header_etıqat-û-inanç

Etıqat û İnanç

Alevilik İslam'ın neresinde?

Alevilik İslam'ın neresinde?

1-18-2010 tarihli Günlük gazetesinde Hüseyin Ali imzalı Alevilerin İslam ile ilişkisi-1 adlı bir yazı yayınlandı. Hüseyin Ali bu yazısında uzun süredir ülkemizde tartışılan Aleviler İslam içimi İslam dışımı tartışmasına katılıyor. Aslında bu tartışma yeni değildir. Osmanlıdan bu yana siyasal iktidarlar, sağ,muhafazakar, ırkçı düşüncelere sahip insanlar Aleviliği İslam’ın bir mezhebi olarak görmüyorlar Aleviliği “sapkın”,” zındık” “rafazi” gibi kelimelerle adlandırarak toplumdan dışlamaya çalışıyorlardı.Bu konuda başarılıda oldular. Aleviler yüzlerce yıl yok sayıldı vahşi kıyımlardan geçirildi. Bir sosyalist olarak son yıllarda Alevileri İslam dışı gören sağ kervanına bazı sol, sosyal demokrat, sosyalistlerinde katıldığını görünce Alevi kökenli bir ailenin çocuğu olarak üzülmeye başladım. Hüseyin Ali’nin Alevilikle ilgili düşünceleri hakkında düşüncelerimi açıklamadan önce şunu açıklamak istiyorum. Yarım asrı geçen yaşamım Dersimli Kürt Aleviler içerisinde geçti. Herhangi bir ideolojinin taraftarı olmayan sıradan hangi Aleviye Hangi dinden olduğunu sorsanız hiç düşünmeden size Müslüman dininin İmamı Cafer-i Sadık mezhebinden olduğunu söyler. Eğer bir topluluk böyle inanıyorsa, kendini böyle his ediyorsa hiç kimsenin o topluluğa sen böyle değilsin, çünkü sen filana,ona. buna benzemiyorsun ,ondan,bundan,filandan şu şu farklılıkların var deme hakkı yoktur. Bu hakkı kendinden bulan insanlar bir kere daha düşünüp hatalarını görüp Alevilerden özür dilemeliler.

Devlet, resmi tarih gibi resmi bir din anlayışı yarattı ve bu din anlayışını tartışmasız gerçekmiş gibi toplumun bütün kesimlerine benimsetti. Doğrusu Cefr romanımı yazmaya başlamadan önce bende bu resmi din anlayışının etkisinde olduğumu kabul etmeliyim. Cefr romanımı yazmaya başladığımda İslam dini ve dinler teolojisi hakkında on yıl süren bir araştırmaya başladım. Bu araştırma sonucu gördüm ki devletin resmi din anlayışı sorgulanmaz bir gerçek değildir. Hayatın bütün alanlarında olduğu gibi devlet din konusunda da bir çok tahrifatlar yapmış mutlak tartışmasız gerçek olmayan bir çok konuyu bize mutlak tartışmasız gerçekmiş gibi benimsetmişti.