Amca Mamo’nun Tavşanla mücadelesi olağan üstü bir durumdu.Çocuklarını nohut yoldurmak için sabah erkende onları kaldırmak isterken çok zaman uyanmak istemez,gitmek istemez ve nohutta yalnız yolmakla bitmezdi.Bunu bilen Mamo;yahu ne biçim evlatsınız,ne biçim çocuksunuz,elinizden bıktım usandım,yemeye geldiğinde ben yemiyorum diyen yok ama çalışmaya gelince kimsenin niyeti yok.Dağların Tavşanı bile sizden hayırlı,hiç bari tavşan doğurduktan sonra yavrusuna dermiş ki haydi bakalım sen şu dağa ben de şu dağa.Benim durumum öylemi,bir kadın bulana kadar,Kötüre’nin kayalarında o kadar düştüm ki neredeyse kendimi sakat bırakıyordum.Evlendim ama çocuk yapmak öyle ha demeyle olmuyor,bunun için hüner hizmet ve de çalışma gerekir.”erinenin ne oğlu olmuş nede kızı olmuş sözü boş bir söz değildir.”Erinmedik,didindik,çalıştık,hem de gece gündüz sizler meydana geldiniz ama bir hayrınız yok,tavşanlar bile sizden daha akıllıdır.
Mamo’nun bu sözleri tavşanın kulaklarına sürekli gitmektedir,çokta kızmaktadır.Tavşan sürekli Allaha dua etmektedir;Allah’ım ne olursun ne olursun şu Mamoyla öbür dünyada beni buluştur demektedir.Dualardan artık bıkıp usanan tanrı tavşanla Mamoyu öbür dünyada buluşturmaya karar verir.Mamo önceden ölmüştür ama ne cennete gideceği bellidir nede cehenneme.Çok büyük bir merak içerisindedir.Ne tanrı nede melekler nede zebaniler hiçbir konuda hiçbir söz ona söylememekteler.Artık Mamo’nun sabrı taşmış yalvarmaya başlamıştır;yahu Allah’ım bu ne iştir öbür dünyada hep,beni koyunla kuzuyla,tarlayla takımla uğraştırdın,burada bile bir tavşan kadar değerim yok mu?artık benim yerim nereyse oraya gönderinde şu sırat köprüsünün başında beklemekten bıktım,her aşağı baktığımda yüreğim dönüyor,bu ne kadar yüksek ve ince bir köprü ki böyle.Ben bu köprüde çok rahat öbür tarafa yani cennete geçerim,bir suçum günahım yok ama siz izin bir türlü çıkarmıyorsunuz.Şimdiye kadar bir tavşan bile olsaydı,bu benim çektiklerimi çekmezdi herhalde.