pe

Pazarcık Ermenileri-Firaz Baran

Pazarcık Ermenileri Firaz Baran 1920’de Maraş merkezde kırk bin, Zeytun’da 17 bin ve köylerde 43 bin Ermeni yaşıyordu. Yani Maraş sınırlarında 1...

zr

Ortadoğu Halkları’n yazgısı mı?Ali ...

Ortadoğu Halkları’n yazgısı mı? Ali Erdoğan Genellikle Ortadoğu ülkelerin halkları kadere inanırlar. Kuran’da “hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğ...

im

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz ile Ders...

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz ile Dersim katliamını konuştuk Dersim soykırımının ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu ka...

Zo

‘Zo’ diyenleri bitirdik, sıra ‘Lo’ ...

‘Zo’ diyenleri bitirdik, sıra ‘Lo’ diyenlerde! 1915’te Ermeniler, Süryaniler ve Êzidiler, daha sonra Rumlar büyük ölçüde tasfiye ediliyordu. Bu ka...

Pazarcık Ermenileri-Firaz Baran

Pazarcık Ermenileri

Firaz Baran

fr1920’de Maraş merkezde kırk bin, Zeytun’da 17 bin ve köylerde 43 bin Ermeni yaşıyordu. Yani Maraş sınırlarında 100 bin Ermeni vardı. Peki bugün! “Biz Ermeniyiz” diyen bir aile bile yok.

Pazarcık’ı irdeleyecek olursak…

* Kizîron köyüne 3 km mesafede bir Ermeni köyü vardı. Devlet ve bazı Kürd Aleviler onları 1920’de kovdu.

* Pulyone Juri ile Maxson köyünün arası geçmişte ormanlıktı. Devlet hepsini kesti. O ormanda bir Ermeni köyü vardı. 1920’de köylüler devlet tarafından kovuldu. Mezarlığı 1960’ların başına kadar varlığını korudu. Sonra ne oldu? Bizim zeki insanlarımız mezarlığı bozdu ve tarla yaptı! Şimdi bol bol pamuk, buğday, mısır ekip gönül rahatlığıyla yesinler, değil mi? Devamını oku

Ortadoğu Halkları’n yazgısı mı?Ali Erdoğan

Ortadoğu Halkları’n yazgısı mı?

aliAli Erdoğan

Genellikle Ortadoğu ülkelerin halkları kadere inanırlar. Kuran’da “hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine” dair bir ayet var. Ve kişinin yaşam serüveni de önceden yazılmıştır denilir. Bu nedenle yöneticilerimiz, 300 kişinin can verdiği Soma faciasında “Bu ölüm şekli “fıtratın” da vardı” diyorlardı.

Sevgili okurlar, Ortadoğu ülkelerinden kanın akmadığı gün yoktur sanırım. ABD Başkanı Donald Trump, ilk Suudi Arabistan ziyaretinde 350 milyar dolarlık anlaşma imzalamış. Bunun 110 milyar dolarlık kısmı ile ABD’den silah alacak. Bu silahlarla Kolera ile mücadele eden Yemen’e bomba yağdıracak Suudi Kıralı Selman. Demek ki, Yemen Halkı’nın “fıtratında” Selman’ın bombaları ile ölmek varmış(!) Devamını oku

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz ile Dersim katliamını konuştuk

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz ile Dersim katliamını konuştuk

Dersim soykırımının ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının yıl dönümünde Dersim’de, katledilenler için Seyit Rıza Meydanında anma etkinlikleri yapılıyor. Katliamının yıl dönümü dolayısıyla Dersim Araştırmalar Merkezi’nden Hüseyin Ayrılmaz, Ferhat Tunç ve Selman Yeşilgöz PİRHA’ya konuştular. Uc

Ayrılmaz, Tunç ve Yeşilgöz, 4 Mayıs’ı hazırlayan süreci, Dersim’de gerçekten bir isyan oldu mu? şeklindeki sorularımızı yanıtladılar.

Neden 4 Mayıs? 4 Mayıs’ı hazırlayan süreç neydi?

Hüseyin Ayrılmaz: 4 Mayıs’a gelmeden önce birkaç şeyi söylememiz gerekiyor. O da şu: Dersim’e karşı zaten devletin bir hazırlık süreci vardı yani 1925’ten itibaren hazırlanan raporlar, zaman kazanma, Dersim aşiretler içerisindeki devletin çalışması, 1935 yılında Tunceli kanununun çıkarılması, 1936 yılında silahların toplatılması. Hepsi bir program dahilinde 1925’ten itibaren başlayan bir çalışmanın adım adım uygulanması olarak değerlendirmek gerekiyor. 1936’da silahları topladıktan sonra direk bir müdahale için devlet bir bahane arıyordu bana göre. Şimdi burada resmi görüşün öne sürdüğü bir şey var o da şu: Devamını oku

‘Zo’ diyenleri bitirdik, sıra ‘Lo’ diyenlerde! Mehmet BAYRAK

‘Zo’ diyenleri bitirdik, sıra ‘Lo’ diyenlerde!

1915’te Ermeniler, Süryaniler ve Êzidiler, daha sonra Rumlar büyük ölçüde tasfiye ediliyordu. Bu katliamlarda rol alanlardan Sakallı Nureddin Paşa, « Zo diyenlerin işini bitirdik, sıra lo diyenlere geldi” dedi. Gerçekten de öyle oldu.

ZoGerek II. Abdülhamid, gerek İttihad-Terakki, gerekse de Cumhuriyet dönemini irdelerken gördüğümüz acı tablo, ‘etno- dinsel adındırma, tektipleştirme ve Türk-İslamlaştırma’ya dayalı bir toplum dizaynıdır. Zaten bazı Türk tarihçileri, 1876-78 dönemini I. Meşrutiyet, 1908’den sonraki İttihadçılar dönemini II. Meşrutiyet, M. Kemal dönemini III. Meşrutiyet olarak nitelendiriyorlar. (1) Devamını oku

AKPM Neden Türkiye’yi Denetim Sürecine Aldı?

AKPM Neden Türkiye’yi Denetim Sürecine Aldı?

Ali ERDOĞAN

aliBir okul, yeni öğrenciyi okula alırken, kendine has bazı kuralları vardır. Yeni öğrenci adayı bu kuralları yerine getirdiği an okula kaydını yaptırır. Olay bu kadar net.

Özünü Roma Hukuku’nda alan Avrupa ülkeleri bir araya gelmişler, bir birlik kurmuşlar adına AB demişler. İnsan hak ve onurunu öne alan bazı kriterler (Kopenhag) koymuşlar. Alevilikte Musahiplik kurumu var. Orada Musahip olandan biri ekonomik bakımından zayıf düşerse, öbür Musahip mecburen yardıma koşar. Keza bir suç işlerse, öbür Musahip de suçlu sayılır. Mansur Darı’nda (Halk Mahkemesinde) yargılanır. Burada da üyelerden biri ekonomik sıkıntıya düşerse, AB o üye devletine yardım eder.

Türkiye, bu birliğe üye olmak için takriben 50 yıl önce müracaat etti. Yıllar sonra kapı aralandı ise de, istenilen kriterleri yerine getirmedi. Öyle ki, 13 yıl önce AB Türkiye’yi denetim sürecine aldı ve ödevlerini yerine getirmesi için ikaz etti. Devamını oku