AP’den seslendiler: Maraş Katliamı ile yüzleş

AP’den seslendiler: Maraş Katliamı ile yüzleş

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “Soykırım Kıskacında Maraş“ isimli bir konferansta, Türk devletine “katliam ile yüzleş” çağrısı yapıldı.

apMaraş Girişimi’nin, Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda « Maraş katliamı ve Adalet arayışı » mottosuyla düzenlediği konferansa Avrupa’nın değişik ülkelerinde bulunan çok sayıda Maraşlı katıldı. Dönemin tanıkları, birçok yazar, araştırmacı, hukukçu ve AP milletvekilinin katılımıyla gerçekleşen konferansta Türkiye’nin tarihinin katliamlar tarihi olduğuna vurgu yapılarak, yüzleşme çağrısında bulundu. Yüzleşmenin olmaması halinde yeni katliam ve suçların işleneceğinin belirtildiği konuşmalarda, Cizre, Sur ve Şırnak olmak üzere Kürdistan’da benzer katliamların devam ettiği hatırlatıldı.

Yakın Türkiye’nin karanlık olayı

Açılış konuşmasını yapan Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Mark Demesmaeker, Maraş Katliamı’nın yakın Türkiye Cumhuriyet tarihinin karanlık olaylarından biri olduğunu söyledi. Demesmaeker, Erdoğan’ın Türkiye’yi baskıcı bir sisteme götürdüğünü belirterek, « Her şeye saldırıyor. Basın özgürlüğü yok, insan hakları yok sayılıyor. Türkiye’deki mevcut durumu endişe veriyor. Onun için böylesi bir ülkenin AB üyesi olması mümkün değil » dedi.

Yüzleşilsin istiyoruz

Maraş Girişimi adına konuşan Mehmet Demir ise girişimin çalışmaları ve amaçlarına değinerek, « Katliama karşı adalet mücadelesi vermek kayıplarımızı belgelemek ve bu konuda bir hafıza oluşturmak istiyoruz. Soykırıma, katliama maruz olmuş tüm halkların acılarına ortak olmayı, olan biteni unutturmamayı, mazlumların sesi olmayı hedefliyoruz » diye konuştu. 

‘Ölüleri kazanda kaynattılar!’

Eşi ve ağabeyi olmak üzere ailesinden birçok kişiyi katliamda kaybeden Maviş Toklu da katliam sürecini anlattı. Toklu, « Bu bir sistematik katliamdı. İlk önce gelip kapıları işaretlediler. Alevilerin kapılarını kırmızı ve diğerlerini de yeşil boya ile işaretlediler. Yaşlıları öldürdüler, çocukların ölülerini kazanlarda kaynatıp annelerine verdiler. Hamile kadınların karınlarını deştiler. Başımıza gelenleri anlatacak sözcük bulamıyorum » diye konuştu.

‘Bu bir devlet katliamı’

Yapılan açılış konuşmasının ardından konferans « Etno dinsel arındırma sürecinde Maraş » isimli birinci oturum ile devam etti. Moderatörlüğünü Maraş Girişimi Eşbaşkanı Gazeteci Elif Sonzamancılar’ın yaptığı bu bölümde Yazar Aziz Tunç, HDP Milletvekili Mahmut Toğrul ve Yazar İnci Aral, birer sunum yaptı.

Burada ilk sözü alan Yazar Aziz Tunç, katliamın sorumlusunun devlet olduğunu belirterek, « Maraş Katliamı’nın faili bellidir, nettir. Katliamın tek sorumlusu devlettir » dedi. Maraş Katliamı’nın Ermeni Soykırımı’ndan bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Tunç, devamla şunları söyledi: « Ermeni Soykırımı’ndan sonra amaç Kürtleri, Alevileri tasfiye etmek için böylesi bir katliam yapıldı. Maraş Katliamı’nda MİT, asker, siyasetçiler var. Bu planlı bir operasyondur.” Tunç, katliamda CIA ajanlarının da olduğunu söyledi.

