Skip to main content

4-Böke'nin Sorusu

4-Böke'nin Sorusu

Mehmet Saygılı

Alevere
yasli.jpgBunun bir de dalaveresi vardır.  İşin içinde iş, işin arkasında manipulasyon yani emeline uydurmak için ters yüz etme, doğruları yanlış, yanlışları doğru gösterme oyunları varsa buna alevere dalavere denir.

kadar saftır.

Geçen gün bana muşambaya sarılı çıkınını verdikten sonra, ( hatırlıyor musunuz alıç’ın oyukundan çıkarmıştı)  bir soru sordu.
Dediki; “Ey yolcu, bu çıkında 26 yıl önceki bir hikayem var, onu yazacağına söz ver, bu bir. İkincisi de şu askeriyenin, şu hökümetin yaptıklarına aklım ermedi. Hangisi Amerika’nın finosu, hangisi karşı? yoksa ikisi de mi?  bana bir güzel anlat”.

Ben bilmiyorum, nasıl anlatayım? Anlatacaklarıma inanacak mısınız? Böke işte, adam alevereyi bilmez, dalavereyi bilmez. Söylenene hemencecik inanır, çünkü söyleyen insanoğludur, ne söylerse doğru söyler diye.

Bilmezki ne hinoğlu hin 'insanlar' var. Yalancı mı yalancı…
Yalancıdan da öte.

Ben ona muşambadaki hikayesi için söz verdim, ama sözümü biraz geç yerine getireceğim, hikayesini bir güzel tadına vara vara okuyacağim, yayınlanacak hale sokacağım ve sizler için yayınlayacağım. Bu bir.

İkinci sorusu için çok kısaca diyeceğimki;

Türkiye’nin askeriyesi de, hükümeti de yularından amerikanın kazığına bağlıdırlar. Kazığın ucundaki ipin uzunluğu kadar serbesttirler. Halk böveleği onları ısırdıkca havalara sıçrayıp tekmeler savuruyor ve acı acı kişniyorlar. Hiç korkmayın kazığın ucundaki ipin uzunluğundan öteye gidemezler. Afedersiniz hiç bir bok yiyemezler.

Türkiye'nin hır gürünü Böke'ce degerlendirirken dikkat edilecek ana nokta budur. Bana göre askeriye de hökümette gırtlaklarına kadar boka batmışlar (deyimler afoluna), ama...

Bütün sorunların çözümünde hareket alanının sınırlarına yani ufka bakmak lazım. Yoksa dar bir çerçeveye takılır kalırız ve kazığa bağlı ipi aşamayız. Buna kısır döngü denir.

Hani Kızılcıklı Ehmed’in hikayesini bilirsiniz. Muhtar caminin önünde;
- Ulan ahali bu Ehmet'in gözü dönük bir bok yiyici deyince, bizim Ehmet muhtarın önüne geçip;
- yerim yaaa... yemem mi demiş ya.
İşte onun gibi askeriye de hükümette
"Yeriz ya, yemez miyiz" dediklerine bakmayın. Amerikanın ortadoğu çıkarlarının müsade ettiği kadar 'bok yerler...'

Bütün sorunların çözümündeki mantıkları, o kazığın ucundaki ipin uzunluğu kadardır.
Ne bileyim buda Böke'ce bir bakıştır işte.