Çoban Ali -2
Ali EKBER
Çoban Ali,Mamoyla bir yıllığına anlaşmıştı,bu kışında koyunlara onun bakacağı anlamına geliyordu.
Kışları çobanın öyle çok fazla işi olmaz,koyunlarına ot vermek,su vermek,hava çok iyiyse dağa yaymaya götürmek,bu kış günleri çok nadir oluyordu.
Memlekete çok kar yağardı,karın erimesi bazen Mart ayına kadar sürerdi,bu aya kadar da koyunlar dağa pek çıkmazdı. Çoban Ali kışın koyunlara bakıyor,gereken her şeyi muntazam yapıyor,çok zamanları da ahırda,koyunların içinde yatıyordu. Koyunların konulduğu ağıl,köyün biraz dışında sayılırdı,kimse gece olmasa,sahip çıkılmasa koyunları hırsızlayanlar ola bilirdi. Artık eskisi kadar,Zereyi görmez olmuştu,o,daha çok sultanını görüyor,onunla konuşuyor,ileri doğru planlar yapıyordu… Her şey normaldi ama Zere nerdeyse Kazo’yu tüm memleketin kahramanı yapmıştı.. Sürekli onun ne kadar iyi,mert,yiğit,korkusuz olduğunu söyleyip duruyordu… Bunları duyan Kazo,keyfinde ne yapacağını bilmiyordu,önümüzdeki yıl seneliğinin artacağını kesin olarak kafasına koymuştu.. Bu kadar,yiğit,mert,hırsıza aman vermeyen bir çobanı herkesin bulması öyle kolay değildi… Çoban Ali de kızmaktan nerdeyse kendisini kaybedecek duruma geliyordu…. Kazo’nun sözüne uyup ta,yağ küleğini çaldığına çok pişman olmuştu….. Daha bir yıl önce Kazo için söylenenlerin on katı onun için söyleniyordu…. Oysa bu yıl,onu Sultan’ından başka öveni seveni kimse olmamıştı….. O,aslında hem yiğit,hem dürüst,gerçek bir baş çobandır,onun yerini tutacak bir çoban yoktu.. Gel gör ki Zere; Çoban Aliyi çıldırtacak kadar,Kazo’yu övüyordu,onun için ise tek iyi bir söz söylememişti.Aslında eskide Çoban Ali’yi çok sevdiğini açık belli ederdi. Bekliyordu ki,Zere Hatun onu yine eskisi gibi övsün,dağlar taşlar sana kurban olsun desin.. Zere,artık bunları hep Kazoya söylüyordu,Kazo köyün en büyük kahramanı olmuştu….. Bir ara Çoban Ali, Mamoyu çağırıp artık çobancılık yapmayacağını söylemek isteyecekti… Fakat Mamo;onu çok seviyordu,sebebini iyice soracaktı,kolay kolay bırakmak istemeyecekti.. Mamo,nedense Kazo’yu ne kadar övseler de,Çoban Ali’nin gerçektende çok iyi bir çoban olduğunu biliyordu… Bir gün Sultan;Ali bu Zere Hatun eskide hep seni överdi,çok da severdi,bu sene hep Kazo’yu övüyor,seviyor…acaba ne oldu ki .. Çoban Ali;valla Sultan,bende bil miyom ama o,hırsızlık olayından sonra böyle oldu işte…. Sultan;Ali sen Kazo, kadar çıkamadın mı,bu yörenin baş çobanısın,ben bile buna vuruldum sana geldim,senin çaldığın kavalı hiç bir kimse çalamaz,senin gibi hiç kimse koyunlara bakamaz,senin kadar hiç kimse dürüst olamaz,senin gibi hiç kimse mert olamaz,bunu herkes böööle bilir.Sen bu yörenin yiğitler yiğidisin kurbanım Alim sana ne olmuş ben anlayamıyom. Ali;bu sözleri duyunca,zaten sıkıntısında patlıyordu,kendini tutamadı başladı ağlamaya… Ali;hıçkıra,hıçkıra,ağlıyordu,hiç bir şey konuşamıyordu… Az kalsın tüm olup bitenleri Sultan’a anlatacaktı,bir anda bunda vaz geçti…. Artık Mart ayı bitiyordu,Çoban Alinin de çobanlık yılı Mamo da bitmiş olacaktı…. Eve gitmesine bir kaç gün kala Mamo bir gün o,koyunları otlatırken yanına geldi… Mamo;bak Ali Bu yörenin en değerli baş çobanı sensin,ben önümüzdeki yol da seni bırakmayacağım.Zere, sana o hırsızlar için biraz kırılmış ama,yinede seni sever… Mamo;koyunlarda çoğaldı,bu yıl 350 koyun oldu,yıllığını da geçen seneye göre bir buçuk misli artıracağım… Mamo;Zere’ye hiç danışmamıştı bile,o,biliyordu ki, Çoban Ali yöresinin en iyi çobanıdır…. Mamo;bunları söylediğinde,Çoban Ali kıpkırmızı oldu,çok utandı,yer yarılsa da içine girseydi Çoban Ali;tamam Mamo,sen nasıl istersen öyle olacaktır,sen benim ağamsın diye söyledi…. Kazo’ya uyup böyle bir iş yaptığına çoook pişman