Category: Medyadan

Maraş Konferansı sonuç bildirgesi: Trajedi devam ediyor

Maraş Konferansı sonuç bildirgesi: Trajedi devam ediyor

AP’deki Maraş Konferansı’nın sonuç bildirgesi: “Bu katliam üzerine konuşmak, bu katliam ile yüzleşmek aynı zamanda olası katliamların önüne geçmenin imkanlarından biridir. Cizre’de Sur’da ve ülkenin pek çok şehrinde bugün devam eden yıkımlar, katliamlar zincirinin günümüzdeki halkasını temsil etmektedir.”ap

Geçtiğimiz günlerde Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen ‘1. Uluslararası Soykırım Kıskacında Maraş Konferansı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, “Devlet, Maraş Katliamını daha çok bir karşılıklı vuruşma olarak tarif edip, kendini olayın dışına çıkarmaya çalışmıştır” vurgusunda bulunuldu. Devamını oku

Ali Köylüce ile söyleyişi…

Ali Köylüce ile söyleyişi…

Ezeli Doğanay, ” Alevi yazarlar Aleviliği anlatıyor” yazı dizisinin onbirincisinde  Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) önceki Eş Başkanı Ali Köylüce ile bir söyleyişi gerçekleştirdi.

akSöyleyişinin tamamı şöyle:

Sayın Köylüce siz uzun yıllar KAB (Kürdistan Aleviler Birliği) içinde görevler üstlendiniz yöneticilik yaptınız. Öncelikle kurumun oluşum ve gelişim sürecini anlatır mısınız?

1990 lı yıllara girdiğimizde T.C nin, Alevi toplumu ve inancı üzerinde, Türk-İslam sentezine dayalı yoğun bir Asimilasyon faaliyeti başlatılmıştı. Bunun en büyük nedenlerinden biri 1980 askeri Cuntası ile ve sonrasında yok edilemeyen Kürt özgürlük mücadelesiydi. Devamını oku

AP’den seslendiler: Maraş Katliamı ile yüzleş

AP’den seslendiler: Maraş Katliamı ile yüzleş

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “Soykırım Kıskacında Maraş“ isimli bir konferansta, Türk devletine “katliam ile yüzleş” çağrısı yapıldı.

apMaraş Girişimi’nin, Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda « Maraş katliamı ve Adalet arayışı » mottosuyla düzenlediği konferansa Avrupa’nın değişik ülkelerinde bulunan çok sayıda Maraşlı katıldı. Dönemin tanıkları, birçok yazar, araştırmacı, hukukçu ve AP milletvekilinin katılımıyla gerçekleşen konferansta Türkiye’nin tarihinin katliamlar tarihi olduğuna vurgu yapılarak, yüzleşme çağrısında bulundu. Yüzleşmenin olmaması halinde yeni katliam ve suçların işleneceğinin belirtildiği konuşmalarda, Cizre, Sur ve Şırnak olmak üzere Kürdistan’da benzer katliamların devam ettiği hatırlatıldı. Devamını oku

Pazarcık Ermenileri-Firaz Baran

Pazarcık Ermenileri

Firaz Baran

fr1920’de Maraş merkezde kırk bin, Zeytun’da 17 bin ve köylerde 43 bin Ermeni yaşıyordu. Yani Maraş sınırlarında 100 bin Ermeni vardı. Peki bugün! “Biz Ermeniyiz” diyen bir aile bile yok.

Pazarcık’ı irdeleyecek olursak…

* Kizîron köyüne 3 km mesafede bir Ermeni köyü vardı. Devlet ve bazı Kürd Aleviler onları 1920’de kovdu.

* Pulyone Juri ile Maxson köyünün arası geçmişte ormanlıktı. Devlet hepsini kesti. O ormanda bir Ermeni köyü vardı. 1920’de köylüler devlet tarafından kovuldu. Mezarlığı 1960’ların başına kadar varlığını korudu. Sonra ne oldu? Bizim zeki insanlarımız mezarlığı bozdu ve tarla yaptı! Şimdi bol bol pamuk, buğday, mısır ekip gönül rahatlığıyla yesinler, değil mi? Devamını oku

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz ile Dersim katliamını konuştuk

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz ile Dersim katliamını konuştuk

Dersim soykırımının ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının yıl dönümünde Dersim’de, katledilenler için Seyit Rıza Meydanında anma etkinlikleri yapılıyor. Katliamının yıl dönümü dolayısıyla Dersim Araştırmalar Merkezi’nden Hüseyin Ayrılmaz, Ferhat Tunç ve Selman Yeşilgöz PİRHA’ya konuştular. Uc

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz, 4 Mayıs’ı hazırlayan süreci, Dersim’de gerçekten bir isyan oldu mu? şeklindeki sorularımızı yanıtladılar.

Neden 4 Mayıs? 4 Mayıs’ı hazırlayan süreç neydi?

Hüseyin Ayrılmaz: 4 Mayıs’a gelmeden önce birkaç şeyi söylememiz gerekiyor. O da şu: Dersim’e karşı zaten devletin bir hazırlık süreci vardı yani 1925’ten itibaren hazırlanan raporlar, zaman kazanma, Dersim aşiretler içerisindeki devletin çalışması, 1935 yılında Tunceli kanununun çıkarılması, 1936 yılında silahların toplatılması. Hepsi bir program dahilinde 1925’ten itibaren başlayan bir çalışmanın adım adım uygulanması olarak değerlendirmek gerekiyor. 1936’da silahları topladıktan sonra direk bir müdahale için devlet bir bahane arıyordu bana göre. Şimdi burada resmi görüşün öne sürdüğü bir şey var o da şu: Devamını oku