Alevilik-İslam
Ziynet Gülbastı-Taş
Alevilik İslam`ın bir kolu ise neden başka coğrafyalarda da yok? Ya da var da yeterince bilinmiyor mu?
İbadet biçimleri bakımından neden aynılık göstermiyor peki? Aleviler 12 İmam orucu tutarlar, bu oruç sırasında suyu doğrudan içmezler (çay, ayran olarak sıvı alırlar), namaz kılmazlar (bazılarının namazları kılınmıştır bir kısmı içinse zaten bu zorunluluk sözkonusu değildir), hac ziyareti yoktur. Toplumsal dayanışma vardır ama fitre sadakası yoktur.
Bildiğim kadarıyla cem törenlerinde deyişler ve demeler söylenir, semah dönülür. İlahi okumak yine tamamıyle İslami bir kavramdır. Arapça kökeni incelenmesi gereken bir sözcük İlahi. Belki allah sözcüğü ile aynı kökten türetilmiştir.
Pir Sultan Abdal üzerine okuduğum bir kitapta Kızılbaşlık kavramı üzerine anlatılan şöyleydi: Ali`nin halife olmamasına tepki gösteren, onun yandaşı olan, arkasında bulunan grup kendilerini diğerlerinden ayırt etmek için kırmızı renkte şapka/başlık takarlar. Onların dışında kalan grupda bu renk ve kullanılan kıyafeti tanımlarken sözcük birleşmesi ile bu isim ortaya çıkar. Kızıl+Başlık/ Kızıl+Başlılar şeklinde.
Aleviler içerisindeki Ali kavramı sadece bir isim değil, halife değil muhalif olan, haksızlığa uğratılan, güç duruma düşürülen ve yanında yer alınması gereken kişidir. Kimi zamanda umudu temsil eder, imdat çığlıklarında, medet arayışında bu isim yer alır. Ama bu kişiyi değil başlıbaşına bir felsefeyi çağrıştırır aslında. Deyişlerde, demelerde geçen Ali ismi bu felsefeye dayanır, yoksa halifelik hikàyesi iyi niyeti ve yumuşak başlılığı nedeniyle yılan hikàyesine dönmüş Ali değil. Zor durumdaki insan kendine güç verir, yalnızlık duygusunu azaltır, içinde bulunduğu güçlükten kurtulmak için çaba harcar, gayretlenir yeniden ve en önemlisi umut verir kendine. Aleviler gerçekte bu denli yalnızdır, kendi kendilerine umut ve güç aşılamak zorundadır.
Ezilenlerin birlikteliği, Aleviler´in kendine yaşam alanı açma çabası Ali` yi önemli bir mertebeye taşır. Ali`nin yaşadığı trajedi ile Aleviler`in trajedisi çok iyi çakışmıştır. Onun adı ile ifadelendirilir.
İslamın içinde bir yerlerde olsalardı her fırsatta açağılanmaya çalışılmaz sadece biraz küçümsenir, burun kıvrılır ve geçilir gidilirdi. Oysaki mum söndü karalamasını herhalde duymayan yoktur. Başka hangi toplum bu denli karalamalara ve katliamlara maruz kalmıştır? Ermeni, Yahudi ve diğer azınlıkların herbirinin kadınlarına ayrı renkte çarşaflada olsa kamuya çıkma, o toplum içinde yaşama şansı verilmişken (Osmanlı Dönemi) Aleviler yokedilmeye çalışılmıştır.
Osmanlı halifeliği zorla mı almıştır yoksa fethettiği topraklarda bulunduğu içinmi böyle olmuştur araştırmak gerekli. O dönemde sefere çıkmak, topraklarını genişletmek sadece Osmanlı`nın gayesi değildi. Teknolojik gelişmelerle güçlü ülkeler bunu çok daha farklı biçimde yapıyorlar.
Türkler 751 Talas Savaşı ile İslam dünyasına yaklaştılar. Çinliler`den muzdarip oldukları için Çin`e karşı Araplar`ı destekledikleri bu savaş onlar açısından dönüm noktasi oldu. Araplar ile ilişkileri gelişti. Din ve inanç bakımından etkilenmeler, zorlamalar olmuştur sanırım. Birarada yaşayan, birbiriyle alışverişi olan insanların-toplumların birbiri üzerinde de kaçınılmaz olarak etkileri vardır.
Bu bağlamda Alevilik İslam`dan öyle veya böyle etkilenmiştir. Buna bir de yok edilme tehlikesi, baskı ve zulümleri ekleyince Alevilik içindeki İslami motiflere şaşmamak gerekekir.
Tüm dinlerde belli temalar değinilir; adaletli olma, başkasının malına-canına zarar vermeme vs. Hiristiyanlık, Yahudilik, Budizm ve akla gelebilecek tüm din ve inanç sistemleri bunu öğreti olarak verir. Yasaklar,yapılmaması gerekenler vardır. Bu genel verilerle aynılık iddiasında bulunmak bana göre çok genel kavramlar olduğu içinde güçtür.
Cumhuriyetle birlikte sürek avı devam etmiş ve Aleviler yine zulümler yaşamış, cem töreni dahi yapamaz duruma gelmişken yapılmakta olanlarında bütünüyle Alevi değerler ve öze uygunluğu tartışmalıdır. İnsanın kendi çocukluğunda görüp öğrendiklerini koşulsuz doğru kabul etmesi olası değildir. Yaşayan tanık olma, o dönemde törenlerin nasıl yapıldığı anlamında tarihi bir tanıklığa denk düşsede yeterli değil bu çerçeve ile sınırlıdır. Baskı, tehdit altında yapılan ibadetler toplumun en az zarar görmesine ve toplumun diğer üyelerinin kendilerini kabulüne yönelik olarak düzenlenmiş, kotarılmış olsa gerek.
Kürt Hareketi içinde de Aleviler`in etkin olduğunu, hatta bir dönem bu hareketin taşıyıcısı, motoru durumuna geldiklerini anımsıyor gibiyim. Bu nedenle Türk Aleviler`den ve bir kısım Kürt Aleviler`den tepki aldıklarını, kendilerini namlunun ucuna sürdükleri için eleştirildiklerini anımsıyorum. Aynı temel nedenle devletin öcüsüde olmaya tabiki devam ettiler, ek bir gerekçe çıkmış oldu böylece.
Son olarak bir Kürt Alevi`nin Demirci Kawa`ya, Türk Aleviliği`ni de Şamanizm`e dayandırıldığına dair yorum aldım. Belkide gerçekliği vardır. Tartışmayı, bilinenlerin paylaşılmasını kesinlikle yararlı buluyorum.