Donu çözülen rejim
Donu çözülen rejim
Yapılan referandum bir şekliyle Türkiye‘nin geleceği ve politik barometresi açısından turnusol işlevini görmekte. Türk rejimi yıllarca biriktirdiği sorunlarıyla yüzleşirse çözülmeye, yüzleşmezse de bölünmeye doğru gittiğini söylemek tahmini aşan bir gerçeklik. Artık birilerin oratya çıkıp Türk toplumuna gerçekleri olduğu gibi söyleme zamanı geldiğini sanıyoruz.
Son referandum gösterdi ki kemalist rejimi kurtarmanın imkanı kalmamış. Devletin gelenekçi dinazorlarının karar verme zamanı; kurtarmak istedikleri ülkeleri mi, yoksa rejim mi? Bu soruyu tersten de sorabiliriz; gelecekli olup ülkelerini mi, yoksa tarihin kirli sayfalarına kaydolarak bir „geçmiş“ olarak rejimi mi tercih edeceklerini açıklamaları doğru bir davranış olacaktır. Bu işin ortası çözümsüzlüktür, onun da ömrünün uzun olduğunu kimseler söylüyemez.
AKP açısından olaya bakarsak referandumu kazanmak kaybedilmesinden daha zor. Bu referandum ile Türk ve Kürt halkları AKP’nin sırtına büyük bir sorumluluk yüklediler. CHP ve MHP’ye de“toplumsal sorumluluklarını“ ve de sınırlarını hatırlattılar.
Bizler açısında bu referandumun en önemli mesajı toplumun devlete ve de savaş çığırtkanlığı yapan siyasal partilere „uçkuruma güvenerek savaş açmayın, sizlere vereceğim çocuğum yoktur” demesiydi. Başka bir deyişle sandıktan „evet“ ve „hayır“ dan çok „barış mesajı“ çıktı. Sandıktaki toplumsal mesaji iyi okursak gelecekli toplumlar olmamız ihtimal dahilinde.
Türkiye artık çok seçenekleri olan bir toplum değil; ya ikiye bölünecek ya da var olan rejim daha geri bir zeminde çözülecek. Üçüncü bir seçenek olarak ta Türk ve Kürtler arasından kirli savaşın oluşturduğu çatlağın „barış harcıyla“ onarılması oluşturuyor. Halklar açısında bakıldığından en doğru seçeneğin bu olduğu söylenebilinir.