30-40 yaş gurubunda olan nesil, Aleviliğin ahlaki değerlerini ve inancını yaşayamadı. Alevi inancına yabancı. Hayatında hiç cem ayini görmemiş olanlar var. Bir çoğu sadece Alevi bir aileden geldiği için kendisini Alevi zannediyor. Aleviliği, etnik, sınıfsal, siyasal bir grup olarak algılıyor.
 
Günümüzde gerek devletin "Alevi açılımı" gerekse de bazı Alevi çevrelerinin yorumları incelendiğinde, tartışılan Alevi sorunları değil, özellikle Alevi inancının kendisi tartışma konusudur. Alevi inancı şaibeli bir konuma düşürülmek isteniyor. Sanki bu güne kadar bazı Alevi karşıtlarının bu mezhebe attıkları çamur, karalamalar, iftiralar yetmiyormuş gibi "Alevilik İslamın içinde mi, dışında mı?" gibi tartışmaları yapanlar kendi alanlarında uzman şahsiyetler olabilirler, derin tarihi bilgi birikimine sahip olmuş olabilirler, lâkin dini konularda uzman ilahiyatçı değiller. Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı incelememiş, İslam tarihine yabancı bir kimse "Alevilik İslam’ın içinde mi, dışında mı" yorumunu nasıl yapabilir?

"Allah birdir hak Muhammet Ali'dir
Anın ismi cümle âlem doludur
Bu yol hak Muhammet Ali yoludur
Gel Muhammet Ali dergahına gel"
 
Bilim adamı bilimle, politikacı politikayla, dini sorunlarla ilahiyatçılar ilgilenmeli.Olması gereken budur. Aksi taktirde haddini bilmezlik olur.
 
Kanımca Alevilerin inanç sorunu yoktur, ancak inançlarını özgürce yaşama sorunları var. Zira hiç bir Alevi mümin kendisine “İslamın içinde miyiz, dışında mıyız?” sorusunu sormaz. Her Alevi müminin bağlı olduğu ocağı, piri, mûrşidi vardır. Bir Alevi inancını, yolunu, günahını, sevabını pirinden öğrenir.

"Benim mûrşidimin gönlü ganidir
Mûrşidin didarı hak didarıdır
Girebilen ise gönül evidir
Giremezsen senin yerin değildir"
 
Bazı çevreler tarafından Alevi inancı istismar edilerek Alevilerin sırtında siyasi rant elde etmek isteyenler, yıllardır sözde özgürlük ve laiklik adına Alevileri, ırkçı, kafatasçı CHP'ye yamadıkları yetmiyormuş gibi Alevileri yeni siyasi oluşumlara alet etmek isteyenler var. Bu tarzda bir yaklaşım Alevileri parçalar. Cem evlerine siyaset girer. Değişik sosyal sınıflara mensup, değişik etnik kökenenden Alevilerin (Kürt, Türk, Arap) siyasi tercihlerinde özgür olmaları ve siyasi tercihlerine müdahale edilmemesi gerekir.
 
Esasen söz konusu çevrelerin Alevi inancıyla bir ilgileri yok, hatta bir çoğu ateisttir. Toplumsal sorumluluktan uzak, insana dair bütün değerleri yitirmiş, kendilerine sahte sıfatlar takarak şarlatanlık yapan sözde aydınlara Alevilerin itibar etmeyeceğine inanıyorum. Her zaman olduğu gibi Aleviler üzerinde oynanan fitne ve fesat mağlup olacak Aleviler’in sağduyusu galebe çalacak.
 
Ali Berxecan(Kutlu)
03/03/10