Çok Renkler Vardı
Çok renkler vardı...Çok biçimler, çok isimler...Çünkü kutsanmış doğrular yoktu. Yani, Tanrı bizden uzaklaşıp o sıkıcı mutluluğa kavuşmadan önceydi. O zamanlar herkes, herkesin başka bir doğrusu olabileceğini anlardı. Yerle gök arasında herşey kutsaldı:
Kuşlar, ırmaklar, dağlar, ağaçlar, güneş, ay, her şey...Ve tabikii insan...Ve deliler...Ve hatta böcekler.
Dokunurduk onlara, giderdik ziyaretlerine,
kızardık belki tepkisizliklerine ve şaşardık büyük kerametlerine.
Evin 'sahip'i vardı; ırmağın 'sahip'i vardı. Sahip olmak külfeti bizim değildi.
Ve mutlak yanlızlık yoktu.
Çünkü her şey senin-benim gibiydi...
Ve her şey’in dinlenecek bir derdi,
bir hikayesi
mutlaka olurdu. Geldi- geçti... Kutsal doğrular ve « en bilimsel doğrular » çok şeyi alıp götürdü. Sadece izleri kaldı, bugün ardına düşebileceğimiz… Umutsuz değiliz…Aslında siz de biz’densiniz ya da biz de siz’den… Yüreğinizin serzenişlerine bir kulak verseniz… Bir de…bir de annemi tanısanız... bilseniz…Renklerde yaşamak için… Metin-Kemal Kahraman