Şerwan Artık Eski Şerwan Değildi
Şerwan Artık Eski Şerwan Değildi Ali Ekber Ne Babası Diyarın,onlar göğe uçtular,iyi insanlar ölmezler,tekrar iyi insanların yanına giderler ama biz onları göremeyiz,onlarsa bizi görürler,çok üzülürsek gördükleri için onlarda üzülürler.Siz üzülmeyin ki onlar da üzülmesinler. Anneleri Rojda,oğlum Şero, bak baban doğru söylüyor,dede ölmedi,o çook yükseklere çıktı,iyi insanlarla berberler,nenede onun yanında bizi görüyor duyuyorlar. Seni böyle sürekli üzgün ağlarken görürlerse,çok üzülürler,arkadaşlarına da ne söyleyecekler. Dedelerinin ölümüne ne yalnız Şerwan üzülüyordu,ne de kardeşi Azat,nede Rojda,aslında,tüm torunları,oğulları,tüm yakın memleket ağlıyordu. Herkes de biliyordu ki, ağlamakla artık Mem,Pir geri gelmezler. Şero ve Azat da her şeyi artık bilseler de, onların Köye gittikten kısa bir süre sonra ölmelerini kabul edemiyorlardı. Birde ölenlerin gök yüzüne çıktıkları acaba doğrumuydu? Deleri,Neneleri onları görüp üzülüyorlar mıydı? Yoksa babaları onların daha fazla üzülmemesi için mi böyle söylüyorlardı. Şero,artık hocasının dediklerini okuldan,dinlemez ve anlamaz olmuştu. Azat da aynı durumdaydı... Okul heyeti,toplanıp çocukların aileleriyle konuşma kararı almışlardı. Okulun en çalışkan iki çocuğunun kısa sürede bu duruma düşmeleri anlaşılmaz bir durumdu. Diyar;çağrıldığı gün gitmişti,söyleneler onu çok üzmüştü. Çocukların kısa süreden böylesine derlerinin kötü olmasının nedeni ne olabilirdi? Diyar;Dedeleri ile Neneleri çok olmadı vefat ettiler,onlara çok merak ediyorlar. Bu olaydan sonra ders çalıştıklarını hiç görmedik. Öğretmenler;çocukları sosyal pedagoglara götürmeniz gerekiyor. Ölüm kabullenilmezse,derslerin dışında da çocuklarda ilerde bazı sorunlarla karşılaşabilirler. Diyar eve geldi;Rojda’ya’a öğretmenlerin söylediklerini olduğu gibi anlattı. Beraber; akşam Şero ile Azat’a,öğretmenleriyle konuştuklarını, derslerinin çok kötü olduğunu söylediler.Böyle devam ederse,öğretmenlerin onları başka bir okula atacaklarını da söylediler. Şero ile Azat;babalarını ve analarını hiç bu kadar üzüntülü görmemişlerdi. Bir tek Mem Qaso,öldüğünde bu kadar onları üzgün görmüşlerdi,bir de şimdi öyleydi. Şerwan;Bawo dedi,ben artık derslerime istediğiniz gibi çalışacağım,yine en çalışkanı olacağım. Azat; bende çalışacağım yine eskisi gibi okulun en iyi öğrencisi ikimiz olacağız. Azat;Biz çalışkan olursak,en iyisi olursak,dede çok sevinecek değimli? Rojda;elbette Azom,siz yine eskisi gibi okulun en iyisi olursanız dedeniz ve neneniz görecek çok sevinecekler. O,gün anlaşma sağlandı,önce duruma bakılacaktı,çocuklar söylediklerini yapabilecek miydi. Bir dış yardım olmadan içine düştükleri,bu kuyudan çıkabileceklerimiydi? Henüz bir ayı geçmişti;öğretmenleri bir mektup Şero ya verdi,babasına vermesi için. Mektup;Azatla,Şerwan’ın derslerinin oldukça iyiye gittiğini,yakında yine okul birincisi olacaklarına kesin baktıklarını yazıyor,aileye teşekkür ediyordu. Diyar;hemen Şeroyu, sol yanına ,Azat’ı sağ yanına iyice bastırdı,benim yiğitlerim dedi. Öğretmeniniz yazmış ki, dersleri çok iyi düzeldi,kısa sürede böyle gelişme çok nadirmiş,hepimizi çok kutluyorlar. Hepside bu yeni mektuba çok sevinseler de,içleri halen buruktu. Şero ile Azat’ın dünyada en çok sevdikleri,onları sürekli beyaz saklarlının altında durmadan seven o,kocaman dedeleri ile Pire,neneleri yoktu. Her gün yinede de akşam oluyordu.Azat gece çok zaman uzun,uzun gök yüzüne bakıyordu. Diyarın eski neşesi