Maraş Sancağı Ermenileri.
Kilikya (Adana ve Çevresi) ve Kapadokya Bölgelerinin birleşim noktasında bulunan, Orta ve Doğu Toroslar arasına sıkışmış olan Maraş Sancağı 18.405 km2 bir alanı kaplıyor ve 72.143 Ermeni’yi barındırıyordu. Bölgedeki Ermeniler 64 yerleşim merkezine dağılmış halde yaşıyorlardı ve toplam 51 kiliseye sahiptiler. 717 yılında başta bulunan Bizans imparatoru Leon, Maraş doğumlu bir Ermeniydi. 1070 yılında yine Ermeni asıllı Bizans generali Filaret’in bölgede bir prenslik kurması da Ermenilerin Toroslar ve çevresinde ne denli büyük bir nüfusa sahip olduklarının kanıtıydı.
Ermeni Soykırımından sonra Maraş Surp garabet Kilisesi
19. yüzyılın başında Maraş, Ahurdağı eteklerinde üç tepeye yayılmış bir şehirdi. 1913-1914 yıllarında şehirde 22.500 Ermeni yaşıyordu ve bu sayı kentin toplam nüfusunun yarısını oluşturuyordu. Ermeniler kentin çevresindeki mahallelere yerleşmişlerdi ve Surp Astvadzadzin Katedrali’yle başepiskoposluk da dahil olmak üzere toplam 5 kiliseye sahiptiler. Surp Kevork, Karasun Mangants, Surp Stepanos ve Surp Garabed.
Eski kentin kalıntıları yakınında ise Surp Sarkis Kilisesi bulunuyordu. 18. yüzyılda yıkılan Surp Hagop Manastırı 1914 yılında aktif bir hac yöresi olma özelliğini sürdürüyordu. Kentte ayrıca bir Katolik kilisesi ve Protestanlara ait 4 ibadethane bulunuyordu. Maraş’taki eğitim kurumları arasında en önemlileri Merkez Kolej, Malcıyan Lisesi ve 1891’de kurulan Cemaran’dı.
Ermeniler tarafından yayınlanan “Cışmardutyun” ve “Goçnag” gazeteleri bu cemaatin kültürel yaşamında oldukça önemli bir yere sahipti. Maraşlı Ermenilerin başlıca geçim kaynakları tekstil ve özellikle de bugün kot kumaşının atası olan mavi keten kumaşların üretilmesiydi. Ayakkabı üretimi, demircilik ve bağcılık da oldukça gelişmişti.