Skip to main content

Ağcaşar Köyü

Ağcaşar Köyü

 

Ağcaşar köyün tarihi, 19.yy sonlarında Dersim'in Pertek İlçesinin Kerawelian mezrasında gelen Mılla Veli tarafından satın alınmış. Köy eski bir Ermeni yerleşimidir. Ağcaşar köyü iki aşiretten oluşur. Köy halkının bir kısmı, Pilwenk aşiretine mensuptur, diğeri ise Şadili aşiretine. Köy halkının kültürü Kürd- Alevidir. Geldikleri bölgeye has yemekleri ve folklörü vardır. 1960'li yıllara doğru, köy nüfusu yüz haneye yaklaşırken, günümüzde bir kaç yaşlının dışında kimse yaşamamaktadır. Halkın çoğunluğu yurtdışına göç etmiştir, Almanya, İngiltere, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde yaşamaktalar. Ülkenin değişik metropollerinde de Ağcaşarlılar vardır. Köy sadece yaz tatillerinde bir kaç ay kalabalık olur. Köy coğrafik olarak, Afşin ilçesine 19 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır. Alt yapı Köyde ilköğretim okulu vardır, fakat son yıllarda öğrenci yetersizliğinden dolayı okul kapalıdır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol stabilize değildir. Köyde elektirik ve sabit telefon vardır.

 

 

Ağcaşar'ın Aşıkları
 
 

HAŞİMİ
 
Asıl adı Medet Haşim olan Haşimi, yaklaşık 1895/ 1900'l
u yıllarda Afşin'in Ağcaşar köyünde doğdu. Dersim'in Pertek ilçesinden gelerek Afşin'in Ağcaşar köyüne yerleşen Pilvenk aşiretine mensup beş kadeşin en büyüğü olan Hüseyin Dede'nin oğludur.
 
Medet Haşim, evli ve beş çocuk sahibi iken başka bir kadını sever. Fakat Alevi inanç ve geleneğinde çok zorunlu haller dışında boşanma veya çok eşlilik yasak olduğundan, babası tarafından uyarılır. Ama gönül ferman dinlemez. Bütün uyarılara rağmen aşkından vazgeçmeyen Medet Haşim, sonunda düşkün ilan edilir.
 
Haşimi ise, sevdiği kadınla birlikte köyü terkederek, Maraş'ın Öksüzlü köyüne yerleşir.
İki çocuğu daha olur. Ancak, Öksüzlü köyündeki beş yıllık yaşamından sonra 1940'lı yıllarda vefat eder. Mezarı Öksüzlü köyündedir.
Kaynakça
Özel Arşiv

 Şen değil gönül, şen değil
 
Hasreti firkat elinden
Şen değil gönül, şen değil
Dost seni sevdiğim için
Şen değil gönül, şen değil.
 
Bir yandan dünya kavgası
Bir yandan dostun sevdası
Tükenmez derdi belası
Şen değil gönül, şen değil.
 
Ne tükenmez kavga imiş
Ne tükenmez sevda imiş
Dostu sevmek belaimiş
Şen değil gönül, şen değil.
 
Gahi çölden gahi dilden
Bülbül gibi ahim gülden
Hasreti çıkmaz gönülden
Şen değil gönül, şen değil.
 
Medet Haşimi'nin zarı
Mürvet kıla padişahı
Ey kamillerin Allahı

Not ; Ağcaşarda bir köy odası Foto; Berivan Akgöz' e aittir

  xxxxxxxxxx

NİZARİ
 
Asıl adı Ali Rıza Kutlu olan Aşık Nizari, Afsin'in Ağcaşar köyünde 1914 yılında doğdu. Nizari ve Besterah mahlaslarıyla şiirler yazdı. Ancak, daha çok Nizari mahlasıyla tanınır.
 
Askerlik görevini yaptığı sırada karısını ve çocuğunu kaybeder ve büyük acılar çeker. Daha sonra sazını alıp Ülke'nin çeşitli şehirlerini gezer. Daha sonra yeniden evlenir ve bu evlilikten sekiz çocuğu olur.
 
Kışları, saz yapım işleriyle uğraşır. Başta Meluli, İbreti, Kul Hasan ve Nesimi Çimen olmak üzere yöredeki ozanlarla yakın dostluklar kurar. Uzun yıllar, atalarının geldiği Dersim'e gidip gelir.
 

Oldukça mütevazi bir kişiliğe sahip olan Nizari, gerçek anlamda bir gönül ve muhabbet adamıdır. TRT'de birçok sanatçı tarafından okunan
"Bin derdim var idi, bir daha oldu" adlı eser Nizari'ye aittir.
 
Yıllar süren hastalığının sonunda 1988 yılında vefat eder.
 
Kaynakça
Özel Arşiv

 
Bin derdim vardı
 
Bin derdim vardı bir daha oldu
Derdimin dermanı aman ha aman
Gülistan bezminin gülleri soldu
Goncayı handanım aman ha aman.
 
Boyunu benzettim tuba dalına
Bir telin değişmem dünya malına
Sen beni düşürdün Mecnun halına
Behey saçı leylam aman ha aman.
 
Halimde kalmadı aram u karar
Günbegün erişir ömrüme zeval
Sakın ey sevdiğim sen verme melal
Canımın cananı aman ha aman.
 
Yaktı Nizari'yi bir peri peyker
Nar-ı hasret oldu bu cana değer
Derd u hasretinle ölürsem eğer
Kabrim ziyaret et aman ha aman.