olmasa da işe gidip geliyordu. Rojda’da çocuklarının üzüntüsüne ne kadar üzülse de,çaresi yoktu,Diyar’a yine işyerinde yardım etmeye başlamıştı. Diyar bazen kendisine çok kızıyordu,çevrelerinin çınarını Avrupa’ya,niye getirmişti ki? Keşke Onu hiç öyle bir çocuk gibi ağlarken görmeseydi. Hem düşünüyor,hem de çalışıyordu. Bazen kendisiyle konuşur olmuştu,Qiye,Çıma,Mem…Pire… Onun durumunda korkan Rojda, hemen çağırırdı; Diyar,çı bu… Tek çare,geçen zaman oluyordu,evlerine gelmeyen kimse kalmamıştı.. Gelmeler bittikten sonra yavaş,yavaş kendileri bir şeyler yapıyorlardı… Artık gezmeye bile gitmeye başlamışlardı.. Yakınlarda çok da yüksek olmayan bir dağ vardı. Dağın altında da çok güzel uzun borulu soğuk sulu bir çeşme vardı. Oraya gezmeye gidenler mutlaka o çeşmenin başında durup su içerlerdi. Tıpkı köyün suyuna benziyordu,onun gibi soğuk,onun gibi borulu,sürekli akardı. Oraya gelenlerin bir çoğu da birbirlerini tanır,büyükler Kürtçe konuşurdu. Ne zamanki,Mem den söz açılsa,Rojda hemen karşı tarafı göz işaretleriyle uyarırdı. Bazen çevre köylerdeki bir çok insan,Azatla,Şero’nun bu kadar içli olmasına hayret ediyorlardı. Gezmeye gitmek en çok sevdikleri,hoşlarına gittiği bir tür eğlence gibiydi. Bunu her zaman yapmak mümkün değildi,iş vardı, okul vardı,bebek olmuştu. Son zamanlarda,herkesin en büyük sevgilisi,zaten Berfin olmuştu. Bazen Şero ile Azat,bu kucaklama sevme konusunda tartışıyorlardı. Berfin;Dünyalar güzeli bir kızdı,hiç kimsenin böyle güzel bir bacısı yoktu. evde herkes onu çok seviyordu. Bir gün akşam Şerwan okuldan çok sinirli eve dönmüştü,onu bilenler Şero yu hiç böyle görmemişti.Sinirlenirse tıpkı dedesi Mem Qaso gibi oluyordu,ona çok benzemişti. Eve girdiklerinde çok sinirli olduğu anlaşıldı, hem anlatmaya çalışıyordu. Sinirinde de ağlıyordu. Okulda; En çok sevdiği arkadaşı,siz bizim gibi değilsiniz,bir gün tekrar evinize gidecekmişsiniz demişti. Evinize;memleketinize,ülkenize gideceksiniz diye onun babası söylemişti. Şero; buraya sonradan geldiklerini, hatta mecburen de biraz geldiklerini biliyordu. En iyi arkadaşı; siz geri gideceksiniz derken onları sanki kendilerinde saymamıştı. Evde; olanları olduğu gibi anlattı, tüm dersleri okulun en iyisiydi,arkadaşı neden böyle söylemişti.Şero ile Azat burada temelli arkadaş tutamayacaklar mıydı? Rojda; yok Şerom, o,çocuk yani sizin ilk başta dışarıda buraya geldiğinizi söylemiş. Ben gider okuldan yinede sorarım,yarın diye cevap veren Rojdan’ın içine bir şüphe düşmüştü. Okula gidip durumu anlattı, müdür;bunun öyle fazla abartacak bir durum olmadığını söyledi. Şerwan ile Azat’ın okulun gururları olduğunu söyleyerek,ne demek istendiğini soracağını söyledi.Bunlar çocuktur,önyargıyı hep büyükler öğretir,bir ön yargı tahmin etmiyorum. Timo;bu sözü söylerken,arkadaşlarını,özellikle Şero yu çok sevdiğini,bir gün ya giderlerse çok üzüleceği için bunu söylediğini,şaşırarak anlattı. Artık okula daha da sevinerek,oynayarak,koşarak gidiyorlardı. Hatta Şero on yaşına gelmiş olmasına rağmen,Rosa denilen kıza daha iyi gözükmeye çalışıyordu. Bunu gören Rosi;Şeroyla özellikle daha fazla oynamaya,okulda da hemen,Şero’nun arka sırasında oturmaya başlamıştı. En çok sevdikleri oyun; futboldu,koşuyor,koşuyor,ter içinden kalıyorlardı. Hatta sabahları futbol oynamak için yarım saat erken okulda oluyorlardı. Ali Ekber Devam edecek...
Mem Qaso’nun yiğit torunu Şerwan,dedesinin ve nenesinin öldüğünü duyduğunda,onu hiçbir kimse teselli edememişti.