‘Maraş dönüm noktası oldu’

Yazar İnci Aral ise Maraş’a gidiş öyküsünü anlattı. Aral, katliamdan 1 yıl sonra Maraş’a gittiğini belirterek, « Hamile kadınların karınlarından bebekler bile öldürülmüş. Tam bir vahşet yaşandı. Her gittiğim köye, yere aynı hikayeleri tekrar tekrar duydum. Geri döndüğümde uzun zaman kendime gelemedim, etkisinden çıkamadım » dedi.

Yazar Aral, daha sonra duruşmaları da takip ettiğini söyleyerek, « Bütün tutanakları okudum. Ses kayıtlarını dinledim. Bunun bir devlet operasyonu olduğuna inandım. Zaten duruşmada katliamda rol alanların rahatlığı, gülüşleri de arkalarında bir güç olduğunu gösteriyordu” diye konuştu.

Yazar İnci Aral, Maraş Katliamı üzerine yazdığı kitabın kendisi için dönüm noktası olduğunu da dile getirdi.

Bugün Sur ve Cizre’yle sürüyor

HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul Türkiye’nin tarihinin katliamlar tarihi olduğunu belirterek, hep birilerinin düşman ve öteki ilan edilip saldırılarıya uğradığını ifade etti. Toğrul, « Maraş’ta da bu öyle olmuştur. Bu zihniyet bugün de devam ediyor » diyen Toğrul, devletin çökertme planına atıfta bulunarak, « Cizre, Sur, Silopi ve Şırnak yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar öldürüldü. Bu tek zihniyetin siyasetidir. Bütün bu katliamlar birbiriyle bağlantılıdır » diye konuştu. Toğrul, Maraş ve Kürdistan’ın Kürtsüzleştirilmek ve Alevisizleştirilmek istendiğine dikkat çekerek, “Terolar’da yapılan kamplar, yerleştirilen DAİŞ militanları aslında bölgenin demografinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Yine doğayı tahrip etmek için fabrikalar ve santrallerin yapılması da bunu gösteriyor » dedi.

Yargı süreci formaliteydi

“Maraş Katliamı ve Adalet Arayışı” isimli ikinci bölüme ise Avukat İbrahim Sinemillioğlu, Avukat Seyid Sönmez, Maraş Girişimi adına Mehmet Üstek ve AP Parlamentosu Üyeleri Bodil Vallero katıldı. Moderatörlüğünü Şükrü Yıldız’ın yaptığı bu bölümde söz alan, davanın avukatlarından İbrahim Sinemillioğlu, dava sürecini anlattı. Av. Sinemillioğu katliamdan sonra hemen Maraş’a gittiğini belirterek, “Ancak 8 günde girebildik. Ardından başlayan dava da formalite şeklinde gelişti. Kimse hapis yatmadı. Hatta bazıları sonradan milletvekili oldu » dedi.

Avukat Sinemillioğlu, katliamın bugün de devam ettiğini, Maraş ve Batı Kürdistan hattının Kuzey Kürdistan’dan kopartılmak istendiğini söyledi.

Maraş’ta yapılan soykırımdır

AP Parlamentosu Üyesi Bodil Vallero Maraş’ın bir soykırım olduğunun altını çizerek, « Soykırım tanımlamalarına bakıldığında Maraş’ta yapılanlar bir soykırımdır. Türkiye’deki mahkemeler bunu böyle görmeli. Ancak maalesef bu böyle böyle görülmüyor. Türkiye’de şu anda durum çok kötü. Erdoğan tekçi zihniyete sahip” ifadesini kullandı.

Avrupa devletlerini de eleştiren Vallero, devamla şunları söyledi: « Göçmenler, Türkiye’de kalsın diye Avrupalı siyasetçiler Erdoğan’ın kucağına oturmuş. Bütün isteklerini yerine getiriyor, sesini çıkarmıyorlar.  Hükümeti dikkate almamalıyız. Demokratların yanında olmalıyız.”