Foto : Besterah KUTLU

  xxxxxxxxxx

KAÇIRAN (Aşık Hüseyin)
 
Esas adı Hüseyin Kaçıran olan ve 1923'de doğan Aşık Kaçıran, aslen Afşin'in Ağcaşar köyündendir. Geçim koşulları dolayısıyla ailesi bir süre Gürün'ün Yuva köyüne, daha sonra da Adan'nın Nacarlı köyüne yerleşir. Yoksul bir çocukluk geçiren Kaçıran, okuma-yazmayı askerlikte öğrendi. (1976)'da katıldığı Konya Aşıklar Bayramı'nda ödül kazanan Kaçıran'ın şiirleri Merhaba Dostlar 1966 ve Anadolu'nun Çilesi (1971) adlı iki kitapta toplandı.
 
Son derece yalın ve akıcı şiirleri bulunan Kaçıran'ın birçok eseri döneminde popüler olmuş ve değişik sanatçılarca okunmuştu. Kaçıran, 1996'da hayata veda etti.
 
Kaynakça
 
Serpil Savcıoğlu: Aşık Hüseyin Kaçıran'la Konuşma, Yeni Ortam, 15.1.1974
Süleyman Yağız: Yaşayan Halk Ozanları Antolojisi, İst. 1983
Sinan Gündoğar: Muhalif Müzik, İst. 2005
 
Ruhumda bir sıkıntı var
 
Ruhumda bir sıkıntı var
Gitsin diyom gitmiyor ki
Yoksulluk başıma bela
Gitsin diyom gitmiyor ki
 
Düşünüyom nasıl etmek
Bilmiyom nereye gitmek
Beş nüfusa bir tek ekmek
Yetsin diyom yetmiyor ki
 
Yoksulluk bağrımı dağlar
Elimi kolumu bağlar
Yavrum ekmek diye ağlar
Yatsın diyom yatmıyor ki
 
Uyutur dede hocası
Şeherin köyün ağası
İşçi köylünün bacası
Tütsün diyom tütmüyor ki
 
Kaçıran'ım sönmez aşkım
Avara geziyom şaşkın
Bugün sazım bana küskün
Ötsün diyom ötmüyor ki

xxxxxxxxxx

 

EFKARİ
 
Asıl adı Ali Riza Kutlu olan Aşık Efkari, 1964 yılında Afşin'in Ağcaşar köyünde doğdu. Alevi edebiyatının gelişkin olduğu bir ortamda, daha çocuk yaşlarda cemlerde-cemaatlerde türküler, deyişler söylemeye başladı. 1978'de yazdığı ilk şiirinden itibaren Efkari mahlasını kullandı.
 
Öncelikle babası Pir İbrahim'den, amcası Aşık Nizari'den ve özellikle Aşık Mahzuni'den etkilendi.
 
1987 yılında yurtdışına çıktı. Burada da müzik çalışmalarını sürdüren Efkari, 1992 yılında Sevgi Üretir, Öfke Tüketir adlı ilk profesyonel müzik albümünü yaptı. 2006 yılındaysa Ab-ı Hayat adlı ikinci müzik albümünü çıkardı.
 
Kaynakça
Özel Arşiv 

Yol olur
 
Yar sineme değse kirpiğin oku,
Onulmaz yarama şok olur gider.
Söndürmez narımı pınarlar ne ki,
Erir dağlar karı sel olur gider.
 
Erenler derdime derman eylese,
Tecelli kalemi ferman eylese,
Aşkını gönlüme mihman eylese,
Senin sevdan bana hak olur gider.
 
Bana derdi veren gönül sahibim
Neşterle bağrımı deşme tabibim.
Efkari dünyaya geldim garibim.
Yine bana gurbet yol olur gider.

 

 xxxxxxxxxx

Yılmaz Savaş
Ozan bir aileden gelen ve bu gelenek ve göreneklerle yetişen bir ozandır.
Küçük yaşlarda bağlama çalmaya ve türkü söylemeye başladı. İlk beste ve söz denemelerini, küçük yaşlardayken başladı. Lise dönemlerinde akademik olarak halk müziğinde uzman birçok eğitmenden san, solfej ve bağlama dersleri almaya başladı.

onra İstanbul Teknik Üniversitesi devlet konservatuarına girdi ve 5 yıl burada okumaya ve geleneksel'le daha bilimsel ve akademik bir yön vermeye başladı. Konservatuarın ilk yıllında ilk kasetini piyasada çıkardı.

 "Umuttur Güzelim" adında ki ilk albümü genelde kendi söz ve bestelerinden oluşuyordu. Bir çok sanatçıya bağlaması ve bestelerini paylaşarak katkıda bulundu. Konservatuar son yıllarına 2. Albümü
"İller Yaylas" adında albümünü piyasaya çıkardı. Bu albümde kendi besteleri yani sıra gelenekselleşmiş
birçok türküye'de yer verdi.
Şu anda tamamı kendi söz ve bestelerinden oluşan, yeni albümü için hazırlıklara başlamıştır.
Yakın bir dönemde uzun yıllar verdiği birikimlerini bu albümde toplayacağı,iddaalı bir çalışaya hazırlanmaktadır...

Hazırlayan: K.Hasan     


Not:Mehmet Bayrak'ın 'İçtoroslar'da Alevi-Kürt Aşiretler' kitabından değerlendirilmiştir