Çoban Ali

Çoban Ali

Ali EKBER

coban.jpgBizim çobanın Doğanın çobanlarıyla hiç bir alakası yoktur...

Diyeceksiniz ki;ne demek  istiyorsun,çoban çobandır,kim anlatırsa anlatsın.


Bizim çoban Ali,yörenin en zenginlerinden  olan Mamo’nun koyunlarını güdüyor.


Koyun gütmek,öyle bazılarının sandığı kadar kolay bir iş değildir.


Sabaha kadar hiç bir zarara uğratmadan koyunlarını gütmen gerektiği gibi,özellikle hatununa karşı nasıl davranman gerektiğini iyi hesaplayacaksın.


Çünkü evin erkeği,ilk başta Çobanla yıllık bir anlaşma yapmıştır,ötesine fazla çok karışmaz,zaten zamanı da yoktur,bir köye bir yaylaya,yok koyun çerelmiş,yok köyde buğday sararmış,adamın oraya buraya koşmaktan imanı gevrer. 


Bir de çobanla mı uğraşsın,çobanın sözüne taş getirmez ki,işleri iyi yürüsün,engel çıkmasın…


Bir de yaylaya gitmek önemli bir olaydır,genelde de köylerde iki evlilikler olduğu için,yaylaya gitme o hatunun kıymetini iş bilirliğini gösterir.


Yaylaya giden hem o evin gözdesidir,hemse köyün gözdesidir.O Hatun dır.


Çoban Ali tüm bunların hepsini çoook iyi bilmektedir…


Çoban Ali;Zere hatunu sabah bere doğru gelirken,koyunlara öyle bir ohooooo çekecek ki,hatunun çok hoşuna gitsin,berde koyunları bir iştahla sağsın…


300 koyunu sağmak,onu süzmek,yoğurt,yağ,çökelek,peynir,bunların hepsini hatun yapacaktır,ne kadar çok,temiz yaparsa o kadar kıymeti artacaktır.


Çoban Ali işte sabahları koyunları bere getirirken öyle bir ohoooooo çeker ki,koyunlar değil,insanlar bile bere sağılmaya gitmeye nerdeyse hazır olurlar.


300 koyunun başını teker,teker tutar,hatunu incinmesin diye elinden gelen tüm marifeti gösterir.


Çoban bu işleri yaparken oldukça yorulmuştur,sabaha kadar uykuyu kestirse de,tam uyuması mümkün değildir,kurdu vardır,iki ayaklı kurtlar vardır,hepsinden koyunları korumak onun görevidir.


Çoban Ali;çok sessiz,kötülüğü sevmez,dürüst mü dürüst,çok iyi,herkesin üzerine yemin içtiği bir kişidir,kendiside tüm bunların farkındadır.


Tek şikayeti; hatunun kendisinin o kadar öz verisine karşın bir yağlı dürüm bile özel olarak yapıp,bu senin hakkındır dememesidir.


Halbuki o elinden gelen her şeyi yapmaktadır,onun gibi bir çoban çevre obalar da,da yoktur.


Hatunun cimriliği zaten memleketten ünlüydü ama yaylada ona hem iyi davranacağını düşünmüştü,hemse iyi davranmak zaten onun hakkıydı,elinden geleni yapıyordu.


Hatunun da derdi;yayladan köye indiklerinde,şu kadar,peynir,şu kadar,yağ,şu kadar çökelek,topladım diyerek,diğer hatunlarında üstüne çıkmak birde köydeki yengesine iyice beceriksiz damgasını vurdurmaktı.


Çoban Ali;artık bıkmıştı,her gün yağsız çökelek dürümü,git yat,saatin geldiğinde bir çökelek dürümü daha,sabaha kadar,her günkü gibi koyunları her şeyden koru,uyumak yok,kurt var,it var,hırsız var hepsine karşı bir Çoban Ali,onunda bir değeri yok. 


Bir gün hatunun kocası Mamo katırın sırtında büyük bir yayık  getirdi…


Bu yayık diğer el yayıklarına göre,yoğurtta hiçbir yağ izi bırakmayan türdendi..


Bizim çoban Alinin dürümleri gittikçe daha da yağsızlaştı, zira çökelek ayranda oluyordu,ayranda da yeni yayık hiçbir yağ izi bırakmıyordu..


Bir gün koyunları otlatırken karşı obanın çobanı olan en samimi arkadaşı Kazo’ya tüm olup bitenleri anlattı,artık yürüyecek takatim kalmadı dedi her gün yağsız çökelek dürümü başka bir şey kursağıma girmiyor ben ne yapayım,hiç olmasa haftada değişik bir şey olsa yeterdi.


Kazo; lo Ali bende seni bir adam bilirdim,insan tam beş aydır kuru çökeleğe talim eder mi hiç


Çoban Ali; ne yapayım Qazo,ben senelik paramın kesimini konuştum ne yiyeceğimi de konuşmadım.


Kazo;konuşmadın ama el vicdan var,sen bu yörenin en iyi çobanısın,sana böyle yapmamaları lazımdır.


Çoban Ali;ne yapayım,elimde ne gelir ki,hep hatunun gözlerine bakı yom ama,bilerek yapıyor


Kazo;sen bu işi bana bırak,olup bitecekleri kimseye söylemek yok,ölünceye kadar yok ama..