Avrupa’daki Ülkü Ocakları’nın faaliyetlerine de dikkat çeken AP Üyesi Vallero, “Planları ve amaçları teröristçe. Bence bu grup terör örgütleri listesine alınmalı” diye konuştu.

Mezarları kayıp

Davanın diğer avukatlarından Seyid Sönmez de Maraş’taki kayıp mezarlara değindi. Sönmez, şöyle konuştu: « Mezarların kayıp olduğunu öğrenince kayıp yakınları adına süreç başlattım. Savcılığa başvurmama rağmen hiçbir davacının ifadesine başvurulmadan reddedildi. Ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk, onlar da ‘siz niye onca yıldır mezarlarınızı aramadınız’ diyerek komik bir ifade ile reddettiler.” Sönmez mezar yerlerinin bulunması için yapılan başvurulara  gelen cevapta “Devlet sırrıdır” denilerek bu başvurularının da reddedildiğini belirtti. 

Avukat Sönmez, AİHM’den de sonuç alamadıklarını dile getirerek, “Cizre davasını da reddettiler. Hem AİHM, hem de Avrupa siyaseti çok kötü bir sınav verdi. Avrupa silah satışlarını durdursun. Terolar’da yapılan kampı ilk ziyaret edenlerden birisi de Almanya Başbakanı Angela Merkel oldu. Buna son verilsin” dedi.

Kürdistan’da yeni 

katliamlar yapılıyor

AP Sosyalist ve Demokratlar Birliği Milletvekili Costas Mavrides de Türkiye’de Kürtler ve Alevilerin yaşadığı sorunları burada tartışmanın önemli olduğunu belirterek, şunları söyledi: « Bizler insanlığa karşı işlenmiş suçları unutmamalıyız. 1978 yılında yapılanlar da bunlardan bir tanesidir. Türkiye devleti gerçekle yüzleşmeyi inkâr ediyor. Bu da bir suçun parçasıdır. Eğer bu suçun üstü kapanırsa yeni suçlar işlenir. Şu anda konuştuğumuz bu saatlerde Kürdistan’da yeni suçlar işleniyor. Avrupa yıllardır sessiz. Türk devletinin tek amacı var, o da diğer halkları tasfiye etmektir. Bu bir suçtur. AİHM de maalesef beklentileri karşılayacak kararlar almamıştır. »

Kürtler insanlık mücadelesi yürütüyor

AP Milletvekili Costas Mavrides, Kürt gerillalarını da özgürlük ve adalet arayışçıları olarak tanımlayarak, « Kürdistan’da bugün çiçekler açmış. Egemenler bizim yorulmamızı bekliyorlar ama yanılıyorlar. Bu bir insanlık koşusudur. Bu aylarda, çiçekler Kürdistan’da tomurcuk açmış. Bu bir insanlık ve adalet mücadelesidir. Herkes bunu böyle bilmeli” dedi.

Katliam gündemleşmeli

Maraş Girişimi Eşbaşkanı Mehmet Üstek ise amaçlarının katliamı gündemini uluslararasılaştırmak olduğunu dile getirerek, « Bize ve dostlarımıza düşen görev, işlenen ve ortada olan suçluları açığa çıkarmak ve adaleti sağlamaktır. Eğer suçlular bulunmazsa bunlar yeni suçlar işlemeye devam edecekler. Biz Kürt Aleviler, bu suçluların tehdidi altındayız. Girişimimizin amacı katliamı gündemleştirmek ve yüzleşmeyi sağlamaktır. Avrupa kurumlarından da isteğimiz bize destek vermeleridir » dedi.

Öte yandan katliamın hatırlanması için bir anıtın yapılması önerisi de sunuldu. Konferansın sonuç bildirgesi de komite tarafından daha sonra açıklanacak. ANF