olmuştu,kendine kızmaya iyice başlamıştı.. Çoban Ali;ah eşek kafam,yağlı yiyecekmiş,dert yeseydin,zıkkım yeseydin,gavat,bir karnın tokluğu için düştüğün durumu görüyor musun,ölseydin de böyle olmasaydı diye söyleniyordu… Artık o yılın geriye dönüşü elbette yoktu,yeni başlayacağı dönem için Kazo’da bunun hesabını sormak için yemin ediyordu… Aslında Kaz o’nun da bir suçu yoktu,dert yanan sürekli oydu, dert yanmasaydı bunlar olmayacaktı… Ama yinede Çoban Ali hem Kazo’ya hemse kendine çok kızgındı… Mart bitmek üzereyken koyunlar,dışarı artık çıkmaya başlamıştı,her gün daha ahırda yatılıp kalkılıyordu… Kazo da yine aynı yerde çoban durmuştu,Zere’nin o kadar övgüsünden sonra Kazo’yu bırakmamışlardı… Bir gün dağda yine birleştiler,koyunları ayrı,ayrı daha olmayan otları toplamaya çalışıyordu.. Çoban Ali,Kazo’ya çok kızgın olmasına rağmen tek kelime etmedi…. Kazo’da onun kendisine kızgın olduğunu hiç bilmiyordu… Saatlerce konuştular,daha çok Kazo konuşuyordu,E;bu sene yine aynı yere yaylaya gideceğiz. Bizimkiler gene şerik olmuşlar,bakalım bu sene memnun olacak mısın…. Kazo;Zere Hatun gene seni çökeliğe talim ettirmesin….. Çoban Ali;kendini zor tutuyordu,köyde eskisi gibi övülmüyor,tek çoban denilmiyordu… Güneş kendini daha fazla göstermeye başlamıştı,otlar biraz çıkmaya başlamıştı… Küçük yavrular doğmuştu,her gün dağda bile beş on tane yavru doğuyordu…. Az doğduğunda bunları beraber akşama kadar taşıyordu,çok olura ikisini katırın üzerine koyuyordu…. Yeni doğan küçük yavruları çok seviyordu…. O,Koyunların hem hastası,hemse koyunları çok seven bir çobandı… Yavrular çok çabuk büyümeye başladılar,artık analarında ayrı bırakılıyorlardı…. Akşama kadar anaları zor dayanıyordu sanki,yavrular bırakıldığında hepsi koşuyor iki dakikada anasını buluyor,emiyor,hoplayıp,zıplıyorlardı… Yayla zamanı yaklaşıyordu,bu sene yalaya yine Zere Hatun gidecekti… O,evin hatunuydu,yöneticisiydi,o,ne derse Mamo onu yapıyordu…. Büyük karısı Xace, bu duruma çok kızsa da yapacağı bir şey yoktu,hem oğlan doğurmamıştı,hemse Zereye göre yaşı da büyüktü… Zere’nin güzelliği de yakın köylerin dilinde destandı… Bunu bilen Zere,bazen çok şımarır,Mamo ya istediğini yaptırırdı.. Yayla hazırlıkları hep beraber yapılamaya başlanmıştı,neyin nasıl olacağı artık belliydi….. Günler sayılıyordu,Çoban Ali biraz kendine gelmeye başlamıştı… Kavalını artık yavaş,yavaş çalmaya başlamıştı… Sultan bazen ona karşı giderdi,Alim sen yiğitler yiğidisin derdi…. Sultan istiyordu ki bu yıl Çoban Ali onu da yanında götürsün… Bunu gitmeden önce bir defa Zere’ye söylemişti ama o,kabul etmemişti…. Çoban Ali,buna bir türlü bir anlam veremiyordu,Sultan’ın ne zararı olacaktı ki… Günler çok az kalmıştı,Çoban Ali;Sultan ben Zere cimrisiyle konuştum,gelmeni istemiyor… Sultan:benim ona aslında faydam bile olur,ayranında,yoğurt,çökelek,her şeyinde yardım ederim,beni Zere acep niye istemiyor ki… Çoban Ali;Sultanım sen bilmiyon mu bu Zere cimrisinin aklı belli olmaz,belki izin verecektir… Yaylaya gitme günleri geldi çattı,üç gün sonra sürüler hareket edeceklerdi…. Arkadan evler yavaş,yavaş atlarla,katırlarla,eşeklerle yaylaya göçeceklerdi… .. Göçme günü geldiğinde,Zere cimrisi Sultanın gelmesine izin vermedi.. Yaylaya kocalarınızla gideceksiniz,oynaşıp duracaksınız,koyunları iyi güdülmeyecek…kurtlar yiyecek.hırsızlar çalacak…eviiizde uturun işte…Elbette Sultan kocasına dayanamıyordu…. Böyle her yıl 7+8 ay hep kocasının yolunu mu bekleyecekti…. Çoban Ali;Sultanıyla sarıldı,öpüştü,konuştu,ona aradan bir gelip geri dönmesini söyledi…. Hazırlıklar bitti,sürüler yola çıktı,Çoban Ali,yiyeceklerini eşeğe yüklemişti,sürüler köylerden uzaklaşmaya başlamışlardı… 03.08.2009 devam edecek….