Kazo,ikinci gün Zere hatunun obasının yanına doğru hem koşuyor,hem bağırıyor…


Çadıra doğru yaklaştıkça bağırma sesleri hızlanıyor,geliyor ha,Zere nin çadırına doğru gidiyorlar…yakalayın ha…salmayın …Karabaş koş ha…  salma ha…Zere kaç ha..


Zere hatun  durur mu hiç,koşarak komşu çadırlara sığınmaya çalışıyor…


Elbette her şey geride çadırın içinde kalmıştır…


Tüm emekler yağ,peynir,çökelek, tüm emekler çadırın içindedir,Zere hatun canını zor kurtarmıştır.


Kazo,çadıra girmesiyle o kocaman yağ küleğini alıp kaçarken,geliyorlar ha….salmayın ha..


Kaçıyorlar ha…lo Ali nerdesin o tarafa kaçıyorlar ha…biri çadıra girdi sanki ha…


Karabaş koş ha….


Yahu hırsızları salmayın kardaşım,çadırların üst tarafından kaçıyorlar..ha…Karabaş utanmaz koş ha..ne oldu sana…Adamlar kaçtılar gidiyorlar..yahu şunları yakalayın kardaşım…..


Yağ küleği o kadar ağır ki,Kazo,o karanlıktan zorla çadırlardan bir kilometre ya uzaklaşmış yada daha az.


Kocaman yağ küleğini yerine bırakır, Çoban Aliyi de alır,geri çadırlara gelirler….


Kazo;herkes eşyalarını kontrol etsin hele bir şey götürmüşler mi bu namussuzlar…..


Bir den bir bağırtı Zere hatunda göklere yükselmeye başlar,tüm emeğim gitmiş…


Vay..vay….komşular ben şimdi Mamoya ne söylerim hangi yüzle köye dönerim,emeğim gitti.


Kazo;ne getmiş Zere,neyi çalmış nammusuzlar..şerefsizler..hayvanlar…Durziler…


Zere Hatun;yağ küleğim gitmiş,emeğim gitmiş,ben ne yaparım..ne ederim..köye nasıl gederim….Vay ben ne kadersiz bir Allahın kuluymuşum…


Kazo;Başka bir şey götürmemişler mi….yalaaaz yağsa artık ona razı ol Zere ne yapalım ……


İkinci gün yağı Kazoyla Çoban Ali,yerinden alır çadırlardan uzak bir yere götürür saklarlar…


Çoban Ali;yahu Kazo,senin bu yaptığın şimdi doğrumu,kadının altı aylık emeği………


Çoban Ali;vallahi Kazo Allah bizi çarpar,ben bu yağı yemem,sen ne yaparsan yap……


Kazo;yahu yemiyorsan zıkkım ye,her gün dert yanan sen değimliydin….


Yağlı bir dürüm yemedim diyen sen değ ilmiydin,evler daha üç ay sonra köye inecek…


Yine Zere cimrisi yağını toplasın,şimdiye kadar Mamo’nun  sattıkları da vardır yeter


Çoban Ali;vallahi ben şu yukarıdakinde korkuyom,başımıza bir iş gelir sona bak…


Kazo; o işe ben kefilim,kardaş gelecek iş benim başıma gelsin,her gün azığımızı yağla karıştırıp öyle yiyeceğiz.


Artık her gün; yağın olduğu yerde bileşiliyor,azıklara yeterinden fazla yağ konuyor,azıklar yağlı olarak yeniliyor…


Çoban Ali;Zere Hatun’u her gördüğünde çok utanıyor,yüzüne anlamsın diye zorla bakıyor…


Kazo’nun   öyle bir derdi yok,o Zerinin bunu hak ettiğini düşünüyor,vebali benim boynuma diye Aliyi avutuyor…


Köye inme zamanı gelmiştir,obalar inmiştir,sıra sürülerdedir…



Onlarda,geriye

az kalan yağlarını da,Mamo’nun getirdiği yiyecekleri de alırlar sürüyü çekerler…Ohooooo…..Ohooooo…

Köye geldiklerinde yüzünde kan damlayan Çoban Alinin hanımı Sultan çok memnundur…


Mamo,köyden bir gelir,olup bitenleri Zere olduğu gibi anlatır,çobanlar olmasaydı her şeyimiz gidecekti…ne peynir,ne çökelek,hiçbir şey kalmazdı.Ben bu Kazo’yu bu kadar yiğit bilmezdim…Kazo değil bir ciğermiş…o kadar hırsıza karşı nasıl koştu sen göreydin…


Kazo zavallı çok uğraştı,köpeklerini saldı,Aliye bağırdı,korktular kaçtılar...


Mamo;Zere ne yapalım olmuşla bitmişe “bizim Abidin derdi ki hiç çare yok” öyle değiler...



Sultan:Ali vallaha ben Zere yi heç böölee bilmezdim sana ne güzel bakmış….hele bir bak yüzünde sanki kan damlayacak….


Vallaha Mamo isterse seneye gene onlara çoban dur,ama bu sefer beni de götür olurmu….


Çoban Ali;hele gelecek sene bir olsunda bakarık...



Seni neye götürem ki kız der bıyık altında güler,ya…bana Zere çok iyi bakmıştır...



Ali EKBER/2009.07.29