Nurhakdağların Yamacındaki Kistik Köyündeki Ağraz Bayram'ın Hikâyesi...
Nurhakdağların Yamacındaki Kistik Köyündeki Ağraz Bayram'ın Hikâyesi...
Nurhakdağların yamacındaki Kistik köyün Piran kabilesi, kırmızı kayalığın önünde toprak dam ve taştan evler kurmuşlardı... Bu yamaçta kurulmuş toprak dam ve yontulmuş taşlardan yapılan evlerin birinde, Cavık Hasan ile Goyun çiftinin üçüncü bir erkek çocuğu dünya’ya gelir! Çocuğun adını ise, köyden Malatya’ya göçmüş bir akrabasının adını verirler. O dönemde doğan çocuklara genelde uzakta olan bir seveni veya akrabasının adını vermek daha çok yaygındı!..
Bu çocuk gürbüzleşerek emeklemeye başlar...
Derken, çocuğun konuşma zamanı geldiği halde bir türlü konuşamaz...
Anlaşılmayan sesler çıkarır, ama bir türlü sözcükleri anlaşılmaz...
O dönemlerde maddi imkânlarda yok! Götürülecek bir ‘Pedagok’ta yoktur.
Köy ahâlisi kendi aralarında Bayram’a artık ağraz diye hitap ederler...
Ağraz Bayram benden ya bir yaş büyüktü, ya da ayca büyük olduğu için, yaşıtım sayılırdı.
Bir gün Traktör, kırmızı kayalık eteklerinde kurulan Piran mahalle meydanında indirilen ve yağmur yağacağı sıra henüz yeni yeni filizlenen buğday ekili tarlalara serpiştirilmek için, beyaz tomurcuk şeklinde olan buğday tarım ilaç torbalarının birinde açılan delikte akan tarım ilacını ağraz Bayram, avcuna doldurarak ağzına atınca, biz, diğer çocuklar panikleşip büyüklerimize hemen haber vermiştik!